- Kategori
- Siyaset
Özel haber -Burdur CHP Merkez İlçe Başkanı Barış Ayten’le söyleşi

BURDUR CHP MERKEZ İLÇE BAŞKANI BARIŞ AYTEN VE KIVILCIMHABER SAHİBİ FATİH ÖZCAN
Özel haber--
Burdur CHP Merkez İlçe Başkanı Barış Ayten’le söyleşi
Geçtiğimiz Pazar günü (3 Şubat 2013 günü), Burdur CHP Merkez İlçe Başkanı Barış Ayten’le, KıvılcımHaber bürosunda audio-visual bir söyleşi gerçekleştirildi. Çok samimi bir hava içinde geçen röportaj, seçim sathı mailine girmiş Burdur kamuoyu için yerel seçimlere ışık tutacağı inancındayız. Ayrıca 16 Şubat 2013 günü gerçekleştirilecek olan CHP İl Danışma Kurulunda seçim startı vermeye hazırlanan CHP gibi yerel seçimlerin baş aktörlerinden birinin önemli bir mevkisini dolduran Barış Ayten’in görüşleri, satır aralarını iyi okuyanlar için aydınlatıcı nitelikte.
KıvılcımHaber olarak Ayten’e, mümkün olduğu kadar kamuoyunun merak ettiği olay ve olguları kapsayacak şekilde hazırladığımız 6 soru yönelttik.
Kendisine, KıvılcımHaber’e böyle bir röportaj imkânı verdiği için teşekkür ederek başladığımız sorularımızın ilki, kendisini kısaca tanıtmasıydı.
Ayten sorumuzu cevaplamaya şöyle başladı:
“Öncelikle böylesi bir söyleşi öneriniz için ben de sizlere şükranlarımı iletiyorum. Esnafım. Hazır giyim-tekstil üzerine Ayten Giyim firmasını işletiyorum. Evliyim. Bir oğlum var. Burdurluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Burdur’da tamamladım. Üniversiteyi, KKTC’nde Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde okudum.”
İkinci olarak şu soruyu yönelttik:
“Çok gençsiniz. Gençlik Kolları başkanlığından birdenbire Merkez İlçe Başkanlığına seçildiniz. Duygu ve düşüncelerinizi alabilir miyiz?”
İLK DEFA MERKEZ İLÇEDE ÇARŞAF LİSTEYİ UYGULAYARAK DEMOKRATİK BİR KONGRE YAPTIK
“Şu anda Türkiye’nin en genç Merkez İlçe Başkanı olarak partimde siyasetimi yapıyorum”diye başladığı cevabını, “Gençlik Kolları Başkanlığı sürecinde çok önemli çalışmalar yaptık. İlerleyen zaman içinde Merkez İlçe Başkanımızdan boşalan göreve, il örgütümüzün önerisi ve Genel Merkezimizin de atamasıyla Merkez İlçe Başkanlığı görevine getirildim” diye sürdürdü. Ayten, “Kongre sürecine yaklaşık 14 aydan fazla bir zamanımız vardı. Görev boşluk tanımaz mantığı içerisinde biz bu göreve getirildik. Bu süreç içinde Genel Merkezimiz bir kongre ve kurultay kararı aldı. Bir taraftan parti çalışmalarımızı götürürken diğer taraftan da ilçe örgütümüzü kongre sürecine hazırladık. Bu süreç içinde parti büyüklerimizin, çalışma arkadaşlarımın, örgütümün büyük desteği ve önerisiyle birlikte aday oldum” diyerek, gerçekten de çarşaf listeyle girdiği seçimi, blok listeyle girmiş gibi açık arayla kazanmasına rağmen tevazu içinde, “Burdur’da uzun yıllardır yapılmayan çarşaf liste yöntemiyle kongremizi gerçekleştirdik. Çok demokratik bir kongre geçekleştirdik. İki aday yarıştık. Çok demokratik bir seçimle sonuçta yeniden seçilerek bir nevi güven tazelemiş olduk” diye değerlendirmede bulundu.
Burdur CHP kamuoyunun, uzun yıllara dayanan ve küskünler yaratarak seçim kaybetmesine de neden olan önseçim saplantısıyla ilgili bir soruyla sürdürdük söyleşimizi: “Burdur CHP tabanında ilginç bir saplantı var. Ön seçim saplantısı… Üstelik bunu bir de demokrasinin ön koşulu gibi öne sürme eğilimi mevcut. Yani klasik Türkiye gerçeği; demokrasiyi seçim ve sandığa indirgeme yanılgısı… Ne düşünüyorsunuz?”
TÜZÜĞÜMÜZDE, YEREL SEÇİMLERDE ÖN SEÇİM YOK; ÖNSEÇİM ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLECEK BİR TARTIŞMA KATKI SAĞLAMAZ
Barış Ayten, bu soruya ulusalcı, devrimci-milliyetçi, Atatürkçü- tambağımsızlıkçı, yani antiemperyalist, laik, demokratik özellikleri bağrında toplamış CHP tabanının bu özelliklerini belirterek girdi sorumuzun cevabına. Rahat bir şekilde, “Partimizin tabanı, CHP’nin tabanı sorgulayan bir tabandır. Çağdaş, aydın, ne yaptığını bilen, yapmadan önce artısını eksisini düşünen bir tabandır” diye başladı. Şöyle sürdürdü konuşmasını: “Yıllardır tabanımızda gerek belediye başkanlığı noktasında gerekse milletvekilliği adaylığı noktasında bir önseçim talebi var. Ancak son Tüzük Kurultayı’mızdan itibaren tüzüğümüzden biliyorsunuz yerel seçimlerde önseçim kaldırıldı. Şimdi olaya şu tarzda bakmak lazım. CHP Tüzüğünde aday tespit yöntemi 3 tanedir. Birincisi önseçimdir. İkincisi merkez yoklamasıdır. Üçüncüsü de aday yoklamasıdır. Bu 3 yöntemden 2 tanesi, merkez yoklamasıyla aday yoklaması Parti Meclisi (PM) tarafından yapılır. Önseçim ise üye bazında, partinin tüm üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen resmi bir seçimdir. Tabii ki, bu seçimin sonucuna da riayet etmek zorundasınız. Benim de şahsi kanaatim önseçimden yanayım, önseçim olmalı… Ancak önseçim her şey değildir. Şöyle düşünmek lazım. Bir zincirleme düşünün: CHP’nin üyesi mahalle delegesini seçiyor. Mahalle delegesi ilçe örgütüyle il delegesini seçiyor. İl delegesi il örgütüyle Kurultay delegesini seçiyor. Kurultay delegesi Genel Başkanı ve PM’yi seçiyor. Dolayısıyla merkez yoklaması da olsa, aday yoklaması da olsa ya da önseçim de olsa sonuç itibariyle seçim yöntemini yapan da seçilen de tespit eden de gene CHP’nin yetkili organları, yetkili kurulları. Yerel seçimlerle genel seçimlerdeki ortamları ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Ama bundan sonra önseçim olmadığını da göz önünde bulundurarak artık önseçim üzerinden yapılacak tartışmanın bize, CHP’ye bir değer katacağını düşünmüyorum.”
Barış Ayten’e, zurnanın zırt dediği soruyu soruverdik. Bu yüzündeki jest ve mimiklerden anlaşılıyordu. “Bilebildiğim kadarıyla 8 kadar CHP Belediye Başkan aday adayı var. Burdur’da CHP iki dönemdir belediye başkanlığını 300–700 gibi küçük oy oranlarıyla kıl payı kaybediyor. Sanırım önceki seçimde 381 geçen seçimde de 670 oy farkı vardı. Sizin düşüncelerinize göre CHP’nin seçim kazanabilecek aday formatını söyler misiniz? Seçim kazanabilecek adayın özelliklerini ifade edebilir misiniz yani?”
AKP BURDUR’DA YEREL SEÇİMİ KAZANDI DENEMEZ; CHP OLARAK BİZ KENDİMİZ TESLİM ETTİK
Ayten sorumuzu cevaplamaya, hem 2004 hem de 2009 yerel seçimlerinde çok küçük oy oranlarıyla seçimleri kaybettiklerini, 2004 yılında CHP’nin başkanlığındaki seçimi, 2009 yılında da AKP’li Belediye Başkanına karşı seçimi kaybettiklerinin altını çizerek başladı. Her iki seçimi de ayrı ayrı değerlendirmek gerektiğini belirten Ayten, “biz örgüt olarak bu iki seçimin ayrı ayrı analizlerini mahalle mahalle yapıyoruz. Gerek Belediye Meclisinde aldığımız oy gerekse Belediye Başkanlığı noktasında aldığımız oy oranları bazında değerlendirmelerini yapıyoruz.” dedi. Ayten, “ben AKP’nin Burdur’da yerel seçimi kazanmadığını düşünüyorum” şeklinde vurgulayarak, “burada bir özeleştiri yapmak gerekirse, kendi içimizde halledemediğimiz küçük sorunlar, küçük ayrışmalardan dolayı biz seçimi teslim etmiş noktasına geldik” diye samimi bir özeleştiride bulundu.
Barış Ayten şu görüşleri ileri sürdü:
“Ancak şimdi CHP 2014 seçimine çok güçlü bir şekilde hazırlandığını ifade edebilirim. Bütün kalbimle inanıyorum ki, 2004 yılında Burdur Belediyesi sosyal demokrat ve çağdaş bir belediye haline dönüşecektir. 8’e yakın aday adayı olduğunu söylediniz. Bu heyecanın yüksek olduğunu, inancın ve motivasyonun yüksek olduğunu gösterir. Bu 8 rakamı –daha 14 ay gibi uzun bir zaman dilimi var seçimlere- ilerleyen zaman içinde daha da yüksek rakamlara da çıkabilir. Ortaya çıkmış olan mevcut arkadaşlarımız örgütün çalışmalarında ciddi anlamda katkı koyuyorlar. Birbirlerine destek oluyorlar. Şu anki seçim çalışmalarımız içinde her biri aktif rol üstlenmiş durumdalar.”
“Aday profili konusunda benim, Barış Ayten’in görüşlerinden ve değerlendirmelerinden önce örgütün ve CHP tabanının, halkın değerlendirmeleri çok önemli bence” diyen Barış Ayten’in kafasında şekillenen aday adayı profilinin özelliklerini şu ilkelerden oluşmaktadır.
İŞTE CHP BELEDİYE BAŞKAN ADAY ADAYINDA OLMASI GEREKEN HASLETLER
- CHP’nin adayı öncelikle iyi bir CHP’li olmalı
- CHP’nin adayı iyi bir sosyal demokrat olmalı
- Ayrıştırıcı değil bütünleştirici özelliklere sahip olmalı
- Toplum içinde bir sempatisi mutlaka olmalı
- Çok daha önemlisi toplumda güvenilir bir birey olmalı
- Aday sadece sosyal demokrat tabandan değil, her kesimden, farklı inanç ve siyasal eğilim içinde olan vatandaşlarımızdan da oy alabilecek yapıda olmalı
- Çağdaş görünüme sahip ve sevecen olmalı, dinamik, enerjik olmalı
- Burdur’u sevmeli, öngörü ve hoşgörüsü çok yüksek olmalı
(KıvılcımHaber-Sayın Başkan, çağdaş bir görünüme sahip olabilir de, beyni, zihniyeti gerici olabilir ama…
Barış Ayten-CHP tabanındaki her birey inanın hem görünümünde hem de yüreğinde çağdaştır)
“Kaset darbesinden bu yana CHP Genel merkezinde sular bir türlü durulmuyor. Son birkaç haftadır da tozduman durumunda. Ulusalcı uyuyan bir dev durumunda olan CHP’de bir Genel Başkan Yardımcısı çıkıyor; ulusalcıların kafatasçılıkla –yani faşistlikle- suçluyor. Ardından Kurtuluş Savaşı’mızı Yunanlıları etnik temizlik operasyonu olmakla nitelendiriyor. Grupbaşkan Vekili kalkıyor, Genel Başkan Yardımcısının birini hedef alarak, partinin zor anında terk edip gidebilecek unsur olmakla suçluyor vs. Sizce ne oluyor Atatürk’ün partisi, Cumhuriyet kurucusu CHP’ye?”diye sorduğumuz dördüncü, ama ikinci önemli soruyu Ayten biraz sıkılarak, biraz da gülerek, “aslında bir şey olduğu yok” şeklinde cevaplamaya başladı.
CHP’de OLAN, BİR AKP OYUNU
Barış Ayten, hiç tereddüt göstermeden “aslında bir AKP oyunu” dedi. Ve ekledi: “Bu AKP oyunu sayesinde ulusal basın da CHP’yi karıştırmak için elinden geleni yapıyor.” KıvılcımHaber olarak, bu şekildeki ulusal basını oyunun içinde gösteren genellemesine itiraz ederek, -aslında CHP’ye yapılan bir Ergenekon operasyonu şeklinde değerlendirebileceğimiz bu olayda bir kısım basın organının faaliyetlerin içinde olabileceğini, ama ulusal basın diye yaygınlaştırmamakta fayda var- dedik. Ayten görüşlerini şu minval üzere şekillendirdi: “Yani elbette yürekli gazetecilerimiz var. Elbette yürekli köşe yazarlarımız var. Elbette sorgulayan gazeteci arkadaşlarımız var. Biz bunları tenzih ediyoruz. Ama genel olarak değerlendirdiğimizde gerek TV programlarında gerek görsel gerek yazılı medyada AKP tarafından yönlendirilerek CHP’yi parçalama girişimleri devam ediyor. Bugün bakıyorsunuz, AKP’nin birçok milletvekili seçim bölgesinde birçok gaf yapıyor. Bugün Başbakan iki gün önce söylediğini iki gün sonra inkâr ediyor. Basit bir örnek vermek gerekiyorsa, Abdullah Öcalan görüşmelerinde Kayseri’de bir mitingde, ‘Abdullah Öcalan’la görüşen, bunu iddia eden şerefsizidir’ demişti. Ama bir süre geçtikten sonra kendisi ‘ben görüşmüyorum devlet görüşüyor’, bir süre sonra ‘istihbarat görüşüyor’, deyip duruyor. Başbakan’ın o söylediği söz hala Kayseri meydanında asılı duruyor. Ancak ulusal basın bunun üstüne gitmiyor. Ama ne zaman bir CHP’li çıktı, basın önünde bir demeç verdi, hemen ertesi günü kıyametler kopuyor.”
Barış Ayten şu görüşleri öne sürdü:
“CHP’nin yetkili organları bellidir. CHP’nin en yetkili organı Kurultay’dır. Daha sonra Genel Başkan’dır, Parti Meclisi’dir. Parti adına görüş beyan edecek olan, parti adına bağlayıcı ifade de bulunacak olan bu kurullardır. Ayrıca biz sosyal demokrat bir partiyiz. Bizim milletvekillerimiz, örgüt yöneticilerimiz bulundukları ortamlarda ya da seçim bölgelerinde, yasama faaliyetlerini sürdükleri parlamentoda bireysel görüşlerini ifade edecekledir. Bunda hiçbir problem yoktur.”
CHP, ULUSALCI BİR PARTİDİR
“Bir de şunu iyi tanımlamak gerekmektedir ki, CHP Türkiye Cumhuriyet’ini kuran partidir. CHP ulusalcı bir partidir. Ulusalcılık nedir? Bunun analizini iyi yapmak gerekmektedir”diyen Barış Ayten, ulusalcılığı, tambağımsızlık, ulusal sanayinin gelişmesi olarak tanımladı. (Bayrağınızda var zaten. Altıok’tan biri-KıvılcımHaber) Ayten, “ulusalcılık, dışa bağımlılıktan kurtulmuş, siyasi ve ekonomik anlayışını kendi üretebilen bir anlayıştır” diyerek, “şimdi vay efendim, CHP’de ulusalcılarla ‘özgürlükçü sol’cular birbirlerine düştüler gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Ulusalcılığın bile daha ne olduğunu bilmiyorlar. Ulusalcılık emperyalizme karşı üretilen bir politikadır, bir duruştur. Ben şimdi nasıl Diyarbakırlı, Siirtli kardeşime karşı ulusalcı olacağım? Onlarda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda yer almışlardır. Benim atalarım onların atalarıyla cephelerde omuz omuza savaşmışlardır. Ve onların her biri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Bunlar bizim kültürel değerlerimizdir. Bu mozaik bizimdir ve çok önemlidir.” diye konuştu.
CHP’Yİ PARÇALAYARAK İMRALI
GÖRÜŞMELERİ SÜRECİNİN İÇİNE ÇEKMEYE ÇALIŞIYORLAR
Barış Ayten, sorumuzu şu şeklide cevap vererek noktaladı:
“Özellikle içinden geçtiğimiz aşamada, Öcalan görüşmelerinin yapıldığı süreçte CHP’yi parçalayarak bu sürecin içine çekmeye çalışıyorlar. CHP bu şekilde oyunlara asla gelmeyecektir. Evet, bazı arkadaşlarımız birbirlerini suçlayan açıklamalarda bulunmuşlardır. Genel Başkanımız duruma el koymuştur. Partiyi zor duruma sokacak hiçbir açıklama yapılmamalıdır. Buna kimsenin hakkı yoktur. Hele hele Türkiye’nin böylesine hassas bir döneminde CHP’ye zarar verecek hiçbir beyanatın altına hiçbir arkadaşımızın imza atmaması gerekiyor. Biz bu süreci demokratik bir şekilde geçirdiğimize inanıyorum. CHP bundan sonra seçmenin karşısında birlik ve bütünlük sergileyecek bir görüntü verecektir. Birlik ve beraberlik mesajı verecektir. O yüzden dolayı böyle şeyler olur. Biz sosyal demokrat bir partiyiz. Sosyal demokrat bir parti içinde herkes düşüncelerini duygularını özgürce ifade edebilir. Bunlar bizim güzelliklerimizdir, zenginliklerimizdir. Biz bunları aşmasını biliriz. CHP dediğim gibi bu ülkeyi kuran partidir. CHP bugün AKP’nin zaptedemediği, yıkamadığı tek kaledir.”
Barış Ayten’e son sorumuz şöyleydi:
“Son olarak Burdur halkına mesajınızı alalım.”
“Çok hassas bir dönemden geçiyoruz. Tüm hemşerilerime bir çağrıda bulunuyorum. Tüm ulusalcı, Atatürkçü, yurtsever, aydın, çağdaş, ülkesini seven, ilini seven herkesi CHP çatısı altında siyaset yapmaya, bu ailenin bir parçası olmaya davet ediyorum. Şubat’ın 16’sında Burdur’da CHP olarak bir İl Danışma Kurulu gerçekleştireceğiz Öğretmenevi Nurcihangil Konferans salonunda. O gün orada yerel seçim startı vereceğiz. Genel Başkan Yardımcısı Yerel Yönetimlerden Sorumlu Gökan Günaydın beyefendi ilimize gelecek. Çok yüksek ihtimalle Adnan Keskin gelecekler. Parti müfettişlerimiz, çok sayıda milletvekillerimiz, bölgedeki il başkanlarımız, belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz katılacaklar. O gün Burdur’da 2014 Yerel seçimleri öncesinde yerel seçim startı vereceğiz. O toplantıda partimize yeni üye olmuş 300’e yakın arkadaşımıza rozet takacağız. Bugün geçmişte merkez sağda aktif rol almış siyasetçiler CHP saflarına katılmaya devam ediyorlar. O arkadaşlarımıza da orada rozetlerini takacağız. CHP çok büyük bir aile. CHP 2013 yılını çalışma, 2014 yılını da zafer yılı olarak ilan etmiştir. Tüm hemşerilerimden bu onurlu insanlık mücadelesinde bize katkı koymalarını, omuz vermelerini rica ediyorum. Tüm halkımıza saygı ve sevgilerimi sunuyorum.”