Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Palamutbükü'nün müthiş çifti

Palamutbükü'nün müthiş çifti
 

O güzelim Datça ya da Betçe koyu, Palamutbükü’nde kaldığım zaman zarfında; süzme turizmci, süzme insan ve esnaf, harikulade bir çiftle tanışma, dost olma fırsatım oldu. Palamutbükü Limanı’nın hemen karşısında bulunan “<ı>Liman Market-Restoran-Apart-Pansiyon”larının sahipleri ve işletmecileri, Nebahat Hanım ve Erkol Bey çifti, sözünü ettiklerim.


Doğma büyüme oralı, Betçe’liler kendileri. Erkol Bey, antik kent Knidos’lu. Yardımcıları, tıpkı kendileri gibi, güleryüzlü ve sıcakkanlı Şafak da, uzaktan akrabaları. Muhteşem mutfakları ise “Yenge” diye hitap ettikleri bir başka Betçe’li Hanımefendi’ye emanet.


Yaptığımız, doyumsuz sohbetlerimizden anladığım kadarıyla çok genç yaşta evlenmişler. Hala gençler ama boyları kadar oğulları var. İşlerinde müthiş titizler. Odaları tertemiz ve bakımlı. Harika bir bahçe içerisindeki pansiyon ve apart daireleri, neredeyse kendi evlerinin zarafetinde döşenmiş. Banyo aynasının önündeki, deniz kabukları ile dolu tabakları ve o estetik, hala gözlerimin önünde.


Liman Pansiyon’un kahvaltılarını, başka hiçbir mekanda yemedim dersem çok da abartmış olmam. Genelde bu tip yerlerde verilen sanayi tipi, hafif sıklet kahvaltılıkların, burada esamesi okunmuyor. Bembeyaz ve tertemiz, küçük kahvaltılık tabak ve kaselerde gelen; harika peynir ve zeytin çeşitleri, mis gibi kokan hakiki tereyağı, gül-çilek-portakal-turunç reçelleri, taş fırında ısıtılmış köy ekmeği, tarla domatesi ve salatalıkları, halis sızma zeytinyağı tabağı, yine taş fırında ve toprak güveçte yapılan çeşit çeşit omlet ya da menemenleri ile kahvaltı yapmıyor adeta gastronomik bir ayini yaşıyorsunuz her sabah.


Akşam yemekleri için de Liman Restoran, bir gurme sığınağı. Kayaların üzerinde, topraksız ve dalgalarla yetişen ve Erkol Bey’in kendisinin topladığı “deniz kerevizi”ni ilk kez tadıyorum. Haşlanarak, bol limon ve sızma zeytinyağı ile servis ediliyor.


Rakı mezesi olarak özellikle getirdikleri ve tatmamı istedikleri, lagos balığından yaptıkları “çiğ balık” yine, yeni keşif tatları bırakıyor isterik damağıma. Tuzlayarak mı yaptığını soruyorum Erkol Bey’e. Limonla terbiye ettiğini anlatıyor. Başlıyoruz bir gastronomik sohbetin en tatlı dakikalarına.


Yine taş fırında ve güveç kaplarda yaptıkları tavuk ve köfteleri enfes. Garnitür olarak birlikte pişen, tüm patlıcan ve patatesler, tahminlerin ötesinde damak hoşlukları bırakıyor yiyenlerine.


Yemeğinizin üzerine; kömürlü bakır semaverde, odun kömürü közü ile pişen daha doğrusu tam anlamıyla demlenen, tavşan kanı, mükemmel çaylarını içmek keyfinize keyif katıyor Palamutbükü akşamında.


Liman Pansiyon’dan ayrılırken, kaldığımız beş gün boyunca, yüzümüzü ekşitecek bir tek konu olmadığını, tek bir olumsuzluk yaşamadığımızı hissediyoruz. Ve bir gün, yeniden yolumuzu buralara düşüreceğimiz duygusunu...


Not: Bir sonra ki gezi-keşif yazımı, “<ı>Lambuka’nın Peşinden Atlantik’e” başlığı ile yayınlayacağım.

 
Toplam blog
: 898
: 3759
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..