- Kategori
- Gezi - Tatil
Onda bir köy var çok yakın ama yaşamın uzağında!

Halil Arıkan'ın Meyve bahçesinden bir kesit.
Orda bir köy var çok yakının çok ırağında. Ege Bölgesinin orta yerinde, insanca yaşam koşullarının çok uzağında. Manisa /Uluderbent Kasabasında. Bozdağların doğu uzantısında. Karadeniz Bölgesi yerleşkelerine çok benziyor evlerin yerleşimi. Herkes tarlasının içerisine yapmış evini. Küçük bir orman köyü. İsmi Örencik. Ege Bölgesinini göbeğinde, kentlere çok yakın, yaşam olanaklarına çok uzakta. Dağın yamaçlarındaki evlerin elektriği yok, yolu yok, altyapısı yok, suyu hortumlarla dağlardan kendi olanaklarıyla getirmişler. Hayvancılık ve tütüncülük tek geçim kaynağı imiş. Ancak, tütüne kota gelmiş, hayvancılık da yok denecek kadar azalmış. Anlayacağınız yoksul bir köy. Ülkemizin batısında, zengin Alaşehir ovasına 20 km uzaklıkta.Yoksulluğa oldukça yakın.İş olanakları yok. Yaşlısı genci 20.-TL.yevmiye ile Alaşehir’e Üzüm kesmeye gidiyorlar. Sabahın 03.00 kalkıyor insanlar, bir kamyonu doldurana kadar çalışıyorlar. Kadınlar kesiyor erkekler sırtlarında kamyonlara taşıyor. Sıcaklardan tenleri kunta kinte olmuş, avuçlarının içinde nasırlardan dereler oluşmuş. Ayaklarında lastik ayakkabıları. Evlerinde banyo yok. kazanlarda ısıttıkları sularla yıkanıyorlar! Egenin göbeğinde yoksulluğu iliklerine kadar yaşıyorlar. Çocukları tek başlarına dağın ortasındaki evlerinde. Kömür gözleri ışıl ışıl yanıyor bir insan gördüğünde. Yaşamları hayvanlar, böcekler ve ormanla sınırlı. Geceleri karanlık ama farkında değiller. Erkenden yatıyorlar.
11 -21 Ağustos tarihleri arasında Örencik köyüne gittim. Kayınpederimin meyve bahçesine. Kendisi; 2007 yılının 15 Temmuzunda aramızdan ayrıldı. İzmir Kızılçullu Köy Enstitüsünden 1949 yılında mezun olmuş. Örencik köyünden çıkan ilk öğretmendir. Okulda öğrendiklerini köylülere anlatmak adına 20 dönümlük bir meyve bahçesi yapmış köyüne. İçinde aklınıza gelebilecek her türden meyve ağacı mevcut. Çitlenbiklere antepfıstığı aşılamış, ahlatlara armut. Bahçesi tüm köylülere açık. Ticari bir kaygısı asla olmamış. Tek bir amacı varmış yoksul köylülere bilinçli ziraat yapmalarını elinden geldiğince öğretmek. Yaşamı okumakla geçerdi. Kentten çabuk sıkılırdı. Özellikle yaz aylarını bahçesinde geçerirdi. Çok kitap okurdu. ilerlemiş yaşına karşın günce tutardı. Ölümüne saatler kalıncaya dek günlük gazetesini okumuştur. Olaylara hep olumlu yaklaşır, asla kimseyi incitmezdi. Hiç yalan bilmez, söylenenlere hep inanırdı. İnsancıl ve demokrat bir kişiliğe sahipti. Bu yıl tatilde deniz yerine bahçeye gitmeyi yeğledik. (Ailece) Kayınpederim Halil Arıkan’ın meyve bahçesinde çok güzel bir 10 gün geçirdim. Yıllardır gitmemiştim. Emeğinin yeşilliğini, sevgisinin boy verdiği ağaçlarla kaplı bahçesinde serinledim, dinlendim. Saygıyla yeniden andım, saygılarımı gönderdim; kayınpederim, öğretmenim, yaşam modelim, Halil Arıkan’a. Üzerine yıldızlar yağsın.
Bahçe içerisinde üç odalı tek katlı bir ev var. Evini bir odasının duvarları taştan yapılı, ikisi tuğladan. Taş oda çok serin oluyor, geceleri kalın yorgan örtünmek zorunda kaldım. Sabahları erkenden ve dinlenmiş olarak uyandım. Tabi ki kuş sesleri eşliğinde.Sabah erken saatinde güneşin doğşunu izledim. Karşı tepenin arkasında olanca kızıllığıyla yavaş yavaş yükselişini izledim. Güneş ışıklarıyra parlayan yaprakların hışıltısını dinledim. Serinlikte uçuşan böceklerle, kuşlarla tanıştım. Birlikte hiç kimseyi rahatsız etmeden türkü söyledik ağaçlara. Güneş yükseldikce ben ağaçların gölgesine onlar ağaçların yeşil yapraklarına sığındı. Akciğerlerimi oksijenle demledim.Sabahın alacakaranlığında ağaçlara, sebzelere su verdim. Toprakla suyun öpüşmesine tanıklık ettim, toprağın kokusun çektim içime. Domatesleri, patlıcanları, salatalıkları, fasulyeleri, biberleri topladım ellerimle. Köylülerden aldığın keçi yoğurduyla semizotu salatası yaptım. Öğle sıcağında kınalı kekliklerin ötüşünü dinledim. Morisle tanıştım. Moris çobanların köpeği ama on gündür bizimle kalıyor. Çabanları boşamış görünüyor.Çünkü eşim ona çok iyi bakıyor.
Bahçede kaldığımız günlerde dolunay yoktu. Ama yıldızlar aydınlatıyordu gökyüzünü. Çobanlarla tanıştım. Geceleri birlikte manzara seyretmeye götürdüler.Saatlerce sohbet ettik. Sohbetimiz hiç bitsin istemediler. Çünkü onlar insana hasrettiler. Enişte lütfen en kısa zamanda yine gelmemi istediler. Ben onları onlar beni çok sevdi. İlk fırsatta gelirim dedim, söz verdim onlara.
Bu yıl dingin bir ortamda geçirdim iznimin bir kısmını. Ruhum dinlendi. Şehrin stresinden uzak kaldım. Aslında doyamadım. Tadı damağımda kaldı. Bir de köylülerin yoksulluğu içimi dağladı. Egenin orta yerinde küçük bir orman köyü Örencik. Alaşehir’e 20 Km. uzaklıkta. Yolu yok, suyu yok, elektriği yok. Dağlarında kuşları, böcekleri, hayvanları çok. İnsanları yoksul…. Ama çok sevecen, cana yakın. Çoban mehmet ve Kemal bekleyin ilk fırsatta geleceğim. Sizleri çok sevdim. İsterdim ki elektrik olsun sizler için yazdıklarımı okuyasınız. Ama Ege bölgesinin göbeğinde elekritkten yoksunsunuz. Sizleri karanlıkta bırakanlar utansın.
Değerli Öğretmenim; Kayınpederim, Halil ARIKAN'ı birkez daha saygıyla anıyorum. Emek verdiğin; topraklardan, bahçende yetiştirdiğin ağaçlardan, vurulmalarına asla izin vermediğin kuşlardan, özellikle kınalı kekliklerden, yerdeki karıncalardan, ıhlamurlardan, çitlenbik ağaçlarından, kekiklerden, taşlardan, serin serin esen rüzgarlardan, kana kana içtiğim sulardan, ayağının değdiği yollardan binlerce selam gönderiyorum. Üzerine yılrızlar yağsın. Toprağın bol olsun! Rahat uyu.