- Kategori
- Blog
Özel bir teşekkürüm var!

Dün gece, epey bir geç saatlerde dolanırken blog aralarında, bir konu başlığı dikkatimi çekti, ismi de yabancı değildi, vakit bulduğum ölçüde rast geldikçe okuduğum kalemlerden biriydi.
Tık sesi eşliğinde sayfayı açtım, güzel edebi bir dil ile ve eşlik eden duygu yoğunluğuyla bir intiharın romansı dans ediyordu karşımda!...
Tebrik yorumları vardı yazının altında, yazar da yorumlara teşekkürünü etmiş, “İntiharın çözüm olarak görülmemesini dilerim” diye de yorum yanıtlarında not düşmüş…
Bir yorum da ben yazdım!
Tam olarak ne yazdım, hangi cümleleri kullandım, anımsamıyorum, anımsadığım tuşlar üzerinde gezinen parmaklarım ve yürek sıkışıklığımdı!
Bir intiharın romansının zararlı olabileceği kişilerden söz ettim, özellikle gençlerdeki eğilimlerden, on yedi yaşındaki kendi oğlumun durumundan, psikiyatrına göre intihar değil amacı diyor, henüz başaramadı da, çok zekidir, amaç o olsa mutlaka başarırdı, ancak gözümün önünde bir anlık öfke ile koluna attığı bıçak darbeleri sonucunda iki adet biri on diğeri sekiz dikişlik yara izleri, onlarca dikişe gerek kalmayan ancak yerlerde damlalar oluşturan kesiklerinden, midesinin yıkanmasından, en son da küt diye bir ses sonucunda odasına koşturduğumda boynuna bağlı kopmuş bir kablo birlikte sallanan lambasını, ki çok güçlü bir demir halka varmış orada, kendince korkutmak istemişti belki ama yan odadayken ben kopmayabilirdi o kablo, istese de geri dönemeyebilirdi, bunlardan söz ettim.
Gerçi dedim, gençler pek de okumaz girip de bizim yazılarımızı pek, ama yine de bunları yaşayan bir anne olarak işin bir de böyle bir tarafı var diye bilin istedim!
Hani rast gelip de böyle bir ruh halindeki kişi, o romansa kaptırır mı acaba kendini diye endişelendim…
Bu durumu yaşayanlar bilirler, az biraz uzun kalsa banyoda endişelenirler, uykuları tavşan uykusudur, her an aymaza düşer miyim, yetişemez miyim, gözlemleyemez miyim endişesini yaşarlar!
Gündüz saati yine karşıma çıktı o yazı, tıkladım, yorumuma rastlayamadım!
İfşa ediyorum: Söz konusu bloğun yazarı Melek Çoruh’dur!
Bir mesaj aldım bir süre sonra, diyordu ki:
“Merhaba,
Sevgili Gülgün hanım, yorumunuz beni çok tedirgin etti. Bir anne olarak üzüntümü anlatmam mümkün değil. Bu yüzden ilgili bloğumu yayından kaldırıyorum. Sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle...”
“Melek Hanım'cığım inanın sizi üzmek, ya da yargılamak değildi amacım, yazınızı da çekmeyiniz, dil ve anlatım olarak çok güzel, emeğinize yazık olur, ancak işin bir de böyle bir yönü var diye bilin istedim, yaşayan, bilen biri olarak... Çok duygulandırdınız beni duyarlılığınızla... Teşekkür ve sevgilerimle...” diyerek yanıtladım kendisini!
Sevgili Melek Hanım’cığım, sizden habersiz, onayınızı almaksızın böyle bir yazıyı kaleme aldım, duyarlılığınız karşısında bir başka teşekkür şekli bulamadığımdandır…
Emeğinizden, güzelim yorumlarınızdan vazgeçtiniz, yaşınızdan habersizim, on sekiz de olabilirsiniz, yirmi sekiz de, seksen sekiz de, lütfen izin verin, elinizden öpeceğim!
…….
Endişeleneler için bir dipnot: Oğlum takıntı hastalığı ve dürtü kontrol eksikliği tanısıyla üç yıldır tedavi görüyor, zaman zaman tedaviyi reddediyor, son eylemi yaklaşık üç ay önceydi, lambaya asma meselesi, çok şükür ki bu aralar oldukça iyi, ancak alması gereken ilaçlarından bir tanesini almaya kendini ikna edebildi…
Bu bile artıdır benim için…
Gülgün Karaoğlu
Ağustos,13/08