- Kategori
- Siyaset
Özürcülerden biri….

Prof. Halil Berktay
Özürcülerden Biri…
Medyada son günlerin popüler konusu olan “Ermenilerden özür diliyorum” kampanyası ortaya çıktığında birçok kişi gibi benimde kanım tepeme çıktı. Uzun zamandan beri araştırdığım Ermeni konusu hakkında öğrendiklerime taban tabana zıt bu davranış ve söylemlerden etkilenerek bir yazı da ben yazdım. Daha sonra sinirim yatışınca kim bu “özür dileyiciler” diyebir inceleme yaptım. Gerçi hepsi gerek yazılı gerek görsel medyadan tanıdığımız kişiler. Bu yazımda geçmişi oldukça ilginç birini biraz yakından tanıyalım dedim. Bu beyefendi Sayın Halil Berktay.
Halil Berktay (d. 27 Ağustos 1947, İzmir)
Liseyi Robert Kolej’de okuduktan sonra, ekonomi alanında lisans ve lisansüstü eğitimini 1968'de Yale Üniversitesi'nde tamamladı. 1990yılına kadar "Maocu" bir sol çizgiyi savunan Aydınlık hareketinin içinde yer aldı. Ekonomiden sonra sonra yöneldiği tarih alanındaki doktorasını Birmingham Üniversitesi'nden 1991 yılında aldı. 1989-93 yılları arasında Ana Britannica Ansiklopedisi tarih danışmanlığı yaptı. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı kurucu üyelerindendir.
Prof. Dr. Halil Berktay'ın tarih bilimine ait artık bir eseri bulunmuyor, ama dünyayı yerinden oynatacak bir tezi var: "Türkler, Kurtuluş Savası’nda Anadolu'yu yeniden işgal ettiler." Berktay, bu teorisiyle dünyanın hiçbir üniversitesinde doktor unvanı alamaz; sınıf dahi geçemez. Birden bire Halil Berktay profesör yapıldı. 42 yaşında dönekliğini ilan ettiği zaman, henüz doktorasını bile tamamlamış değildi. Oysa o zaman iki kitabi vardı: "Kabileden Feodalizme" ve"Cumhuriyet İdeolojisi ve Fuat Köprülü". İyi kitaplardı, bilimsel çalışma ürünüydüler ve en önemlisi bir tarih teorisine dayanıyorlardı.
Halil Berktay'ın şimdi hiçbir bilimsel ürünü yok, fakat profesör doktor. Halil Berktay'ın ikikitabı, Bilimsel Sosyalist bir tarih teorisi üzerine kurulmuşlardı. O kitaplarla profesör falan olamazdı, o kitaplarla kendisine onca yıllık üniversite kariyerine rağmen, 43 yaşına kadar doktor unvanı bile verilmemişti. O kitaplarda, Türk Devrimi'nin birikimi, Cumhuriyet'in kaynakları, Cumhuriyet'in tarih felsefesi vardı. İttihat Terakki'nin, Talat ve Enver Paşa’ların ilerici birikimi açıklanıyordu. Hatta bu ilerici birikimi kabul etmeyenler yerden yere vuruluyordu. O ilerici geleneğin devamı olarak Kurtuluş Savaşımızın e Kemalist Devrim'in tarihsel rolü, buna bağlı olarak Fuat Köprülülerin toplumsal tarihçiliğinin bilim hayatımıza katkıları anlatılıyordu. Halil Berktay, ancak bu yüklerden kurtarıldıktan sonra, doktora unvanı verilebilir ve koltuklarından tutulup kariyer basamaklarının yukarısına bırakılabilirdi.
Bugün holding medyasını başına "tarihçi" tacını taktığı Prof. Dr. Halil Berktay, 1990 öncesindeki Halil Berktay değildir. İsterseniz kendisine sorun. Bir bilim adamının künyesi, yazdığı kitaplar ve yazılardır. Prof. Halil Berktay, 1990 öncesindeki Halil Berktay imzasının kendisine ait olmadığını, o dönemleri hatırlamak bile istemediğini, unuttuğunu, aslında o kitapların kendisine zorla yazdırılıp imza ettirildiğini, kendisi söylemektedir.
Prof. Dr. Halil Berktay'in tarih bilimine ait artık bir eseri bulunmuyor ama dünyayı yerinden oynatacak bir tezi var. Holding medyasının tarihçisi diyor ki, "Türkler, Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu'yu yeniden işgal ettiler." Ne büyük zeka değil mi? Azıcık incelendiğinde görülecektir ki, Amerikalılar, Almanlar, Fransızlar, Çinliler ve daha bir çok halk bu gün yaşadıkları coğrafyaya başka yerlerden geldiler. Böyle bir teoriye nerede doktor unvanı verilir ki?
Böyle"yeniden işgal" türünden teorileri üretmek için, tarihçilikten vazgeçmek ve emperyalizmin başka tür kadroları arasında görev almak gerekir. Emperyalizm, tarihçi ile psikolojik savaş görevlisini birbirinden ayırmıştır
İşte beyefendinin bir beyanı: "Mustafa Kemal'in Ermeni tehcirini ve Ermenilere reva görülen eziyeti savunan tek bir demeci yoktur." (Milliyet, 7 Mart 2005, s. 17).
Atatürk, Ermeni tehcirini savunan demeçler vermenin ötesinde, eğer tehcir suçlamasıyla "vatan evlatları" idam edilecek olursa, kendisinin de İngiliz Yarbayı Rawlinson'u ve diğer İngiliz esirleri asacağını, Ahmet İzzet Paşa’ya bildirmiştir (12 Ağustos 1920 tarihli telgraf için bkz. Atatürk'ün Bütün Eserleri, c. 9, s.168).
Beyefendi Birinci Dünya savaşı ve ertesinde ölen Müslüman sayısını “bir iki on bin” olarak veriyor. Oysa arşiv bilgilere göre bu sayı 2, 5 milyon. Sırf Ermeni katliamlarında ölenlerin sayısı 517 bin 955.
Tarihçi Halil Berktay, 1990 yılında ölmüştür.
1990 öncesindeki tarihçi ve devrimci Halil Berktay'i eserler ürettiği halde, gazeteler vermezdi, ekranlar göstermezdi. O Halil Berktay, hapislere atılır, üniversite kürsülerinde barındırılmazdı.
Bugün ABD güdümlü holding medyasının 1914-1922 yılları arasındaki vatan savunmamızı "Ermeni soykırımı" ilan ettirmek için, gazete sayfalarından çarşaf çarşaf konuşturduğu Halil Berktay, tarihçi Halil Berktay değildir.