- Kategori
- Gündelik Yaşam
Örtülü ödenek...

Merhaba değerli okurlar,
Bugün, demokrasiden, açıklıktan, şeffaflıktan dem vuran siyasilerimizin, adı ÖRTÜLÜ ÖDENEK olan ve nereye, ne kadar, hangi amaçla ödendiği halktan saklanan ve sadece 3 siyasinin, Başbakan, Maliye Bakanı ve ilgili bakanın insiyatifiyle yapılan harcamaları ele alarak, Sizlerle paylaşmak istiyorum.
Evet, ÖRTÜLÜ ÖDENEK, 5018 sayılı kanunun 24. maddesine göre,
" Kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, Devletin Milli güvenliği ve yüksek menfaatleri ile, Devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Hükümet icapları için kullanılmak üzere Başbakanlık Bütçesine konulan ödenektir.
Kanunlarla verilen görevlerin gerektirdiği istihbarat hizmetlerini yürüten diğer Kamu idarelerinin bütçelerine de, örtülü ödenek konulabilir.
Örtülü ödenek bu amaçlar dışında ve Başbakanın ve ailesinin kişsel harcamaları ile, siyasi partilerin idare, propaganda ve seçim ihtiyaçlarında kullanılamaz.
İlgili yılda, bu amaçla tahsis edilen ödenekler toplamı, genel bütçe başlangıç ödenekleri toplamının binde 5'ini geçemez..." der. Der de peki bu örtü niye?
TSK'nın, MSB'nın, MİT'in ve diğer her kurumun bütçesi yok mu? Elbette var.
Peki o halde, Ülkede şeffaflıktan bahsedilirken, Siz bizleri idare edenler, neyi, niçin kimlerden saklıyorsunuz? Neden bunu da şeffaflandırmıyorsunuz?
Zaten dokunulmazlık zırhı arkasına sığınan Sizlerin, örtü arkasına da gizlenmenize gerek var mı?
Dokunulmazlığınızın dışında, bu harcamalar örtülü ödenekten, verdimse ben verdim diyerek, hesaptan kaçmak daha mı cazip gelmektedir?
Bunu niçin böyle soruyorum?
Çünkü, zamanında gülüp geçtiğimiz ve nasıl oldu ise, rivayete göre sevgilisinin açıklamalarıyla bir şekilde basına yansıyan, Selçuk PARSADAN adındaki şimdilerde Hakkın rahmetine kavuşmuş ve kendisini profesyonel dolandırıcı olarak tanımlayan bir adamın dönemin Başbakanı Sayın Tansu ÇİLLER'den örtülü ödenekten aldığı paraları hafızalarımızı biraz yoklarsak hepimiz anımsarız.
Yıl 1995. Kasım ayının 2.günü. Emekli Orgeneral Necdet ÖZTORUN'un sesini taklit eden PARSADAN, Sayın Tansu ÇİLLER'i arayarak "Kemalistler Derneği " için 5, 5 milyar ister ve para, ertesi gün Selçuk PARSADAN'ın banka hesabına yatar.... Rivayete göre sözde bu para, aynı zamanda hem dernek ve hem de seçimlerde DYP için harcanacakmış.
Tüyü bitmemiş yetim hakkının olduğu bu paranın akibeti ne oldu derseniz...
Rahmetli PARSADAN'dan ya da, Devletin parasını araştırmadan soruşturmadan dolandırıcılara kaptırılmasına neden olan dönemin Başbakanı Sayın Tansu ÇİLLER'den tahsil mi edildi, yoksa, üzerine soğuk su mu içildi, bilemeyiz...
Eğer para sorumlularından tahsil edildi ise, sorun yok.
Ama, kimilerine göre, her kuruşunda vatandaşın, öksüzlerin, yetimlerin hakkı olan bu para, 20 dakikada rulette kaybedilmiş...
Bu paranın Devlet zararı olarak halkın sırtına bindirilmiş olması da büyük bir olasılık...
Çünkü giden para, adı üstünde örtülü ödenekten...
Kimsenin umurunda olmaz. Tüyü bitmemiş yetimleri o anda ve maalesef sonrasında kimse düşünmez.
Her ne kadar, yetkililer, verdimse ben verdim, Sizlere ne oluyor diyebilirlerse de, ....
Biz de Halk olarak,
Niye saklıyorsunuz?
Neyi gizliyorsunuz?
Niye Devletin harcamalarını, örtü altında denetimsiz bırakıyorsunuz? diye sorabiliriz. Bu da, bizim en doğal hakkımızdır.
2007 yılı Bütçesinde örtülü ödenek için öngörülen 220.000 YTL, 31.10.2007 tarihinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Nazım EKREN tarafından, o gün için 168.713.505 YTL olarak açıklanmış.
2002 yılından bu yana Bütçeye konan ve gerçekleşen rakkamlar nedir bilemeyiz. Çünkü onun adı ÖRTÜLÜDÜR.
Ama yaşanmışları görünce, insanın aklına o gemiciklerin, o feribotların, kaynağı kamu oyuna açıklanmadığı sürece, gencecik yaşlarda hangi parayla nasıl alındığı sorusu geliveriyor ve insan içi acıyarak, ACABA O PARALARDA MI? demeden kendisini alamıyor...
Ya 2002 yılı öncesi. Onu da Allah bilir.
Biz vatandaşların ödemiş oldukları paralarla oluşturulan Bütçemizin gelir kalemlerinin nereye harcandığını bilmek, bizlerin en doğal hakkı değilmidir?
Evet bu soruya " HAKKIMIZDIR, HAKKINIZDIR " denebiliyorsa, BU ÖRTÜ DE ARALANMAMALI, TAMAMEN KALDIRILMALIDIR.