​ Operaya giden adama inat... / Opera / Bale / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '06

 
Kategori
Opera / Bale
 

Operaya giden adama inat...

Lafı opera etrafından insan davranışına getirmeyi bir temel blog yaklaşımı olarak öne sürdüğümüze göre, dün sahnelenen (25 Kasım 2006) Macbeth üzerine yazmanın kaçırılmaz bir fırsat olduğunu tüm Shakespeare ve opera meraklıları bilir. Öncelikle, sizler bir yerde ve bir zaman bu operayı izlemiş ve başka hiçbir gösteriden memnun olmadığınız kadar memnun kalmış ve hafızanızda o şekilde kalsın istiyor olabilirsiniz; ancak, her şart altında İstanbul Opera ve Balesi'nin sahnelediği Macbeth'i izlemek bir mecburiyettir. Mecburiyetimizin nedeni sahnelenişin orijinalliği, kullanılan simgelerin anlaşılır ve takip edilebilirliği, Perihan Nayır'ın muhteşem Lady Macbeth yorumu, Macbeth'in sahnede hem kahraman bir askeri hem de hırsına yenilen zayıf bir adamı yansıtabilen Gökhan Koç tarafından canlandırılması, dekorun amaca hizmetteki başarısı, ışığın tanımlayıcı ve yönlendirici kullanımı veya buna benzer söyleyebileceğiniz herhangi bir iltifat değildir.

Eğer dün çok sakin bir gün geçirdiyseniz ve olaysız bir şekilde temsile gelip yerinize oturduysanız yukarıda saydıklarım ve daha da fazlasını sizler de farketmiş olmalısınız... Dolayısıyla, sakin bir cumartesi geçirenlerin yazının devamında opera / performans eleştirisi anlamında bir yazı araması boşuna; zaten operanın oyuncuları ve sahnelenişi üzerine yazılacak yazılar önümüzdeki günlerde onları tatmin edecektir. Ama siz de savaşlar vererek o koltuğa yıkıldıysanız bu sanatçıların sizi yetenekleriyle taşıdığı aleme ayrı bir mutluluk ve minnet duygusu ile katılmış olmalısınız.

Bir operanın günümüze taşınması belli bir emek ve sahneleme tecrübesi gerektiriyor. Doğal olarak kendinizi bu anlamda Doç. Yekta Kara'nın ellerine teslim etmeniz ve gördüğünüz her sahnede simge üzerine simge koyarak sizi taşıdığı noktada eserin güzelliğini ve sahneye katkı yapan tüm ekibin başarısını takdir etmeniz gerekir. Bu atmosferi sağlamaya yönelik çalışanlar iltifatlarını yakın zamanda fazlasıyla alacak, ki bu sadece bir inanç veya gözlem değil kolaylıkla gerçekleşmesi beklenen bir kehanet. Oyunun üç, operanın kırküç cadısının kehaneti buna göre daha karmaşık ve zor inanılır belki, ama siz yine de bekleyin...

Bu kadar eski bir zamanda geçen bir eserden bahsederken beklenmeyen, yada doğal gelmeyen, konusunu geçmişte yaşanan bir olayın ile dedikodularının sarmalından alan bir operanın günümüz insanını tanımlamaktaki başarısı olabilir. Sizi bir soru ile konuya hakim kılmak elde; yapamayacağınız nedir? Limitinizi lütfen söyleyiniz... Cevaplarınızın bu eserde olacağından emin olarak seyretmeye gidebilirsiniz.

Shakespeare'in orijinal metnine gitmez ve Verdi'nin verdiği rollere bakarsak; konuşma rolü dahi olmayan özünde ve yaptığında iyilik ve saflık bulunduran bir kral aramızdaki pasifleşmiş iyileri yeterince vurucu bir şekilde anlatmıyor mu?

Siz kendinizi bir kahraman, iyi yetişmiş, geleceği üzerinde hak iddia eden, onurlu ve inançlı bir insan olarak görürken size verilip verilmeyeceği tartışma konusu bir payeyi zaten hak etmiş birinden almak için neleri ezip geçebilirsiniz? Böyle bir soruya vereceğiniz cevap tüm hayatınızı kapsar ve dürüstçe ortaya konulmuş ise; günümüzde bu ülkede yaşayan ortalama bir insan olarak küçük olaylarda zaten Macbeth veya Lady Macbeth gibi davrandığınız ama ardından vicdani bir rahatsızlık duymadığınız; önemli olaylarda ise aslında benzeri şeyler hissettiğiniz ama vicdan dengenizin hala sizi engellediği olmalı... Bu duyguları hissetmiyor ve Macbeth'in aslında ülkemizin ortalama insanı olduğunu düşünmüyorsanız; öncelikle şanslı bir insansınız ve büyük ihtimalle bir büyük şehirde yaşamıyorsunuz, belki ortalama insanlar arasında değil iyi / kötü farklı bir uç grupdasınız, yada siz de o kral gibi birisiniz ve başınıza gelecekler var...

Lady Macbeth ve cadılar üzerine yorumlar çok sıradışı olabilir. İnsan vicdanının gerçekleşeceği söylenen ve kehanetin ilk kısmının doğruluğunun hemen o saniye kanıtlandığı bir durumda dahi devre dışı kalabilmesi acı verici. Lady Macbeth azmettirici rolünde ve asıl ahlaksız / suçlu gibi olmasına rağmen silahı çeken yine de kocası, hem de hemen her adımında kehanetler ona yol gösterirken... Tüm görgü ve gösterge veriler birşeylerin kötüye gideceğini söylerken krize dalana kadar ayılmamak, ardından da herşeyin yeniden, başka sistemle, başka krallarla baştan alınması aslında bizim hikayemiz. Layıksanız, haklıysanız, vicdanlıysanız kaybedersiniz... Hakkınız aranıp siz ortadan kaybolduktan sonra düzen yeniden kurulsa yine iyi tabii ki... Ama size ne olacak? Hem hatasız, hem iyi, hem dürüst ve hem de insanken...

Dün Cihangir'in sokaklarında park etmiş araçların durduğu yerlere bakarak, arabasında oturup etrafında ne olup bittiğini anlamaya çalışan şaşkın yüzleri sayarak veya kavgalarda araya girip ortalığı sakinleştirmeye çalışan kişileri cesaretlerinden dolayı kutlarken kimin Macbeth, Duncan veya Macduff olduğunu görebilirdiniz. Operaya giden adam bu günlük rollerin ve aktörlerinin yarattığı problemler arasında boğulurken düşünmese de, AKM'nin koltuğuna oturunca gündelik hayatındaki olayların benzerinin önceden de yaşanmış olabileceğini görüyor. Bu durum bu satırları yazmayı kolaylaştırsa da, opera sonrasında sokağa çıkmayı kolaylaştırmıyor.

Toplumsal bir delilik anı yaratıp hepimizin aslında tehlikede olduğunu iddia etmek, kaybettiğimiz iyiler ardından ağıtlar yakmak abartılıysa; lütfen yarın İstanbul trafiğindeki Macbeth'leri sayın, fikrinizin değişme olasılığı oldukça yüksek.

 
Toplam blog
: 10
: 606
Kayıt tarihi
: 23.11.06
 
 

Bir doktor mühendis ve amatör bariton olarak şanın ve dansın hayatımızda değişiklik yaratabileceğine..