- Kategori
- Sinema
Osmanlı Cumhuriyeti. Mutlaka izleyin!

Hangi filme gidelim diye tartıştık aramızda. Ailecek “komedi filmi” tercihimizi kullandık. Gülmeye, en azından gülümsemeye ihtiyacımız vardı.
Gülemeyeceğimizi hiç tahmin etmemiştik.
Çünkü film beklentilere değil, bilincimize hitap ediyormuş. Biz gülmeye, hoşça vakit geçirmeye gitmiştik, ama hiç beklemediğimiz duygularla izledik.
Filmin ilk yarısı bittiğinde eşimle birbirimize baktık.
- Nasıl buldun ?
- Vasat bir komedi, esprilerine değil gülmek gülümseyemedim bile.
- Ben de öyle.
- Gülmek bir yana biraz da içimi acıttı.
Mizansen için “ya gerçek olsaydı” diye düşünmüştüm ve içimi az da olsa hüzün kaplamıştı. Gülecek hiçbir şey bulamıyordum filmde. İlk yarısında belki bir-iki sahnede tebessüm etmişimdir.
Filmin çekim tekniği için uzman olmadığım için bir şey diyemem, ama “seyirci gözüyle” beğendiğimi söyleyebilirim. Film “Mustafa” gibi “kinaye” dolu olmayınca sahnelerde seyirciye rahatsızlık verecek hiçbir şey olmamış. Ne anlatılmak isteniyorsa yalın bir şekilde anlatılmış.
Çapraz anlatımlar yok, yani bir sahneyi anlamak için bir-kaç sahne öncesini düşünmüyorsunuz. Oyuncular zaten yeteneklerini kanıtlamış insanlar olduğu için rahatsızlık veren herhangi bir yeteneksizlik emaresi de görmüyorsunuz.
Sadece Ata Demirer için Avrupa Yakası mimik ve jestlerini sadece o dizide bırakmalısın diyeceğim.
Buraya kadar her şey güzel. Güzel olmayan bir şey var mı?
Evet “güzel olmayan gibi” bir şeyler var.
Birincisi; “komedi filmi izleyeceğim” diye gittiğimiz için espriler çok yavan geldi. İlk yarı bu yüzden “vasat komedi filmi” izlenimi verdi. Gani Müjde’ den beklemediğim bir gülmece düzeyi idi. Bu ilk yarıdaki notumdu. Ama Gani Müjde çok farklı bir tarz denemiş ve ustalığını başka bir tarzda konuşturmuş. Bu ustalık için “beni hayran bıraktı” diyebilirim. Vasat esprilerin nedenini ikinci yarıda anladım.
Aslında bu “güzel olmayan bir şey” değilmiş.
İkincisi; ilk başlarda büyük bir imparatorluğu hafife almış gibi görünüyordu. Gülmece amacıyla geçmişle alay ediyormuş izlenimi verdi. Bu da “iyi bir şey değil” izlenimi vermişti. Ama dedik ya, Gani Müjde bu güne kadar rastlamadığım çok farklı bir tarz denemiş. Filmin gelişme bölümünde, özellikle ikinci yarıda böyle bir amacının olmadığını çok net anlatmış.
Geçmişle alay ediyor izlenimi de aslında “güzel olmayan bir şey” değilmiş. Çünkü içinde alay yok. Tam tersi, geçmişe saygı duyan ve saygı duyulmasını sağlayan bir anlatım var.
İkinci yarı başladığında “madem geldik, sonuna kadar izleyelim bari” düşüncesiyle oturuyorduk.
Nereden bilebilirdik ki....
Evet Gani Müjde’ nin bize bir tuzak hazırladığını nereden bilebilirdik ki...
Filmde çapraz anlatımlarla seyircinin kafası yorulmuyor demiştik ya. Meğerse öyle değilmiş.
İkinci yarıyı izlerken birinci yarıdaki vasat esprilerin olduğu sahneleri düşünüp, nedenini anladım.
Film bir gülmece filmi gibi görünüyordu, ama çok da güldürmek kaygısı taşımıyormuş. Daha çok düşündürmek kaygısı taşıyormuş. Bu yüzden mizah düzeyini düşük tutmuş.
Biliyoruz ki, Gani Müjde çok daha güzel esprilerle seyirciyi kırıp geçirebilirdi. Ama böyle yapsaydı filmde anlatılmak istenilenler kahkahaların arasında kaybolur giderdi.
Filmin konusunu (izlemeyenleri düşünerek) çok fazla anlatmak istemiyorum. Sadece kısaca tekniği ve konunun anlatımı üzerinde durdum.
Filme gidecek olanlar bilsinler ki bir komedi filminden hiç beklenmeyecek duygularla çıkacaklar salondan.
Filmin sonlarına doğru bazı sahneler bir tokat gibi çarpıyor insanı. Ben ilk kez bir komedi filminden ağlayarak çıkanları gördüm ve ben de ilk kez bir komedi filminde göz yaşlarımı tutmakta çok zorlandım.
Bir replikte (aklımda kaldığı kadarıyla) padişah “anasını satayım, geldikleri gibi giderler diyecek bir adam çıkmamış ki” dediğinde ilk şamarı yedim.
Evet, ya öyle bir insan, ya öyle bir kahraman çıkartamasaydı bu ülkede... Mandacıların istediği olsaydı filmde izlediklerimizin hepsi gerçeğe yakın olmayacak mıydı? Küçük bir Arap Emirliği gibi olmayacak mıydık?
Daha başka şamarlar da yedim ama, son sahnedeki Amerikan uçak gemisinin yanından denize açılan küçük gemi tam bir Osmanlı tokadı gibi patladı suratımda. İşte orada göz yaşlarımı tutamadım.
Daha fazla anlatmak istemiyorum, ama sizlere “mutlaka görün” demekten de kendimi alamıyorum.
Kendiniz gördüğünüz gibi, işte bu filme çocuklarınızı, öğrencilerinizi götürün diyorum.
Herkes oturup düşünmeli; “geldikleri gibi giderler diyen bir yiğit” çıkmasaydı halimiz nice olurdu, o koca Cihan İmparatorluğundan geriye kalan bizler ne halde olurduk görün...
Görün, mutlaka görün...
Gani Müjde; seni yürekten kutluyor, ustalığını selamlıyorum.
En zor işi yapmışsın sevgili Gani:
Güldürüyormuş gibi yapıp düşündürtmüşsün...
Mustafa (Mustafa Kemal’i tek kare dahi göstermeden) böyle anlatılır işte...
Tekrar kutluyor, alnından öpüyorum...