- Kategori
- Öykü
Örümcek hikayesi

fotoğraf:Emre Kasap
Kendimi eve kapatıp, gözlerimi saatlerce tavana diktiğim günlerde tanıdım onu. İki duvarın birleştiği köşede, aşağı doğru sarkıyordu. Minicikti. O benim varlığımın farkında bile değildi. Çeşitli hareketlerle bir aşağı bir yukarı sallanıyor, sarkıyor sonra tekrar ördüğü o güzel şekilli ağının ortasında saatlerce bekliyordu. Günlerce tavanda asılı kaldı. Ben de yatağımda, ona dikilmiş gözlerimle çakılı kaldım..
***
-Aşkım, balkonun duvarına şu sarkan çiçeklerden istiyorum, ama çiçek büyüdükçe çok toz tutar mı? Sulayınca duvar kirlenir mi acaba?
-Ya canım, kirlenirse kirlensin, Tekrar boyanır duvar ne olacak ki, ama duvarda pembe çiçekli bir saksı olsa ne güzel olur, duvar ;duvar olmaktan çıkar bence.
-Yok yok, en iyisi biz balkonun demirlerine koyalım çiçeği oradan aşağıya sarksın.
-Peki sen bilirsin.
-Aşkım, balkon kapısını kapatır mısın? İçtiğin sigaranın dumanı içeri gelip taa bana kadar ulaşıyor.
-!!!
***
Evden çıkmama günlerim devam ediyordu. Ben koltukta uzanmış yatıyordum.O tavandandaki köşesinde bir aşağı bir yukarı salınıyor, o güzel ağlarını örüyordu. Sonra ona bir isim buldum. Örümcek ya, Tarantula koydum adını. Artık onunla adıyla hitap ederek konuşuyordum. Onu incelemediğim zamanlarda, açıkta bıraktığım karpuzun üzerinde uçuşan sineklerden yakalıyordum. Yakaladığım sinekleri usulca onun ağını bozmadan , ağının tam ortasına bırakmaya çalışıyordum. İlk günler bu durumu yadırgadı Tarantula ama zamanla alıştı. Ve benim sinek koymamı beklemeye başladı. Ben onun köşesine yaklaştıkça o bana türlü oyunlar yaptı.
***
-Aşkım, sana güzel şeyler alalım, hadi kalk gidelim. Ne istersen alalım.
-Şu keten kapri pantolonu beğendim, haki yeşili ne güzel. Üstüne de şu balıklı tişört. Aaa çok beğendim. Tamam bunları alıyorum.
-Ben şu klasik kumaş şortu almanı öneriyorum. Sana çok yakışır. Çok güzel düzgün bacakların var, pantolonun üstünden bile düzgünlüğü belli oluyor. Bir de şu askılı tişörtü alalım. Altına hafif topuklu, yanında gümüş kelebeği olan babet ayakkabıları alalım. Yanımda 13 yaşında oğlan çocuğu gibi dolaşıyorsun. Bir de diz üstünde şu eteği alalım.
-Hı hı , peki alalım.
-Benim beğendiklerimi bırakayım mı?
-Bırak, bırak tabi ki..
***
Tarantula ile diyoloğum iyice gelişti. Artık benden kaçmıyor. Onu nasıl daha iyi beslerim diye düşünmeye başladım. Duvara küçük bir raf yaptım. Rafın üzerine bir tabak içerisinde ballı bisküviler koymaya başladım. Hatta ballı bisküvilerden sineklere ev yaptım. Ballı eve gelen sinekler uçuşurken onun ağına takılmaya başladı. Bende her gün koltuktan kalkıp, markete gidiyor bisküviler alıyordum. Dışarısı bir güneş, bir güneş …Bütün tozlarım gün ışığında parlıyor, saçlarımın karışıklığını net görebiliyorum, kafamın karışıklığını da…
***
-Aşkım, çok yiyorsun kilo alacaksın.
-Ne yapayım yemek çok lezzetli olmuş ve ben seviyorum yemek yemeyi.
-Tamam peki ama, şu gece yatmadan önce yemek yemelerini kaldır bari. Reflü olacaksın canım... Kilo alacaksın…
-Ben sabah kahvaltı yapamıyorum, en sağlıklı öğün olsa da yapamıyorum. Bu benim için sabah kahvaltısı deyip kahkaha atıyor kadın. Üç kilo fazlalığım var, onu da vermek istemiyorum. Senin kaç kilo fazlalığın var.
-8 kilo..
-Peki sen sağlıklı beslenmeye devam et o zaman deyip, yine gülüyor kadın.
***
Tarantula iyice büyümüştü. Ben günleri saymıyordum. O sineklerini yiyerek, ağına yeni şekiller ekleyerek ağını büyütüyordu. Ben onu seviyordum, onun beni sevmesini beklemiyordum.
***
Kapı zili çaldı. Zorla yerimden kalkıp kapıyı açtım.
-Aşkım nerelerdesin, seni aramaktan canım çıktı. Telefonun kapalı, işten ayrılmışsın. Kaç aydır sana ulaşmaya çalışıyorum biliyor musun? Ne duyarsız kızmışsın ya! Seni merak edeceğimi hiç mi düşünmedin? Adresini nasıl buldum bir bilsen.
Benim kalktığım koltuğa, battaniyeyi iteleyerek oturuyor. Kafasını yukarı kaldırır kaldırmaz koltuktan fırlıyor, uzaklaşıyor.
-Aşkım o köşede asılı duran örümcek ne, nasıl yaşıyorsun onunla, at şunu dışarı , at zehirleyecek seni deyip bakışlarıyla süpürge arıyor.
-Ellerini tutuyorum, dur diye bağırıyorum. Dur! Benim Tarantulama dokunamazsın. Onu seviyorum. Onunla birlikte yaşıyorum diye, onun tüylerini yolmasını, ağını örmemesini istemiyorum ondan. Onu seviyorum onu değiştirmeye çalışmadan seviyorum. Senin bana yaptığını ben ona yapmıyorum.
Bir süre sustu. Ağır ağır, yutkunarak konuşmaya başladı.
-Peki. Ben sandım ki…Senin için en güzelini istiyorum sandım.
-Hayır, sen kendin için en güzeli yaratmaya çalıştın. Ben senin güzelin değilim. Aşkın hiç değilim. Şimdi git lütfen.
Kapıyı çarpmadan usulca gitti.
Tarantula, upuzun bir ağ uzatıp yere inmişti. Oda açık pencereden , usulca çekti gitti.
Leylim.
14.06.2010