​ Osmanlı'nın Engizisyonu / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '13

 
Kategori
Tarih
 

Osmanlı'nın Engizisyonu

Osmanlı'nın Engizisyonu
 

Osmanlının Engizisyonu


Sözlükte Engizisyon; Ortaçağ'da, Katolikler'de katı din inançlarına karşı geldiği ileri sürülenleri yargılamak için kurulan kilise mahkemelerinin adıdır.

Roma Katolik Kilisesi'nin Hıristiyanlığı muhafaza etmek ve karşı olanları veya yeni fikirler ortaya atanları cezalandırmak için kurduğu ruhban cemiyeti mahkemeler; 1183 tarihinde kurulmaya başlanmış ve etkisi 1807’ye kadar tam altı asır devam etmiştir. İtalya, İspanya, Fransa ile diğer Batı Avrupa devletlerinde kurulan bu korkunç malikanelerde sayısız insanlar, ya din uğruna veya yeni fikirler ortaya koydukları için, haksız yere öldürüldüler, ya da diri diri yakıldılar. Yargılamanın özü her türlü muhalefeti dinsel bir kimliğe büründürmek, dine aykırı davranışları, düşünceleri dahası oluşacak toplumsal bir muhalefeti bastırmak, yargılamak, ortadan kaldırmak, yok etmekti.

Engizisyon mahkemelerinin kurulduğu tarihten, kaldırıldığı tarihe kadar yaptıkları zulüm ve cefanın derecesi ve öldürülenlerin adedi Lugat-ı Tarihiyye ve Coğrafiyye adlı eserde şöyle bildirilmiştir:

Başka yerlere göç eden                                  5.000.000

Küreğe ve zindana atılarak telef olan                291.154

Korku ve işkenceden telef olan                           .43.000

Diri diri yakılan                                                          33.746

İdamdan sonra cesetleri yakılan                          18.027

İşkenceden yaralanan                                            18.000

Toplam                                                                 5.403.920 kişi

Yeni Osmanlıcıların Osmanlıya ilişkin öne sürdükleri rivayetlerinde biri de güya “Osmanlının Laik bir devlet” olduğudur. Osmanlının idari ve hukuk sisteminin şeriat ilkeleri üzerine oturduğunu, padişahın almış olduğu kararların bile şeriata uygunluğunun denetlendiğini, Osmanlının teokratik bir devlet olduğu ısrarla görmezden gelinir. Osmanlıdaki Fermanlar, Fetvalar,Osmanlı Vakanüvislerinin satır aralarında kaydettiği bilgiler Osmanlı Yönetiminin Şeriat dışı inanç ve düşünceler karşı tarihinin hemen hemen bütün dönemlerinde çok şiddetli bir baskı ve zulüm politikası uyguladığına dair ip uçları vermekte ve işaret etmektedir. Osmanlıda dinsel otorite diğer siyasi otoritenin bir parçası olup, batıdaki ruhban sınıfının yerini ise “Ulema Sınıfı” almıştır.

Osmanlı Engisizyonunun şeriata aykırı olarak suç gördüğü fillerden bazıları şunlardır:

Kızılbaş/Rafizi (şii mezhebinin bir kolu)/Hurufi (bir çeit din veya inanç sistemi) olmak,

Rafizi kitapları bulundurmak,

Oruç tutmamak,

Namaz Kılmamak, hutbe dinlememek,

Saz çalıp, semah dönüp, cem yapmak,

Yunus Emreden deyişler söylemek,

Yezide Lanet okumak,

Ebubekir, Ömer, Osmanı sevmek,

İsa'nın Muhammed'den üstün olduğunu ileri sürmek,

Ezan okunurken, “bin kez de çağırsan bizden sana gelecek olan yoktur” demek,

“Kalabalık cennetten tenha cehennem yeğdir” demek,

Şarap içmek,

Ahiret'e inanmamak,

“İnsan Tanrının bir parçasıdır, ona tapmak gerekir” demek,

“Emir” olmadığı halde başa yeşil sarık takmak,

“Rum eyaletine mehdi geleceğini” söylemek

Kös ve nakkare çalarak şehirde gezmek,

Hallac-ı Mansurun haksız yere katl edildiğini söylemek.

Söz konusu bu filer için uygulanan yaptırımlar tazirden (azarlamak, kınamak, terbiye etmek) katle kadar uzanırdı. Kuşkusuz burada bir ceza adaletinden haktan bahsetmek çok anlamlı bir yaklaşım değildir. Aynı suç için farklı ceza uygulamalar söz konusudur. Tazir, hapis, küreğe konulma gibi yaptırımları içerirken dinsel suçlara uygulanan ceza çoğu kez ölüm cezası olmuştur.

Özellik bir çoğu Yavuz Sultan Seliminde döneminde olmak üzere Osmanlı Kılıcının ne kadar yoksul köylünün, Kızılbaş diye tanımlanan kitlenin boynuna indiği bilinmiyor ama Tarih kaynaklarından bilinen kesin odur ki bu sayı kırk binin altında değildir.

Çok kısa bir değerlendirme ile bile Osmanlı'da Engizisyonunun varlığı somut ortadadır, kuşku götürmeyen bir gerçekliktir. Tarihsel gerçeklikle yüz yüze gelmekten, tarih ile hesaplaşmadan kaçınmak, tarihe methiyeler düzmek, güzellemelerde bulunmak resmi tarihçilerin işidir. Bu söylenenleri “Osmanlı Düşmanlığı”, “İslam Düşmanlığı” diye nitelendirmek doğu değildir. Osmanlı Hanedanı ile yoksul Anadolu/Rumeli köylüsü arasındaki rabıtaya bakıp, araştırıp günışığına çıkarmadıkça Osmanlı Engizisyonunun şiddeti teşhir edilmedikçe, günümüzde olduğu gibi  muhalafet edenler, farklı düşünce ve inanç sahipleri hep asi, haksız, Yönetenler ise hep kudretli, haklı olacaktır.

Şu bir gerçektir ki Katolik Kilisesi uygulamaları ile Osmanlı engizisyon uygulamaları arasında çokta fark yoktur.

Her dönemde olduğu gibi bugün dahil Engizisyon, Engizisyondur.

Nizamettin BİBER

 
Toplam blog
: 887
: 2743
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..