​ Opın ti… / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '11

 
Kategori
Haber
 

Opın ti…

Opın ti…
 

Bugün, Şükrü Kızılot’un yazınsı okuduğumda gülmekten kasıklarım patladı…

Sayın Kızılot, kendisine bir okurunun gönderdiği İzmir Adnan Menderes Havaalanı Tren İstasyonu’ndaki iki levhayı ele almış ve İngilizceden Türkçeye çevirisin yapmış…

Tabi ki tam bir komedi…

Acaba oraya gelen bir İngiliz, bunu nasıl anlamalı?

Sayın Kızılot “Orta düzeyde İngilizce bilenlerin dahi kafayı salladığını görür gibiyim” diyor.

Ben kimsenin kafayı sallayacağına ihtimal vermiyorum. Çünkü bizde yabancı dil ve özellikle İngilizce, o levhaya o cümleleri yazan kadar aynı seviyede…

İlk, orta ve lise düzeyinde öğrendiğimiz İngilizce neyse o, üzerine geliştirmek gibi bir düşüncemiz olmadığından, o levhayı yazanın İngilizcesi de okuyanın anlayacağı kadar zaten…

Acınacak halimize gülelim cinsinden yani…

Günün birinde, şirkette oturduk bir konu üzerinde konuşuyoruz. Diğer iki arkadaş, yıllarca Amerika’da kalmış, yabancı dilleri de elbette çok iyi…

Konuşmaların bazı bölümünde Türkçe karşılığı akıllarına gelmeyen kelimeleri İngilizce geçiyorlar, ben çoğu kez konuyu bildiğim için anlıyorum, ama bazen de kaçırıyorum.

Tabi ben itiraz ettim…


- Arkadaş, lütfen Türkçe konuşalım…
- Ya abi, bunların Türkçe karşılığını bilmiyoruz, gel sen İngilizce öğren…

Canım sıkıldı tabi, biz bilmiyoruz ya İngilizce…

Bir süre sonra telefonu kaldırdım, bizim çaycı Zarife hanıma;


- Zarife… Ay em dırınkik van glas opın ti… Biring Pilis…

Tabi Zarife Hanım “Peki efendim” deyip telefonu kapattı…

Bu noktada biraz Zarife’den söz etmem gerek… Zarife Hanım, bizde çalışmaya başladığında ilkokul mezunuydu. Dışarıdan orta ve liseyi bitirdi, ardından açık öğretim fakültesini de… Çok çalışkan ve bir o kadar da zeki, gerçekten takdir edilecek birisiydi…

Zarife dışarıdan sınavlara giriyor ya, elbette ders de çalışıyor, Bu arada İngilizce dersini de…

Biliyor ki “I am” ben demek, “drıik” içmek, “One” bir, “Glas” bardak, “Open” açık ve “Tea” da çay demek oluyor… Arkasından da “Bring” getir, elbette “please” de teşekkür etmek…

Getir bunları Türkçe kafasıyla yan yana, olur sana “Zarife, Ban bir bardak açık çay içeceğim, lütfen getir” gibi bir şey olur.

Zarife de bunu zaten böyle anladı ve bir bardak açık çayı getirdi.

Bana “Sen de İngilizce öğren” diye arkadaşlar “Olmadı” diyorlar…


- Yahu, ben İngilizce bir bardak açık çay istedim mi?
- İstedin…
- Zarife de getirdi mi?
- Getirdi…
- O zaman ne debelenip duruyorsunuz, zaten siz benim seviyemde İngilizce bilmediğinizden, benim ne dediğimi anlamazsınız. Beni anca Zarife anlar…

O hesap, Sayın Kızılot o levhadaki İngilizce metinleri yazanın seviyesinde İngilizce bilmediğinden, anlaması da zor elbette. Muhtemelen levha da yabancılar okusun diye yazılmamışlardır!...

25 TEMMUZ 2011
İBRAHİM PEKBAY

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..