​ Otostop / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '07

 
Kategori
Anılar
 

Otostop

Doğaya tutkun olmak, doğal yaşamayı tercih etmek pek çok insanımızın hayallerini süsler. Kent yaşamının hengamesinden sıkılanlar kendilerini kırlara, ormanlara atarlarsa ruhlarının dinginleştiğini, yorgunluklarının azaldığını göreceklerdir.

Doğa cömerttir. Huzur verir insana. Güzellikleri görmesini sağlar.Yaşama sıkı sıkıya sarılmasını öğretir.

Fethiye’ye 20 km. uzaklıkta bir orman kampı vardır. Seksenli yıllarda burası tamamen bakir denizin, ormanın kucaklaştığı doğal bir cennetti sanki. Tuvalet ve su ihtiyacını karşılayacak altyapıdan başka hiçbir şey yoktu. Anlaştığımız beş alt arkadaş ailelerimizle beraber burada çadır kurar uzun bir tatil yapardık. Yemeğimizi ormandan topladığımız odunla pişirir. Geceleri el fenerleriyle yolumuzu bulurduk. Denizde yüzmek, balık tutmak, ormandan odun toplamak, geceleri bir arada eğlenmek günlük yaptığımız işlerdendi.

Burada kaldığımız sürece ne gazete okur, ne radyo dinlerdik. Dünyadan kopuk bir halde tatilimizi neşe içinde geçirir, saç, sakal birbirine karışmış halde yaşardık.

Geceleri ormanın gizemi artar, ortama esrarengiz bir hava hakim olur, uzaktan çakal ulumaları, gece avlanan baykuş sesleri esrarlı ortamı daha da artırırdı.

Gereksinimlerimizi haftada bir gün Fethiye pazarına giderek karşılardık. Hiçbir ar-kadaşımın arabası yoktu. O yıllarda otomobil sahibi olmak her baba yiğidin harcı değildi. Dolmuşta yoktu. Her pazara gidişimizde kamptan yola kadar olan üç km.lik yolu yürür ana yola çıkar şansımıza ne bulursak binerdik. Yine bir gün pazar için yola çıktık. Uzunca bekleyişten sonra bir kamyon göründ... İşaret ettik durdu. Bizi Fethiye’ye kadar götürüp, götüremeyeceğini sorduk. Götürebileceğini fakat kasanın içi taşıyıp, boşalttığı tuğlaların tozuyla dolu olduğunu, temizleme fırsatının olmadığını belirtti. Uzun süredir beklediğimiz için her şeye razı olduğumuzu söyleyip kamyon kasasına doluştuk.

Kamyon hareket ettikten sonra kasa içerisini kırmızı bir bulut kapladı. Nefes almak bile zorlaştı. Bir yandan sıcaktan terlemişiz, bir yandan tuğla tozu olduk kıpkırmızı. Kafalarımızı kamyon kasasının üzerine koyup tozun etkisinden kurtulma yolunu seçtik.

Bir süre böyle yola devam ettik. İlerde trafik polislerini gördük. Kafalarımızı tekrar içeri çektik. Kamyon polislerce durduruldu. Şoförün evrakları istendi. Ceza yazacaklarını beyan ettiler. Gerekçe kasada insan taşımak. Biz hala içerde saklanıyoruz. Şoförün hiçbir suçu yok. Birde ceza yemesine gönlümüz razı değil. Bakanlık müfettişi bir arkadaşımız kafasını çıkardı arkasından bizde çıktık. Polislerle konuşuyoruz. Polisler kahkahalarla gülüyor halimize. Uzaktan kasa üzerindeyken bizim kafaları saymışlar. Arkadaşı ile bahse girmişler. Birisi o sıralı cisimlerin insan olduğu tezini savunmuş, diğeri ise görünen şeylerin kabak olabileceğini savunmuş.Polisler bize bakıyor gülüyor. Biz arkadaşlarımıza bakıp gülüyoruz. İstesek bu renge bürünemeyiz. Saç sakal, üst, baş kırmızı. Uzaydan gelmiş gibiyiz. Cezadan kurtulduk. Tekrar bindik vardık. Pazara alışveriş yapıyoruz, yanımızdan geçen önce afallıyor, şaşırıyor. Daha sonra kıs kıs başlıyor gülmeye. Gülme elektrik gibi bir şey bence pazarda her insana sirayet etti. Gülmeyen yok. Öyle neşeli bir pazar hiç görmedim. Bizim maceramız o gün insanları güldürdü, onları mutlu etti.

Doğada yaşamak demek her türlü olaya hazır olmak demektir. Bazen komedi olur; bazen trajedi. Ama yinede her şeyiyle doğa harikadır.Onun süprizleri bile yaşama bağlar insanları.

 
Toplam blog
: 15
: 6091
Kayıt tarihi
: 10.07.07
 
 

Emekli coğrafya öğretmeniyim. Ülkemin sorunlarına duyarlıyım. Haksızlığa, adaletsizliğe, soygun ve v..