- Kategori
- Eğitim
Oruca sığınma

Oruç bir ibadettir. İslamın beş şartından biridir. Bütün ibadetlerde olduğu gibi herkes orucunu kendi dini görevlerini yerine getirmek için tutar.
Ramazan ayı içinde bakıyorsunuz sinirler geriliyor. Küfür edeni mi , hakaretler
savuranları mı, tehditleri mi sayarsınız gırla gidiyor. Üstelik bunlar, mahallede sokakta ve medya tik denilen tanınmış, bilinmiş kişiler tarafından yapılıyor.Ağza alınmayacak sözler, kalp kırmalar gibi davranışların haddi hesabı yok.Üstelik yapılan olumsuzluğa da bahane hemen hazır, “oruç hali işte, orucum, iftar saati yakındı” gibi sığınmalar ve kabahati tuttuğu oruca yüklemeler.
Ayrıca orucu bahane ederek, işini aksatmalar, ramazan sonuna ertelemeler.Bu hareketler Müslüman’a ne derece yakışıyor ?
Kötülük içindeysen, oruç halin seni perişan ediyor ve çevrene zararlı oluyorsan en iyisi sen orucu tutma.
İbadetin her türlüsünde iyi niyet ve güzellik olması gerekir. Her birisinin insana yararlarını dini görevliler ya da dini iyi bildiklerini iddia edenler saya saya bitiremezler.
Din her şeyden önce bir yaşam felsefesidir. Kuru kuruya dinin şartlarını yerine getirmek, fakat uygulamada, yaşam içinde tersini yapmak ne derece dine bağlılığın göstergesi olabilir?
Bilinen bir şey daha, ‘ ibadetin gizliliği’ değil midir?
Belli siyasiler, belli partililer dini kendi tekellerinde sayıyorlar. Başkasının konuşmasını, fikir yürütmesini istemiyorlar.
Cennetin anahtarı onların ceplerindedir sanki, istediklerine verirler, istemediklerine vermezler.Öte dünyayı kıskanırlar. Kıskançlıkları belki de kendilerine yer kalmayacağından korktukları içindir.
Ama bu adamlar alışmış, ”Rabbena, hep bana” demeye.