- Kategori
- Dünya
Ortadoğu Ve Kuzey Afrika'da Yaşananlardan Türkiye Adına Çıkarılacak Dersler

Önce Tunus'ta, Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali karşıtı halk eylemleriyle kıvılcımlanıp, sonrasında Mısır'da, Hüsnü Mübarek karşıtı gösterilerle alevlere dönüşen yangın, en sonunda Libya'da, Kaddafi rejimine karşı çıkan isyanlarla Kuzey Afrika kıyılarını sardı. Yıllardır ülkelerini demir yumrukla yöneten diktatörler için artık yolun sonu görünüyor.
Ancak Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi, dün akşam bütün dünya televizyonlarında canlı olarak yayınlanan konuşmasında; ülkesinde çıkan ayaklanmalara önderlik eden isyancılara asla boyun eğmeyeceğini ve ülkesinde en son Libyalı kalıncaya dek mücadelesini sürdüreceğini, neredeyse tüm dünyaya meydan okurcasına haykırdı.
Kaddafi'nin konuşmasını dinlerken, sahip olduğumuz demokrasiye de binlerce kez şükrettim. Çünkü bizden katbekat zengin petrol ülkelerinin insanlarının, bizdeki kadar geniş demokratik hakları; kendi vekillerini, başbakanlarını seçme özgürlükleri yoktu. Gelin, Haziran ayındaki genel seçimlere, bir de bu perspektiften bakalım:
Gün geçmiyor ki, iktidarla muhalefet arasında yeni bir konudan tartışmalar yaşanmasın. Hiçbir şey olmasa bile, liderler, Meclis veya parti kürsülerinde yaptıkları, ettikleri üzerinden birbirlerine sataşmanın fırsatını kollarlar. Arada bir diğer partiler, daha başka konularla tartışmada taraf olurlar. Cumhuriyet ilan edilip, çok partili dönemin başlamasından bu yana, Türkiye'de demokrasi çarkının işleyişi böyledir. Aslında pek o kadar germiyor beni, Meclis'te yaşanan kavgalar. Çünkü 'seçilmiş kral' a muhalif, aykırı sesler de var.
'Türkiye'de dikta rejim geri döndü' , diyenlere sormak isterdim: Nesi var 42 yıldır karanlığa mahkûm Libya'nın, bizden daha fazla? Sokaklarda keskin nişancıların kurşunlarına hedef olan masum insanlarından başka. Demokrasinin ve özgürlüğün kıymetini bilelim.