- Kategori
- Kültür - Sanat
Öncesi ve sonrası

Düzelmezmi bu kokuşmuşluklar?
Yolsuzluklar, ahlaksızlıklar, saygısızlıklar, hoşgürüsüzlükler?
Oysa Türk halkın iç Dünyasında, son derece pozitif duygular üreten bir yapıya sahip...
Adalet ve Hukuk'a son derece saygılı bir toplum, Türk toplumu...
Peki nedir o zaman bizlerin bu olumsuz durumlarımız?
Seksen öncesi ve seksen sonrası diye iki bölüme ayırırsak ülkeyi, öncesinde dar, kapalı ve karanlık, sonrasında (ekonomik sıkıntılar hariç) açık, konuşabilen, tartışabilen, aramasını ve ne istediğini yavaş yavaş öğrenmeye çalışabilen, öncesine göre ufku açık bir ülke fotografını görüyoruz.
Seksen sonrası gelişimin kendi içinde yarattığı ve barındırdığı bir takım olumsuz gelişmelerin süreç içinde kendiliğinden kaybolacağına inanmaktayım.
Ama bu süreci hızlandırarak, bireylerin iç dinamizmini negatif değerlerden, pozitif değerlere taşınmalıdır.
Nasıl taşımalıyız?
Eğitim ve yaptırımlarla...
Siyasi liderlerimizin eğitim ve yaptırımların en az yirmi yıl sonra belki programlarına alabilirler. Çünkü ülke veri tabanları şimdiki olumsuz tablolarla yönetmeye ve yönetilmeye olanak sağlıyor.
Peki ne yapılmalı?
Nasıl bir çözüm üretmeliyiz?
Bugüne kadar basılı ve görsel medyada hep eleştiri alanında tartışmalar izledik, okuduk. Kimse çözüm için alternatif üretmediklerini görüyoruz. Ülkenin politikacıları, bilimadamları, işadamları'nın varlıkları sözkonusu değil sanki...
Geriye ne kalıyor? Sivil toplum örgütleri... Evet, sivil toplum örgütleri, hukuk kuralları içinde harekete geçmeliler.
Saygılar