Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Carolina Isolabella Özgün

http://blog.milliyet.com.tr/carolinaozgun

07 Ocak '07

 
Kategori
Felsefe
 

Onun gözleriyle bakmak

Onun gözleriyle bakmak
 

Bakıyorsun, gördüğünü sanıyorsun, sadece yanılsamaya aldanmıyorsun…

Gördüğünü sandığın aslında diğerinin gördüğünle aynı değil belki de, kelime aynı belki, bakış açısı farklı belki, renk ayrı ama adı aynı belki. Gördüklerin, söylediklerin bir masal belki. Herkes kendi masalını yaşar ve anlatırken gerçek bir yalan belki. Yaşadığını sandığın, yaşadığına inandığın bir bilim kurgu belki, oyun bile olmaktan çıkmış sanal bir denklem belki…O yüzden ki duygular, anlayışlar, beklentiler ayrı gibi gözükse de aynı kaset programlar belki…Kısır bir döngüde kendini bulduğunda, sorguladığında ve hatta anda dışına çıktığında büyük bir jungle içinde kaybolduğunu ve bulunduğunu buldun belki…

İşte şimdi asıl zor olan aşamada oyunu oynaman lazım, farkında olup, bilip, anlayıp bir de sürdürmen lazım belli ki. Hal bu iken ne yapmalı, nasıl alışmalı, çözmüşken nasıl düğümlemeli, salmışken nasıl toparlamalı? İşte şimdi akıl oyunlarına son vermek gerek, o akıl ki bu düzlemde aldığı, inandığı ve bildiği bilgilerle oynamayı bilir, ötesine geçirmek istemeden ket vurur ve bir kalıba sokmaya devam etmeye umarsızca çalışır. O akıl ki zekâ, algı, bilinç ve şuur ile ele ele çalışır. Şimdi ise alıştığı rutin sirkülasyona bir ekleme yapmak zorundadır, yöntem bilmez, anlamaz ama hisseder.

Ölüm deyince korktuğun o bilinmez kaç defa yaşamışız da farkına varmamışız, bedensel bir seyahat zannetmişiz, oysa bir boyutta ölürken diğerinde doğmuşuz, daire dairenin dışına çıkmış iç içeyken sadece genişlemiş, her doğduğunda damla damla akmış yenisini eklemiş…Nokta her şey nokta, nokta nokta içinde ve genişleyip daralan çemberde seni bir oraya bir buraya taşımış. Şimdi algıladığın içsel ve ruhsal seyahatler bir devinim olmaktan çıkmış bir dengeye oturmuş…

Genişler ve genişlerken içine tümlüğü almış nefese katmış, yargıları yitirtirken esen bir tatlı melteme seni eylemiş, deniz dediğin bilinç okyanusuna bir yelkenli açmış da seni aklının fırtınalarına teslim etmiş, orda burada dediklerin sadece içsel yolculuğunun sana bir perdeden yansımasıymış.. Kaybolduğun ve bulduğun anlarda dengen seni aklının zorlamasıyla bir yere demir aldırmış, sanıyorsun bir limanda kendini, güvenli ve korunaklı bir limanda, ya liman nerde ?? olması gerektiği yerde…

Karışık, karmaşık görünüyor, basit oysa çok basit, kaptır koyver kendini , sallan boşluğa, uç kanatsız kanatlarınla, doy doy akıl oyunlarına.

Bunca delirtici denklemden her çıktığında o paralel boyutun dengesini her yakaladığında yine sensin ve sendensin; inanç, anlayış, etiketler değişirken değişen de yine aynı sensin. Bu noktalar arası sonsuz seyahat boşluğunda ne teksin ne yenilmezsin, ne tamsın ne değişmeyecek olansın… Değişim ve gelişimi yanında taşıyansın, sevgi ve titreşimi hiç kaybetmeyensin… Dengeye gel dengeye, demir tavında dengede, düşüş düşmede dengede, kayıt kayıtta dengede, bakış görüşte dengede…

Şimdi yapılacak şey O’nun gözleriyle bakmak olacak, bakmak ve bakmak, algıla ama etiketleme, seyret ama irdeleme, gözle ama niteleme, bir pencereden baktığın sanala davran ama katılma, içinde ol evet ama dışında da ol çemberin, ol ki çemberin genişlersin, anlamaya çalışma sadece an’-la, zamana ak, zamanı bırak, taşısın seni dengeli olan yaşanışa, bir değer kattığında ve çıkarttığında bozma bozulma hayata, güven ve teslim ol akışa, bir de o’nun gözleriyle bak insana…

 
Toplam blog
: 144
: 676
Kayıt tarihi
: 21.09.06
 
 

İstanbul'da yaşayan bir levantenim, yeni özler, sözler, gözler tanımayı, farklı bakış açılarını p..