- Kategori
- Gündelik Yaşam
Özgeyik muhabbeti denemesi
Vallahi, hep ciddi yazılar yaza yaza içim karardı. Eee biraz şöyle hayat denen şu koşuşturmadan çıkıp, bir bankta oturup, bir nefes almak, etrafımıza bakmak, öylesine amaçsız bir şekilde gökyüzünü, ağaçları seyretmek lazım. Hatta sigara içiyorsanız bir tane yakıp şöyle bir içinize çekip dünyaya doğru bir üflemek gerek. Konudan konuya atlayacağım ona göre mideniz bulanırsa, başınız dönerse sağ üst taraftaki (X) işaretine basın yeter.O hareket sizi bu ızdıraptan kurtarır.
Dün merkezden bir arkadaşım geldi ziyaretime, öyle bunalmış ki, tatil, deniz, plaj , mavilikler, ege, martini, Frank Sinatra, Cesaria Evora, kelimelerinin duydu mu öyle bir iç çekiyor ki. Anlatamam... Bu arada onun bu halini görünce içeriye güneş giren jaluziyi kısıp , Cesaria Evora'nın " A Women's Dissappointment" şarkısını bilgisayarımda çalmaya başladım. Tabi şarkı sözü her ne kadar hüzünlü olsa da biz latin namelerden mest olduk. Ona doğru dönerek Mert, şimdi düşünsene masmavi bir deniz , ege , bir martini , hafif bir esinti diyebildim.Nerdeyse ağlıyordu.Ona gülüyorum ama benim de ondan farkım yok hani.
Yaz günlerinde insanın hiç çalışası gelmiyor.Bazen hayal kurarım.Lotodan büyük ikramiye çıkmış veya milli piyangodan vurmuşum voleyi.Aman da aman ne güzel olurdu.Şu yaz boyunca İstanbul'a gelmezdim.Ama Ferrarim olmasa da satmazdım doğrusu.Biz alışmışız , strese , yoğunluğa , krizlere...Ne kadar yapabiliriz ki onlarsız.Ölür insan be:)
Stresi atmanın bir çok yolları var tabi.Her insan kendine göre stresle başa çıkmanın bir yolunu buluyor. Biz de akşamları balkonu hanımla beraber yıkıyoruz. O bir çay yapıyor, balkona kuruyoruz sehpayı sandalyeleri, ışıkları da kapatıyoruz. Bir tane de mum yakıyorum, mum ışığında yudumluyoruz çaylarımızı, sohbetimizi ediyoruz.Gece geç saatlere kadar, güzel oluyor ama. Bunu da hanım keşfetti.
Pazartesilerden nefret ederdim.Tabi dolayısıyla pazar günü akşamlarından, çünkü cumartesi de çalıştığım için haftada sadece bir günüm vardı kendime ayırabileceğim. O günü yatarak da geçiremiyordum, çünkü hemen bitiveriyordu.Bu arada Cumartesi çalışmayanlar hiç şikayet etmesinler.Bana göre onlara rahat batıyor. Neyse konuyu dağıtmayalım, pazartesileri sevmek için pazartesiyi iple çekmem gereken birşey yapmalıydım. şimdi güleceksiniz bu mu iple çekecek olay diye. Dizi film takip etmeye başladım. Acı Hayat dizisi. Her ne kadar Avrupa yakası gibi güldürmese de, idare ettik işte. Cuma günleri de Yabancı Damat. şimdi o diziler de bitti, bakalım ne edeceğiz?
Bazı insanlar hayatı düz yoldan geçerken, bazıları da dereden, tepeden, dağlardan stabilize yollardan geçmeye çalışırlar. Çalışırlar derken tabi ki, bu onların tercihi değildir. Tabi böylece 30 yaşındaki bir insan 45 yaşında gözükür. Bellidir hayatın yorgunluğu. Üstüne üstlük de elinde örselenmişlikten başka, hala birşey yoktur. Bazıların ise hayat hemen önüne getiriverir herşeyi.
Geçim derdi, evin derdi, çocuğun gereksinimi derken, bir bakmışsınız kendinizi unutmuşunuzdur. Derken sağlık problemleri ve THE END. Sonrası da şüpheli, iyi mi kötü mü belli değil. Geyik dedikte, geyikten ziyade, siteme döndü bu yazı.
Neyse beyler bayanlar, herşey bir tarafa sağlık en önemli zenginlik. Vücut sağlığı, kafa sağlığı çok önemli. Ben kafa sağlığımı yitirdiğim için, (yazımdan da anlamışsınızdır) , kendinize iyi davranın. Bu sıcakta da başka şey yazılmaz gerçi. Akşam yemeği karpuz peynir, ılık soğuk arası bir duş, mum ışığında balkon sefası, şimdilik en ekonomik rahatlama gibi gözüküyor.
Hadi Allaha ısmarladık.
Dün merkezden bir arkadaşım geldi ziyaretime, öyle bunalmış ki, tatil, deniz, plaj , mavilikler, ege, martini, Frank Sinatra, Cesaria Evora, kelimelerinin duydu mu öyle bir iç çekiyor ki. Anlatamam... Bu arada onun bu halini görünce içeriye güneş giren jaluziyi kısıp , Cesaria Evora'nın " A Women's Dissappointment" şarkısını bilgisayarımda çalmaya başladım. Tabi şarkı sözü her ne kadar hüzünlü olsa da biz latin namelerden mest olduk. Ona doğru dönerek Mert, şimdi düşünsene masmavi bir deniz , ege , bir martini , hafif bir esinti diyebildim.Nerdeyse ağlıyordu.Ona gülüyorum ama benim de ondan farkım yok hani.
Yaz günlerinde insanın hiç çalışası gelmiyor.Bazen hayal kurarım.Lotodan büyük ikramiye çıkmış veya milli piyangodan vurmuşum voleyi.Aman da aman ne güzel olurdu.Şu yaz boyunca İstanbul'a gelmezdim.Ama Ferrarim olmasa da satmazdım doğrusu.Biz alışmışız , strese , yoğunluğa , krizlere...Ne kadar yapabiliriz ki onlarsız.Ölür insan be:)
Stresi atmanın bir çok yolları var tabi.Her insan kendine göre stresle başa çıkmanın bir yolunu buluyor. Biz de akşamları balkonu hanımla beraber yıkıyoruz. O bir çay yapıyor, balkona kuruyoruz sehpayı sandalyeleri, ışıkları da kapatıyoruz. Bir tane de mum yakıyorum, mum ışığında yudumluyoruz çaylarımızı, sohbetimizi ediyoruz.Gece geç saatlere kadar, güzel oluyor ama. Bunu da hanım keşfetti.
Pazartesilerden nefret ederdim.Tabi dolayısıyla pazar günü akşamlarından, çünkü cumartesi de çalıştığım için haftada sadece bir günüm vardı kendime ayırabileceğim. O günü yatarak da geçiremiyordum, çünkü hemen bitiveriyordu.Bu arada Cumartesi çalışmayanlar hiç şikayet etmesinler.Bana göre onlara rahat batıyor. Neyse konuyu dağıtmayalım, pazartesileri sevmek için pazartesiyi iple çekmem gereken birşey yapmalıydım. şimdi güleceksiniz bu mu iple çekecek olay diye. Dizi film takip etmeye başladım. Acı Hayat dizisi. Her ne kadar Avrupa yakası gibi güldürmese de, idare ettik işte. Cuma günleri de Yabancı Damat. şimdi o diziler de bitti, bakalım ne edeceğiz?
Bazı insanlar hayatı düz yoldan geçerken, bazıları da dereden, tepeden, dağlardan stabilize yollardan geçmeye çalışırlar. Çalışırlar derken tabi ki, bu onların tercihi değildir. Tabi böylece 30 yaşındaki bir insan 45 yaşında gözükür. Bellidir hayatın yorgunluğu. Üstüne üstlük de elinde örselenmişlikten başka, hala birşey yoktur. Bazıların ise hayat hemen önüne getiriverir herşeyi.
Geçim derdi, evin derdi, çocuğun gereksinimi derken, bir bakmışsınız kendinizi unutmuşunuzdur. Derken sağlık problemleri ve THE END. Sonrası da şüpheli, iyi mi kötü mü belli değil. Geyik dedikte, geyikten ziyade, siteme döndü bu yazı.
Neyse beyler bayanlar, herşey bir tarafa sağlık en önemli zenginlik. Vücut sağlığı, kafa sağlığı çok önemli. Ben kafa sağlığımı yitirdiğim için, (yazımdan da anlamışsınızdır) , kendinize iyi davranın. Bu sıcakta da başka şey yazılmaz gerçi. Akşam yemeği karpuz peynir, ılık soğuk arası bir duş, mum ışığında balkon sefası, şimdilik en ekonomik rahatlama gibi gözüküyor.
Hadi Allaha ısmarladık.