Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1343
 

Orhan Pamuk ve çay kaşığı şeklinde çikolata

Orhan Pamuk ve çay kaşığı şeklinde çikolata
 

Gazetem koltuğumun altında, yeni gitmeye başladığınız bir yerde sürekli aynı yere oturmak gibi bir takıntınız var mı?

Benim var…

En dipteki koltuk, cafenin tüm masalarını görüyor…

Masaları görmek demek, insanları gözlemlemek demek!

Bu da benim beslenme alışkanlığım.

***

Ali Kırca’nın Orhan Pamuk’la yaptığı röportajın ikinci bölümünün son beş dakikasını izleyebildim…

Pamuk, konuşmakta zorluk çekiyor. Cümleye başlarken kekeliyor…

Tutarsız!

Bana sorarsanız fazla yalnız...(!)

“ Yeni kitabımı yazmaya başladım, size bu kitabı anlatmaya niyetim yok ama!”

Otuz saniye sonra; “ kitabımın ismi bile hazır, insanın iç dünyasına derinine iniyorum”( <ı>Yazmaya başladığı <ı>kitabın ismini söyledi ama şu an ben anımsayamadım)

İki cümle peş peşe gelince Ali Kırca’da şaşırdı, detayın üzerinde durmadı.

Yirmi dört saat sonra Orhan Pamukla bir söyleşi daha yapılsın, yazmaya başladığı kitabın ismini tekrar söylemesi istensin! Söyleyemez!

İsteyenle sosislisine iddiaya girerim. Yanına da ayran…

Orhan Pamuğun el yazısı ile yazdığı romanları kareli defterlerden temize kim çekiyor…

Öyle biri var mutlaka, şu imla kurallarını bilen!

Adamın Nobel aldığı gerçeğinden yola çıkarak imla kuralları ve yaratıcılık üzerine söyleyecek sözü olan?

Vardır mutlaka!

***

Yanıma sessizce gelen garsondan sade kahve istedim. Aslına bakarsanız hiç sevmem( <ı>Kahve içme arap olursun)

Alengirli bir fincanda Türk kahvesi geldi...

Sigarayı telledim…

Önümdeki masada içeri girer girmez ortamdaki bütün dikkatleri üzerine toplayan bayan bana sırtı dönük oturuyor… Dar tek parça siyah bir elbise giymiş, bizim oralarda bu elbiseyi kadınlar düğünlerde giyer. Laf aramızda yakışmış. Giydiği kırmızı ayakkabıların yaklaşık yedi santimlik topukları sarı, çorabı siyah…

Kadının elbisesi iki kürek kemiğinin arasını açıkta bırakıyor ve tam orada bir haç var…

<ı>İnsan göremediği bir yerine neden dövme yaptırır?

Kim için?

<ı>( Düşündüm de detaylar birbirine karışmış olabilir, dar siyah elbiseli kadın, topukları sarı, kırmızı ayakkabılı kadın ve sırtında haç dövmesi olan kadın üç farklı kadın olabilir! Benim için mahsuru yok, sizin için var mı?)

<ı>

Kadın kürek kemikleri arasına o dövmeyi neden yaptırdı acaba?

Sevgilisi ya da kocası kadından bunu istemiş olabilir mi?

“ Bebeğim bana sırtını döndüğün zaman …..”

Başka?

İnançlarından dolayı? Olabilir…

Dikkat çekmek için?

Evet kesinlikle!

<ı>Ayak bileğine yılan dövmesini tercih ederim…

***

Masaların üzerinde küçük el broşürlerinin üzerinde kocaman;

“ Çikolatalı milk shake” yazıyor.

Çalkalanmış çikolatalı süt…

Çikolatayı yerken, sütü ayrı içsek, işlem bitince de olduğumuz yerde yaklaşık otuz saniye titresek…( <ı>Bırrrrr der gibi)

Sallamaysa sallama, sütse süt, çikolataysa çikolata!

Hiç içmedim, denesem mi?

Cık!

Garsona elimi kaldırdım, “bir sade kahve daha alabilir miyim?”

Ağzım zehir gibi bu ikinci kahve neyin nesi?

Köşede oturup mozaik pastanın canına okuyan gözlüklü yaşlı bayan, benim gazeteye takıldı. İstemek için iki defa niyetlendi ama ben gözlerimi kaçırınca vazgeçti...

Halden anlarım yahu…

“ Gazeteyi okumak ister misiniz?”

“ Çok memnun olurum.”

Karşılıklı gülümseme benim gazete yaşlı kadının ellerinde...

<ı>Ben olsam gazetesini okuduğum adama bir parça mozaik pasta verirdim. Ne olacak?

***

Sizi bilmem ama Orhan Pamuğun son kitabını almayı düşünmüyorum...

Daha eskilerini okuyamadım..

***

Sade kahveleri de boşuna içtim, çay kaşığı şeklinde çikolataları sütlü nescafenin yanında da veriyorlarmış!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok başarılı bir tarz buldun Ali. Ânı anlatırken uçuşan fikirlerin ekrandan odaya doluyor; kelebekler gibi:) Hadi bi tane daha diye ellerimi çırptım ama bitmişti:))) Selamlar...

vakayinüvis 
 10.09.2008 20:47
Cevap :
Aslına bakarsanız sürekli yeni bir şeyler üretebilme uğraşı içerisindeyim, sizlerle paylaştıklarım da oluyor, paylaşamadıklarım da.... Empati yapıp kurgulamaya çalışıyorum olayları... Camı kıran haylaz çocuğun, evde hiçbir şeyden habersiz televizyon izlerken camı kırılan yaşlı kadının, haylaz çocuğun babası ve yaşlı kadının kocasının gözlerinden bakmaya çalışıyorum hayata... Aralara kendi düşüncelerimi serpiştiriyorum... Beğenmenize sevindim velhasıl, selamlar... Pamuk şekeri tadında günler : ))  11.09.2008 12:16
 

Hegel'in felsefesinde, efendi kölenin sırtından geçinirken sefa sürer. Köle ise efendisi için çalışırken acı çekerek olgunlaşır ve pişer. Bunun sonucunda öyle bir an gelir ki köle efendinin efendisi, efendi ise kölesinin kölesi olur. Acı, bilgeliğe giden yolda en temel araçtır. Tabi ki acı yüzünden çıldırmadıkça. Çünkü böyle bir risk her zaman için vardır. Sevgiler. Selamlar. Ali Nail.

Ahmet Güreşçioğlu 
 10.09.2008 13:51
Cevap :
“Efendi mi köle mi olacağına sen karar ver” diyorsunuz yani : ))  11.09.2008 16:18
 

Orhan Pamuk severdim... ama şu son olaylar beni kırdı .. Türkiyede yetişmiş .parasını bizler sayesinde kazanmış ve ünlü olmuş bir adamın bu şekilde politize olmasından hiç mi hiç hoşlanmadım.. Bu noktada ne kitabını alırım ne de para kazandırırım daha fazla.. Ha .. üslup tarz görecelidir ... kiminin sevdiğini kimi anlamaz ve sevmez...

engindurgal 
 08.09.2008 18:45
Cevap :
İnsanlar kafalarında kendini nereye koyuyor... Geçenlerde Selahattin Duman konu ile ilgili güzel bir yazı kaleme almıştı, Yazılarını severek okuduğum birine Duman’ın yazısını okuması önerdim... “Selahattin Duman’ın da Akademik kariyeri var Orhan Pamuk’unda Duman, Pamuktan daha iyi yazdığını söyleyebilir” diye cevap yazdı yani o söyler sen söyleyemezsine getirmiş “Peh!” Orhan Pamuk kitaplarını öpücükle mi veriyorlar bize... Hem kitapları alacağım “hem beğenmediğim” diyemeyeceğim nasıl bir anlayış bu...  09.09.2008 10:07
 

Cevdet Bey ve Oğulları, Benim Adım Kırmızı, İstanbul, Kar romanlarını okudum. Cevdet bey ve oğulları ile İstanbulu çok beğendim. Benim adım Kırmızı, uzun araştırmalara , ince gözlemlere dayalı çok ilginç bir romandı. Kara Kitab' yarım bıraktım. Türk Edebiyatını dünyaya tanıtan,duyuran yazarlarıımzın başında geliyor. En son kitabını da okuyacağım elbette. Siyasi söylemlerinden dolayı düşman değilim. Söylediklerinin doğruluğunu değil ama bu konuların tartışılabilir olduğunu, tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Bir pazarlama taktiği olduğunu düşünmek yazılarına gölge düşürüyor ama toptan red edilme gerekçesi de olmuyor benim adıma.2007'den 2008 e girerken, tüm dünyada insanların birbirine İSTANBUL adlı romanını hediye ettiklerini düşünmek duygusu, romanı okuyan ve çok hoşlanan biri olarak hoşuma gidiyor. sırtıma ya da omzuma bir kelebek döcmesi yaptırabilirim bi ara. Sadece kendim için, aynadaki ben için...Sevgi ve selamlarımla...

Neşe İleri 
 08.09.2008 14:25
Cevap :
Orhan Pamuk’un elimdeki kitaplarını okur, bitirir ve anlayabilirsem yeni çıkan ve çıkacak kitaplarını alır ve okurum elbette... Elimde şimdilik çeşitli dönemlerde alıp okuyamadığım yeterince kitabı var... Kelebek dövmesi gerçekten harika olur hele mavi olursa... Selamlar...  09.09.2008 10:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1109
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster