Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '09

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

padişahın birisi

Padişahın birisi yalana ve yalancıya çok kızarmış.

Bir gün ülke çapında bir yalan söyleme yarışması düzenleniş. Padişah, böylece en büyük yalanı söyleyeni bulacak, bulacak ki onu en ağır şekilde cezalandıracak.

Bütün ülkeye padişahın emri duyurulmuş. Padişah:
- Bana en iyi yalanı söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim, demiş.

Akın akın gelen yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalanlarını anlatmaya.

Birisi:
- Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü, demiş.

Padişah:
- Bunun neresi yalan. Kuş kartaldır, aslan da kuzu kadar minik bir yavrudur. Kaptı mı dağa da götürür, yuvasına da, demiş.

Bir diğer yalancı:

- Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar, demiş.

Padişah:
- Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüştür. Taç da pencerenin altından geçmekte olan eşeğin başına geçmiştir. Taç kimin kafasındaysa, kral odur, demiş.

Öteki yalancı:
- Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü, demiş.

Padişah:

-Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir, demiş.
Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha “bu en büyük yalandır” dedirtememiş.

En sonunda bir Kayserili gelmiş;

-Padişahım, sen padişah olmadan önce benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almışsın. Herhalde padişah olduktan sonra unuttun. Şimdi ben o altınları geri almak için geldim. Eğer “ büyük yalandır” diyorsanız, ödülü yarışma gereği bana vermek zorundasınız. Yoook, “yalan değil” diyorsanız, haydi borcunuzu ödeyin bakalım!.. demiş.

Sahi sizin en büyük yalanınız (kuyruklu veya beyaz, farketmez) neydi?

 
Toplam blog
: 165
: 646
Kayıt tarihi
: 16.02.09
 
 

Recai Şahin: 1941 yılında Fethiye- İncirköy'de doğdum. İlkokul köyümde, ortaokulu Fethiye'de okud..