​ Önemli olan bedendir; beden bittikten sonra kalbin de ruhun da esamisi okunmaz / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '13

 
Kategori
Felsefe
 

Önemli olan bedendir; beden bittikten sonra kalbin de ruhun da esamisi okunmaz

Önemli olan bedendir; beden bittikten sonra kalbin de ruhun da esamisi okunmaz
 

Manevi angajmanlar nedeniyle insan bedeninin önemsenmemesi yüzünden kuru kavramlar ve olmayan (yaşamamış)hayali bedenler bile insan sayıldı; yan yatan, dağlar delisi, krivo… Bizi sanal yapamadılar; çünkü duba gibi body ortada evvelallah. Ama insanı manevi bir varlık olarak görme, iç dünya, dış dünya, ruhsal derinlikler, kalp kapısı, gönül bahçesi dehlizlerinde varlığımızın kaybolmasını sağlama gayretleri hala devam ediyor.

Tabii ki boş şey bunlar, inancın böyle ayrımları yok; Tanrı’nın emirlerini alıyor somut olarak uyguluyorsun. Duygu âlemi diye bir şey yok, duygu vücudun tepkisi, biz sadece bedeniz, ruh inananlar için var. Yani basit bir vücuttan ibaret insanı karmaşık ruhsal ve duygusal açılımlara sokup varlığınızı zorlaştırdığınız zaman hayat da zorlaşıyor; kalp atışlarına olmadık anlamlar yüklüyorsunuz. Ne yapsın, çalışmasın mı kalbimiz?

Ve en kötüsü yaralı kalbimizi (nasıl yaralanmışsa) uğraşmaktan bizden ilgi bekleyen vücudumuza bakamıyoruz. Ruhun acısı, kalbin yarası hayatın zorluklarına bulduğumuz karşılıklardır. Vücut çizgilerinin dışına çıktığımız zaman kendimizi olmayan dünyanın, yine kendimizin yarattığı acıklı maceralarıyla baş başa bırakıyoruz. Örneğin ölümlere neden olan kara sevda tarzı bunalımlar da bence bu çıkmazın ürünü.

“Kalp yarası derindir…” deniliyor, elbette çünkü bu anlamda bir kalp ve böyle bir yara yok; biz yaratıyoruz. Vücudun iç ve dış bölümlerine anlamlar yüklemek sanatı zenginleştirirken bizi bitiriyor; şaheserlerin çoğu gerçek bir dramın üzerine kuruluyor.

İçimizdeki sanal maneviyat uçurumlarına dalarak insan olacağımızı sanarken insanlıktan çıkıyoruz. Ve sanıldığının aksine eğer şeytan diye bir şey varsa bizi böyle daha kolay kandırıyordur. Çünkü vücut net:Aşk istersem alırım. Ama diğer şekilde istesem mi, vermiyor ki, niye vermiyor, ben almasını bilirim, kalbimle oynayamaz… Vesvese, endişe, dert…

Duygular işi karıştırıyor. Basit vücut refleksi duygu denen şey içimizde yenidünyalar yaratıyor. Peki, kötü bir şey mi? Evet, kötü bir şey. Biz zaten bir dünyanın içinde yaşıyoruz. Bir de içimizde duygulardan, hayallerden, manevi angajmanlardan bir dünya yaratırsak dış dünya ile iç dünyamız arasında çatışma başlıyor.

Oysa bütün bunlara gerek yok; vücudumuzun isteklerini yapalım yeter.

 

 

 
Toplam blog
: 6332
: 653
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..