Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
270
 

Ortadoğu yeniden şekillenirken!

Ortadoğu yeniden şekillenirken!
 

Türkiye öncelikle acil bir sınır ötesi hareket yapmalıdır. Bunu yaparken, sınır ötesi harekattan vazgeçilmiş gibi gösterip, PKK 'nın toparlanıp, mevzilerini değiştirmesi önlenmelidir.

Lübnan ve Filistin bombalamalarının devam ettiği bir zamanda yapılan harekat, diğer zamanlarda yapılacak bir harekattan daha az tepki toplayacaktır. Bu harekatla, icazet almadığını ve gerekirse neler yapabileceğini başta kendi halkına olmak üzere tüm dünyaya ispatlayacaktır.

Bu harekatla, sınırlarımızın güvenliği tekrar sağlanacak, zaten herkesin bildiği gücümüzü kendimize ve gerekenlere tekrar hatırlatılacaktır. Artık kaçınılmaz gibi gözüken olası bir harekatın sonucunda bu bölge yeniden yapılandırılırken, Türkiye olması gereken yerde olmalıdır. Eğer, ülkemiz bu boşluğu dolduramazsa, boşluk başkaları tarafından hemen doldurulur.

Kuzey Irak ‘a girdiğimizde Türkmenler de yalnız olmadıklarını hissedecek ve sindirilme duyguları sona ereceklerdir. Bu harekatla, daha fazla kazanımlardan birisi de eğer Irak’ta federal bir yapı oluşacaksa bu yapının Türkmenler ’e de uygulanması olmalıdır. Bunun için gereken koşullar Kuzey Irak’a girdiğimizde, gücümüzü hissettirdiğimizde kendiliğinden kazanılabilinir.

Sinan Ogan’ın “Türkiye’nin hiç vakit geçirmeden ve tereddüde mahal bırakmayacak şekilde en üst seviyede Türkiye’ye tehdit teşkil edebilecek her türlü terör örgütlerine karşı dünyanın neresinde olursa olsun ‘Önleyici Vuruş Hakkını’ kullanacağını açıklaması ve uygulaması gerekmektedir”(**) önerisini de bu bağlamda değerlendirmekte fayda vardır. Çünkü, dış politika öyle hassastır ki yaptığınız açıklamaların devamını getiremez, söylemlerinizde zigzaglar çizerseniz bunun çok ciddi sonuçlarına da katlanmak zorunda kalırsınız. İşte bu durumda siyasi otoritenin, siyasi iradenin gücünden ve söylemini nereye kadar götüreceğini baştan planlamış olmalı ve buna göre hareket etmelidir...

Bu arada düşünülmesi gereken bu operasyonun ülke içinde ve dışında yaratacağı muhtemel gelişimlerdir. Bu operasyon bir güvenlik ve anti-terör operasyonudur. Türkiye için bu harekat, Kuzey Irak’taki otorite boşluğunun yanı sıra bölgesel ve uluslararası çeşitli güçlerin desteğiyle yeşertilen terörist bataklığının kurutulması amacını taşımaktadır. Burada ülkemiz ne Kuzey Irak’ı işgal etmek istemektedir ne de bir operasyonla tüm güneydoğu sorunlarının çözülemeyeceğinin farkındadır. Bundan dolayı da bazı yanlı kişilerin "Dağ fare doğurdu veya doğuracak" gibi söylemlerini hesaba almamak gerekir.

Dışarıda oluşabilecek eleştiriler de bellidir. AB’de kesinlikle olumsuz, PKK yanlı, eleştiriler gelecektir. Ve yersek en büyük tehditleri zaten ellerinde ki tek büyük kozları bizi AB’ne almamaları olacaktır.

Burada düşünmemiz gereken ilk olay AB’nin tepkilerinden çekinip, sözümüzü yemek yerine AB’den gelebilecek tepkileri hesaplayıp yapacağımız sınır ötesi operasyonun ilk kesin aleyhte sonucunun bu bize yöneltilecek tepkiler olacağını görüp, geçmektir...

Esas bizi zorlayacak tepki Ortadoğu’da bulunduğu ve oynadığı rolle tabii ki ABD’dir.
ABD ‘nin bu operasyona izin vermiyorum diyerek tüm dünyaca çok iyi bilinen büyük ulusal onurumuzu zedelemeye çalışmasına da çok dikkatli olmalıdır. Bu, "İzin vermiyorum" söylemine uyarsak "ÇUVAL OLAYI"ndan sonra milli onurumuz bir kez daha rencide edilecektir. Ve bu AKP’nin vebali olarak düşünülecek ve AKP bu durumdan en çok etkilenecek kurum olacaktır. Bu arada ABD’nin "Irak’a giremezsiniz" söylemi, bizi İran, Suriye, İsrail arasında devam eden gerginlik sonucunda her an patlayabilecek bir savaşa ve kendisinin yerine bizi koymaktan büyük keyif alacağı IRAK bataklılığına girmemize neden olabilecek bir plan olup olmadığının da ve sonuçlarını da iyi düşünmemiz gerekirdi.

Ama, artık madem ki Türkiye Cumhuriyeti hükümeti gerekirse Irak’a girebileceğini söylemiştir. Ne olursa olsun tüm olası gelişmeleri gözden geçirip ona göre planlamalarını yapıp Kuzey Irak’a girmelidir. Türkiye sınır güvenliği için hiçbir ülkeye güvenmemiştir ve güvenmemelidir. Kendi işini kendi görecek ve bunun için 70 milyonluk nüfusuyla, tarihsel ve bölgesel gücüyle, şanlı –muzaffer ordusuyla bir kez daha, kendisine yakışan büyük devlet olma gereğini yerine getirmelidir. Bu operasyonla eşgüdümlü yurt içinde de istihbarat kurumlarımızca verilen bilgilerin de değerlendirileceği operasyonlar yapılmalı ve dış işleri bakanlığımızca önceden hazırlanmış büyük enformasyon kampanyaları da uygulamaya konmalıdır.

Yoksa, bırakın Ortadoğu’yu ülkemizde bile istemediğimiz olumsuz değişim ve gelişimler ortaya çıkabilir. Ortadoğu, dünya hatta ülkemiz yeniden şekillenirken bizde izlemek durumunda kalabiliriz.

Yeter ki kim olduğumuzu ve gücümüzü bilelim. Gereken güç ASİL DAMARLARIMIZDA MEVCUTTUR!...

Mehmet SALİH

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 68
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 919
Kayıt tarihi
: 08.07.06
 
 

40 Yaşından Sonra Evet, ben yıllarca okudum, okudum. Ne bulursam, elime ne geçerse. Kırkından sonra..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster