- Kategori
- Deneme
Papatyalar solarken, gözyaşlarını sakla.

internet ortamından alınmıştır.
Kavak ağaçları, ulu yükseklikleri ile gökyüzünü kaplamış, kenarında sıralandığı patika yolu iyice karartmıştı. Genç kadın patika yolda hızla ilerliyordu evine doğru. Alacakaranlık çökmeye başlamış, gün batarken, ay gül yüzünü siluet halinde göstermeye başlamıştı. Adımlarını sıklaştırdı.
Üstelik, bu gün çok yorulmuştu. Çocuklar birazdan servisle okuldan geleceklerdi. Nefes nefese eve girdi. Şehirden uzak, cennet bir ortamda, çiftlik evinde yaşıyorlardı, birkaç yıldır. Eşinin işleri hayli düzelmiş, çocuklar tabiatın içinde, daha mutlu bir ortamda yaşasınlar diye buraya yerleşmişlerdi. Akşama yakın saatlerde, papatya toplamaya çıkmıştı. Bu gece evlenme yıl dönümlerini kutlayacaklardı, üç çocukları ile birlikte. 15.yıllıydı evliliklerinin. Ailesi tercih etmişti eşi ile evlenmesini. Karşı çıkmamış ve evlendikten sonra da çok sevmişti. Evlilikleri de üç tane çocuk ile süslenmişti, geçen yıllar içerisinde.
Son zamanlarda eşi, sık sık iş seyahatlerine çıkıyordu. Uzun süre çocukları ile kalıyordu başbaşa.
Alel acele eve girdi. Büyük bir özenle, topladığı papatyaları vazoya yerleştirdi. Telefon çaldığında, hazırladığı yemek masasına peçeteleri yerleştiriyordu. Eşi idi telefondaki; Acele bir iş çıktığını üç günlüğüne şehir dışına çıkması gerektiğini söylüyordu.
Tarif edilmez bir hayal kırıklığı yaşıyordu genç kadın. Yılgın ve üzgün bir halde koltuğa çöktü. Sabahtan beri ne hevesle hazırlanmıştı bu gece için. Uzun süre, koltukta oturduğu yerde kalakaldı. Çöküntüsünü, hayal kırıklığını çocuklarına yansıtmaması gerekiyordu. Zor da olsa kendini toparlamaya çalıştı. Yemekleri hazırlaması lazımdı.
Çocuklar, güle oynaya okuldan geldiler. Hep birlikte yemek yediler. Onlara uygun bir dille, babalarının iş için şehir dışına çıktığını belirtti. Onlara kederini belli etmemeye çalışarak. Daha sonra televizyon seyredip, herkes dinlenmek üzere odasına çekildi. Uzun zaman oturdu, hiç uyku ile arası iyi değildi.
Zorlanarak uyumaya çalıştı. Sabahın yeni yeni uyanmaya başladığı saatlerde; acı acı alan telefon sesi ile irkildi. Telefonun diğer ucunda polis olduğunu belirten bir kişi, eşinin trafik kazası geçirdiğini haber veriyordu.
Büyük bir telaş ve üzüntü ile arabasına binip kaza yerine ulaşmaya çalıştı. Kaza yerine geldiğinde korkunç bir manzara. Eşinin arabası, tırın altına girmişti kafa kafaya. Kaza yeri çok kalabalıktı. Kalabalığı yara yara polislerin yanına geldi. Eşinin durumunu soracaktı ki yerde üzeri örtülmüş iki kişinin yattığını gördü. Yıkılmıştı, ayakta durmakta zorlandı. Polisler destek olmaya çalıştı nafile.
Birden ayıldı. İyi de eşinin yanında upuzun yatan kimdi? Polislere sordu. Diğer kişinin bir kadın olduğunu öğrendi. Yıkılmışlığı ikiye katlandı. Evlenme yıldönümlerinde!
Sessizce kaza yerinden ayrıldı. Eve geldi, henüz çocuklar uyanmamışlardı. Onlara, olanları nasıl anlatacağını düşünmeye başladı. Vazodaki papatyalar ona, o papatyalara baktı. Papatyalar solmaya başlamıştı. Tıpkı onun hayatı gibi. Gözyaşlarını saklamadan, ağlamaya başladı.
Ayşen Arslangiray Kura