- Kategori
- Güncel
Özü kaybetmeden Özürü konuşalım
İşin doğası bu galiba..
Yine yalan yanlış, çarpıtılmış, eğilmiş, bükülmüş, angajmanlarca gebe bırakılmış bi mesele haline geldi özür meselesi.
Şu anki olay esasta şudur:
Bir tarihi olay konusunda, bir grup insan, şu ya da bu niyetle, bir planın parçası ya da ani bir vicdan sıçraması ile bir metin yayımlıyorlar ve özür diliyorlar.
Tartışma, esas olarak, bu metin üzerine olmalı iken, tartışma denklemindeki parametreler elma armut ayrımı yapmadan değiştiriliyor. Zorla yerleştirilmiş puzzle görüntüsü oluşuyor böylece.
1915 yılında olan olayların boyutları tartışmalıdır.
Bunu soykırım görenler de vardır görmeyenler de.
Bunu büyük felaket görenler de vardır, görmeyenler de.
Hangisi doğru olursa olsun, bu olayı siyasi malzeme yapanlar da vardır yapmayanlar da.
Bunu siyasi malzeme olarak dış siyasette ve iç siyasette de kullananlar vardır, kullanmayanlar vardır.
Psikolojik olarak angajmana bağlanmış, her fırsatta, hasım belledikleri gruplara karşı, bu tür olaylarla saldırma girişimine girenler de vardır girmeyenler de.
Şimdi, bütün bu durumları, siz, özür dilemenin semantiği üzerinden tartışmaya sokarsanız, saçma sapan bir tartışma ortaya çıkmış olur.
Özür metnini tartışırken, olayların doğruluğunu yanlışlığını tartışmayın; yok eğer bunu tartışıyorsanız, özür metnini tartışmayınız. Yani anlayacağınız, ermeni tezinden yana bir eğilimin varsa bile, özür metnini savunmanın gerekmiyor, ya da özür metnini eleştirirken, ermeni tezine, kendi bakışınızı savunmamanız gerekmiyor.