Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
93
 

Orta sınıf geçim vaziyet

Kendimizi bildik bileli duyduğumuz bir tanım vardır Türkiye’de: Orta sınıf. Sınıfsal ayrımları ülkece pek sevmediğimizden “orta direk” olarak da bilinir bu kavram. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada var olan bu tabir aslında bir ekonomik grubu belirtmek için kullanılır.
Ne fakir ne de zengin olarak tanımlanabilecek, yuvarlak bir hesapla gelir dağılımında yüzde 25 ile yüzde 75’lik dilimin arasını kapsayan bölgede yer alan geniş gruba orta sınıf denilebilir. Kısacası hemen hepimizin mensubu olduğu bir alan. Orta Sınıfın parasının artık olmadığını gösteren neden;
 
Tabii açlık sınırı, yoksulluk sınırı, kaliteli yaşam sınırı gibi her şeyin birbirine karıştığı ve yarın ne olacağı hiç belli olmayan güzel ülkemizde orta sınıf olmak bir noktada hepimizin tesellisi oluyor çünkü orta sınıf demek az da olsa düzenli geliri olmak demek.
 
Eskiden olanın aksine artık seyahat veya tatil orta sınıfın ancak başka bir şeyden feragat ederek yapabildiği bir etkinlik haline gelmiş durumda. Yapılan bir araştırma gösteriyor ki tatile çıkan orta sınıf mensuplarının neredeyse yarısı ya o sene almaları gereken televizyon gibi bir büyük elektronik eşyadan vazgeçmiş, ya sene boyunca sinemaya gitmemiş veya dışarıda yememiş ya da kıyafet alışverişleri gibi ufak tefek şeylerden kısmış. Yine eskiye oranladığımızda pek çok orta sınıfın aldığı maaş yeni bir araba almaya yetecek kadar doyurucu değil. Büyük şehirlerde yaşayan şanslı ve genele nazaran daha çok kazanan orta sınıf mensuplarını hariç tutarsak ortalama bir araba fiyatının 10-15’te biri kadar aylık maaş alan bir çalışanın böyle bir para biriktirmesi için neredeyse hiç harcama yapmaması lazım. Hiç harcama yapmamak da orta sınıfa ters tabii. Bunun kirası var, faturası var, taksidi var, var oğlu var… Ülkedeki hemen herkesin en az bir kredi kartı olduğunu (ortalama ikinin üstünde) ve her kart sahibinin ortalama 1.000 TL aylık kart taksiti olduğunu göz önüne aldığımızda (ki gerçek rakamlar bunun kat kat üstünde) ortaya çıkan tablonun ne kadar vahim olduğunu kolaylıkla anlayacaksınız. Yükselmeyen hatta düşen bir gelire oranla, korkunç hızda yükselen kredi borçları ve bunun aylık taksitleriyle karşılaşıyoruz. Kaçınılmaz ve korkunç bir sona doğru gidiliyor: Hacizler, yeniden yapılandırmalar, depresyonlar, intiharlar… Ne olur ne olmaz diye kenarda köşede üç kuruş para biriktirmek ne yazık ki artık orta sınıfın yapabildiği bir şey değil. İşten çıkma, hastalık veya herhangi bir kötü senaryo için kenarda aşağı yukarı 6 ay kendine yetecek kadar para tutabilen orta sınıf mensupları tüm orta sınıfların içinde dörtte birlik bir kesimi kapsıyor. Onlar da diğerlerine nazaran daha yüksek geliri olanlar. Bir diğer dörtte birlik kısmın ise hiçbir birikimi ya da güvencesi yok! Eğer Allah’a emanet yaşadığımız güzel ülkemizde şans eseri emeklilik yaşına kadar ölmez de yaşarsanız muhtemelen o saatten sonra alacağınız emeklilik maaşı harcamalarınıza ve planlarınıza yeterli olmayacaktır hatta bu maaş en temel ihtiyaçlarınıza bile yetmeyebilir. Ben bir ömür boyu çalışırım diye kendinize güvenseniz de belki vücudunuz bu konuda sizinle hemfikir olmayacaktır. Ancak emekliliği düşünüp birikim yapmak için de paraya ihtiyacınız var ve evet orta sınıfın artık böyle bir birikim yapacak geliri ne yazık ki yok…Tıpkı acil durum güvencesinde olduğu gibi sağlık masraflarında artık pek çok orta sınıfın karşılayamayacağı şeyler arasında. Yani normalde zorunlu olarak alman gereken sağlık hizmetleri artık paran varsa sağlıklı olmaya hakkın var şekline dönüşmüş durumda. Bunda her sektörde olduğu gibi özelleşmelerin de payı büyük. Devlet kendi yükümlülüğü olan bir işi başka birilerine devrederek hem para kazanıyor hem de fiziksel gücünden tasarruf ediyor. Olan yine orta sınıf vatandaşa oluyor. Gelir seviyesi düştükçe sağlık masraflarının da bir dalı sayabileceğimiz ancak daha pahalıya mal olan bir kalem daha lüks tüketime giriyor: Diş sağlığı harcamaları. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki 20-65 yaş arasındaki yetişkinlerin neredeyse yarısı çürük tipi durumlarda dişçiye ya gitmiyor ya da gidişini erteliyor. Sebebi basit, orta sınıfın artık bunu da ödeyecek gücü yok.
Bunlar bizler gibi orta sınıf vatandaşların artık kolay kolay sahip olamadığı“lüksleşen” gereklilikler. Belki de durum sadece biz kendimizi orta sınıf sanmaya devam ederken gitgide fakirleşmemizden ibarettir. Özellikle özel sektörde çalışanlar her yönüyle mağdur durumdadır. Gelir ücretlerinin yaşanan hayat şartlarında eriyip gittiğini ve gelirin giderleri karşılamadığı ortadadır. Alınan ücretler, giderlere göre yama var 25 tane karşılanan yama beş tane, diğer yirmi yama açıkta ve dışarıda kalmaktadır. Yaşanan bu sıkıntılar, bu dar gelir sınıfındaki insanları büyük sıkıntılara sokarak, hayatlarını zindana sokmaktadır. İş adamları, patronlar bir şekil gelir gider dengelerini öyle yada böyle düzene sokarak güzel yaşamlarına, lüks arabalara, yatlara, katlara istediği gibi ve her yapılan masrafları gider göstererek vergiden düşerek, zevklerine göre yaşamaktadırlar. Hani komşun açken sen keyif içinde tok gezen bizden değildi?.. Nerede komşu hakkı, kul hakkı, sırf din kisvesi altında insanları kandırarak keyif içinde, varlık içinde yaşamaya devam etmektedirler. Ha birde o lüks arabalarla hava atarlar ya en çok da o zoruma gider. Bizlerden kaçırdıkları vergilerden alınan eşyalardan bizlere hava atar ve fakirleri hakir görürler. Aldanmasınlar ki, bu tarafın birde diğer tarafı var ve bir gün ilahi adalet onlara çok kötü çarpar. Helak olurlar, parçalanırlar, zor ölürler. Mal mülk, para hırsı bunları iyice zıvanadan çıkarmaktadır. Ama bilsinler ki, bu hırs onları diğer alemde ve bu dünya da bir gün perişan edecektir. İllaki bir yerlerinden, bir şeylerinden bir şeyler kaybedeceklerdir ama anlayana demişler ya, bu hırsla hiçbir şey anlamaz, görmezler. Sonunda bunları bir avuç toprak doyuracak ve bu dünya hayatı çok kısadır… Unutmasınlar!..
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 245
Kayıt tarihi
: 02.12.06
 
 

1967 Artvin-şavşat-Balıklı döğümlüyüm. İstanbulda Gümrük müşavirliği faaliyetiyle iş hayatıma dev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster