​ Paçanga böreği, pratik bigudi ve Esra Ceyhan dedikodusu… / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Paçanga böreği, pratik bigudi ve Esra Ceyhan dedikodusu…

Paçanga böreği, pratik bigudi ve Esra Ceyhan dedikodusu…
 

Eski sevgiliye döner gibi, televizyon izlemeye başladım saatlerce, adı üstünde eski sevgili, hoşnutluk nereye kadar sürer, kişi aynı kişidir sonuçta, tas da aynıdır sonuçta, hamam da…

Esra Ceyhan’ı izledim, tecavüz konusu işleniyordu, sinir oldum tavrına!

İzlemeye başladığımda programın sonlarına yakındı, Haydar Dümen’i konuk etmişlerdi henüz yeni, adama tecavüzler neden bu kadar çoğaldı diye sordu, yanıtlıyor Haydar Dümen, beni şaşırtacak kadar doğru saptamalarda bulunuyor, tam işin püf noktasını söyleyecek lafı bölüyor Esra, bunları bırakalım da bizler nasıl korunuruz, siz onu anlatın diyor! Haydar Bey tam anlatmaya başlıyor, üstelik hakkını vermek gerek, uzatmıyor konuşmayı, dinlemek istiyorum onun düşüncelerini ama ne mümkün!

Yine Esra Hanım konuşmayı bölüyor, anlamsız bir sığlığa sürüklüyor, reyting amaçlı mıdır, hedefi çözüm aramak yerine dövünmeyi, “Cıks… Cıkss…” demeyi tercih edenler midir, kapasite meselesi midir, bilemedim!

Bildiğim bir şey var ama, televizyon izlemeyi bu nedenlerden dolayı terk etmiştim!

……

Bir yemek yarışmasını takip ediyorum, hırsları, kaypaklıkları gözlemliyorum, iyi niyetlerin nasıl ezilip geçildiğini… Empati yapmaktan ne derece uzak olduklarını ve bam teline gereksizce, hayasızca basılmaların karşılığında iyi niyetli insanların dahi nasıl onlarla aynı dili konuşmaya itelendiğini…

Bu yarışmada “Paçanga Böreği” yapıldı ama yapılan bir dönemler size tarifini verdiğim Gökkuşağı Böreği idi.

Çok pratik ve lezzetli olan Paçanga Böreği tarifini işbu vesile ile sizlerle paylaşmak istedim!

Malzemelerimiz:

- Yufka

- Pastırma

- Kaşar Peyniri

- Domates

- Yeşil biber

- Yumurta

- Galeta unu

Her bir parça börek için bir ya da yarım dilim pastırma, bir dilim kaşar peyniri, iki fındık büyüklüğünde domates, ince kesilmiş dört yeşil biber halkası…

İki adet yufkadan sekiz parça börek çıkıyor ve bir adet yumurta sekiz parçaya yetiyor.

*Domatesin kabuklarını soyuyoruz, ikiye bölerek suyunu ve çekirdeklerini çıkarıyoruz ki, böreğimizi sulandırmasın. Küçük parçalara bölüyoruz.

*Yeşil biberleri halka halka doğruyoruz.

*Yumurtayı geniş bir kap içerisinde çırpıyoruz, biraz su ilave ediyoruz, tekrar çırpıyoruz.

*Bir adet yufkayı yayıyoruz, yumurtayı fırça yardımı ile üzerine sürüyoruz ve ikinci yufkayı üstüne koyuyoruz.

*Sekiz parçaya bölüyoruz.

*Her bir parçaya isteğe göre bir ya da yarım parça pastırma, dikdörtgen bir dilim kaşar koyup, üzerine iki adet domates ve dört halka biber koyduktan sonra kenarlarını içe alarak yufkanın, sarıyoruz.

*Sarılmış börekleri yumurtaya buluyor, ardından galeta ununu koyduğumuz tepsi içinde ters yüz ediyoruz.

*Teflon tavada az tereyağı ya da sıvı yağ ile ya da fırında yine az yağ ile pişiriyoruz.

*Tuz kullanmıyoruz, pastırmanın, kaşarın ve yufkanın tuzu yeterli geliyor.

*Afiyet olsun!

…….

Gazetelerden okuyordum Derya Baykal’ın bilmemnedenliklerini, bir iki gözüm takıldı ama yok, öyle sabırlı biri değilim, ne izleyebilir ne de uygulayabilirim!

Ancak, herkesin pratik bir tarafları vardır, sıkı durun, size annemin çocukluğundan pratik bir bigudi yöntemi!... Az sonra!...

Çalışma hayatı bakımlı olma konusunda gerçekten de fiştekliyormuş insanı! Birilerine hoş görünmek değil de, iş yaşamı içinde kotarırken bir çok konuyu insan öncelikle kendine güvenmek istiyor…

Hele ki müşteri odaklı çalışılıyorsa, işe duyulan saygıdan en azından kişi bakımlı olmayı tercih ediyor… muş… yani… Makyajsız bir gün dahi geçirmeyen, geçirmeyi dahi düşünmeyen ben dahi nadir makyaj yapmaya başladıysam, varın artık siz düşünün!

Kaç zamandır kuaföre gidip de saçlarımı kestiremedim, bir türlü denk getiremedim, yaz aylarının cehennem sıcağında toplamayı tercih ettiğimden uzun hallerine kendilerini terk ettim ama şu aralar neredeyse Rapunzel ile yarışacağım!

Gece gece taktım saçlarıma!... Aaaa… Bir dakika, sarsam ya! Eee, bigudilerden vazgeçeli yıllar oldu! Kıvırtmak istediğinde jölele, hamur gibi yoğur bir süre, ne gerek var bigudiye!

Ah be güzelim dedim kendi kendime, istediğin bigudi olsun, çocukluğunda bayram arifelerinde annenin yaptığı, hatta da rahatlıkla yatıp uyuyabildiğin, kafanı pek de rahatsız etmeyen pratik bigudiler ne güne duruyor!

Kullanmadığım bir giysi buldum, şeritler halinde kestim!

Gazete sayfalarından da bir karış eninde, iki karış boyunda parçalar kestim.

Gazete parçalarını şeritlerin ortasına rulo yaparak sardım. Saçlarımı tutamlara ayırıp, bu rulolara sararak, şeritlerin uçlarını fiyonk yaparak bağladım. Neden fiyonk yaptım, açarken kolaylık olsun diye!

Gazetenin nemi alması mıdır işin püf noktası, sanıyorum bu yüzdendir, hiçbir bigudiden böyle kaliteli bir sonuç alamaz insan!

Yarın unutmazsam, inandırmak için sizleri, webcam’dan bir resim çekip, galerilerime koyayım açtıktan sonra kağıt bigudilerimi…

…….

Ehh, bu gecelik bu kadar bilgi yeter!

Ama televizyon dedikodularım bitmek bilmiyor, ay ayol Semra Kaynana bile izdivaç programı sunar olmuş!

“Amanın” dedim gördüğümde, “Ayol bu kadın bile sunucu olduysa, dövüneyim ben oturduğum yerde!”

Neden böyle diyorsun anne diye sordu oğlum, “Ah be güzelim, diksiyonsa diksiyon, kültürse kültür, yani reva mı bu bana, ben burada pinekleyeyim, o orada sunucu olsun!...”

Anne, dedi, bir şeyi unutuyorsun, sen ünsüzsün o ünlü!

Doğru söze ne denir!

(Breh breh, maşallah, on yedisinde ama taş çıkartırmış annesine!)

Vay ki ne vay bu arada, ünlü olmak ile cazgırlık paralelmiş meğerse!...


Gülgün Karaoğlu
Kasım,19/08

 
Toplam blog
: 1269
: 1343
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..