​ Öyle bir zamanda aklına geleceğim ki / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '14

 
Kategori
Öykü
 

Öyle bir zamanda aklına geleceğim ki

Öyle bir zamanda aklına geleceğim ki
 

Son mesajı böyle başlayıp şöyle devam ediyordu: Şaşacaksın hafızanın acelesine. Sadece iki kısa mesaj gecesini altüst etmesine yetmişti. Akşam yaşadıklarından sonra belli belirsiz bir umut yeşermeye başlamıştı içinde. Ama gece yarısı gelen ilk mesaj ‘’lütfen sensiz yapamıyorum, kendi anlamımı; yaşamın anlamını kaybettim’’ ne olur gel idi. Sinirle elleri telefona gitti. Yeter Allah aşkına bırak artık beni, çok rahatsız ediyorsun. Lütfen çık artık hayatımdan. Birkaç dakika sonra o mesaj gelmişti ‘’öyle bir anda aklına geleceğim ki, hafızanın acelesine şaşacaksın’’.

Akşam ki tanışma yemeği aslında iyi geçmişti. Bu son yıllarda yaşadığı ilk tanışma yemeği değildi tabi. Dostları onu bir adama yakınlaştırmak için bir akşam yemeği organize etmişlerdi. Yaşının artık geçmekte olduğunun uzun zamandır farkındaydı. Ama âşık olamama gibi bir derdi vardı kendince içinde büyüttüğü. Sevebileceği bir adam olmalıydı en azından. Karakterli, saygın ve olgun bir adam olmalıydı en azından. Koluna girdiğinde sokakta görenler onu ona yakıştırmalıydı mesela. Oldukça anlayışlı olmalıydı peşinden, mesela göğsünde uyuyabilmeli hatta içlendiği anlarda doya doya ağlayabilmeliydi o kıllı göğsünde. O akşam bu isteklerini Edip Bey’in masanın karşısında duruşunda hayal etmekten uzak duramadı. Sevmişti adamı kendince. Kendine güven duyan bir duruşu vardı. Üstelik dünya ve memleket üzerine düşünceleri bir süre sonra hoşuna bile gitmeye başlamıştı. Sadece tişört’ü biraz hoşuna gitmemişti. İngilizce ve anlamadığı bir takım cümlelerle doluydu tişört’ün üzeri. Sormaktan çekindi anlamlarını. Çünkü İngilizce bilmediğini söylemekten çekindi. Üstelik uzun topuklu ayakkabı giymesi gecenin kendince en büyük gafı gibiydi. Edip Bey birkaç santim kısa kalmıştı yanında.

Yemek sonunda arkadaşlarının evini gittiler. Birkaç gün misafir kalacaktı burada. Arkadaşları ona umut veriyordu. Oldu bu iş. Ama gerçekten yakıştınız birbirinize. Akşamı, tam uyuyamaya yakın eski sevgiliden gelen mesajlar moralini çok bozmuştu. Uyumaya yakın kurulan hayaller tam anlamı ile bozguna uğramıştı. Hemen mesajı sildi telefondan. Kalktı lavaboya gitti, yüzüne su serpti. Biraz sonra kendine gelmişti. Uyumaya zorladı kendini ama uyumak gerçekten çok zordu.

Ertesi gün kahvaltı sofrasında belki de yeni kurulacak yuvanın mutlu hesapları yapılıyordu. Arkadaşları, aman ne olacak adamın burada evi var. Üstelik eşya falan almanıza da gerek yok. Her şey hazır, sadece sen eksiksin gördüğün gibi. Ama adamın bir çocuğu var demesine arkadaşları çok kızdı. Ne olmuş çocuğu varsa, daha çocuk sayılır. Yakında zaten okullar başlayacak. Sabah kahvaltısını hazırlayıp önüne koyarsın, akşama zaten bir sürü dersi olur. Önemli olan ikinizin anlaşması, mutlu olması.Hayat akıp gidiyor kızım, akıllı ol. Tam o anda telefonu çaldı. Rehberde kayıtlı olmayan bir numaraydı. İçinde bir şüphe vardı. Ya eski sevgiliyse? Telefonu açtığında Edip Bey’in sesini aldı. Kendisini bir çay bahçesine konuşmak için davet ediyordu. Saatte anlaştılar. Telefonu kapattığında arkadaşları kendisini kutluyordu. Oldu bu iş kızım, haydi hayırlısı.

Öğleden sonra adı geçen çay bahçesine gittiğinde ellerinin ve ayaklarını titrediğini hissediyordu. Çay bahçesine girip etrafa baktı. Edip Bey elini kaldırmış onu masasına davet ediyordu. Yanına doğru gitti. Çekilen sandalyeye oturdu yavaşça. Edip Bey çay söyledi önce. Çaylarını içerken sustular. Gülşen’in içi kıpır kıpırdı. İlk defa bir evlilik teklifi almıyordu ama eşi olacak adamdan duymayı da çok istiyordu. Etrafa bakar gibi yapıp Edip Bey’i fark ettirmeden süzüyordu. Bir süre sonra Edip Bey sözü aldı.

-Öncelikle benimle tanışma inceliğini gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim. Gerçekten çok güzel ve yaşınıza göre oldukça olgun bir hanımsınız. Bütün gece sizi düşündüm. Birlikte bir yuva kurma ihtimallerini kendimce içimde tarttım. Ancak kabul edersiniz ki yaşadıklarımdan sonra bir yuva kurmak benim için gerçekten çok zor. Ben sizi üzmek istemiyorum. Sözümü kısa kesip, anlayışla karşılayacağınızı umarak; umarım bundan sonraki yaşamınızda mutlu olmanızı diliyorum.

Masaya sessizlik hüzün ile birlikte gelip oturmuştu. Gülşen ne diyeceğini bilemiyordu. Ellerinin ayaklarının titremesi heyecandan değil sinirden tekrar başlamıştı. Dilinin ucunda ‘’neden’’ kelimesi kalakalmıştı.

-Hoşcakalın, hesabı ben öderim. Sizi üzdüysem tekrar özür dilerim.

Edip Bey masadan kalktı. Hesabı ödeyip çay bahçesinden çıktı, gitti. ‘’Neden’’ sorusuyla o andan sonra baş başa kaldı. Üzgündü çünkü o adamı sevmeye zorlamıştı kendini. Ağlamak istiyordu ama ağlamak için bir göğüs kafesi yoktu yanında. O sırada bir mesaj geldi telefonuna. Çantasından telefonunu çıkardı. Telefonun kapağını açmaya korkuyordu. Son mesaj aklına gelmişti. Mesaj canlandı gözünde ‘’Öyle bir zamanda aklına geleceğim ki, hafızanın acelesine şaşıracaksın’’. Korkarak telefonun kapağını açtı. ‘’Ağustos ayına ait bir adet ödenmemiş faturanız vardır. Faturayı ödedi iseniz lütfen bu mesajı dikkate almayın’’.  Gözlerini kapattı. İçinden bir cümle geçti usulca.

‘’Oh, hatırlamadım işte gördün mü?’’

Mehmet Özcan

 
Toplam blog
: 57
: 222
Kayıt tarihi
: 18.01.13
 
 

Emekliyim, köpekleri çok severim. Fotoğraf ama anlam saklayan fotoğraflara bayılırım. Yazmak uzun..