- Kategori
- Sosyoloji
Para ile saadet olur mu ?
‘Para ile saadet olur mu?’
Her ikisine de yanıtı aynı. ‘Olmaz.’ Peki neden?
Çünkü para hiç şüphesiz hayatımızı sürdürebilmek,
ihtiyaçları karşılayabilmek,
belirli bir konfor içerisinde yaşamak, daha da önemlisi hayatta
kalmamızı sağlamak adına önemli bir araç.
Ama mutluluğun anahtarı mı? Orası muamma.
Yoksulluk bir mutsuzluk etkenidir ve o etkeni
ortadan kaldırmanın ön şartı da paradır.
Ancak para salt mutlu olmak için yetmeyebilir.
Yani bu şu demek oluyor; size hizmet edilmesi,
evleriniz, arabalarınız ve hatta hizmetçilerinizin olması,
onların ev temizlemekten alışverişe, çocuk bakımına kadar
her istediğinizi yapması elbette sizi mutlu edebilir.
Ama bu kolaylık hayatınızın daha anlamlı
olacağı anlamına da gelmiyor.
Güç, para, zenginlik, şan, şöhret hayatımıza anlam katabilecek
bir çok değerden bizi uzaklaştırabilir.
Mesela aile, dostluk, arkadaşlık, yardımlaşma gibi değerleri
Unuta bilecek ya da yok sayacak pozisyona gelebiliriz.
Para toplum ile bağlantısı olan bir birey olmanızın önüne geçebilir ki
bu koşullar altında paranız olsa da
başkalarının parasız ve mutsuz olduğu bir yerde
mutlu olmanız ne kadar mümkün?” diye sorulabilir.
Dış dünyada mutluluk arayışına çıktığımız her an
aslında bir fare kapanına da girmiş olmuyor muyuz?
Sahip olduklarımızın, diyelim ki para ya da makam,
daha fazlasını elde ettiğimiz zaman,
önce mutlu hissediyoruz ama
sonrasın da fazlasını istemeye başlıyor, bunun için de
yakıp yıkmaktan çekinmiyoruz.
Ya da duruma hemencecik alışıyoruz ve önceden ‘şans’ diye
nitelediğimiz her şey bir anda ‘yetersiz’ gelmeye başlıyor.
Ve bu kez de aynı hazzı yakalamak için yine
daha fazlasının peşine düşüyoruz
Yani, demem şu ki insanlar genellikle kendilerini neyin
mutlu edeceği hususunda yanılırlar.
Yanılma para geldiğinde mutlu olacağımızı sanmamız ile başlar.
Zenginlik anlık çözümler, keyifler, mutluluklar getirse de
bu mutluluk uzun vadede gerçek olmayabilir.
“Her ne kadar ‘param olsa daha mutlu olurum’ diyenler
başı çekse de geleceğe dönük bu beklenti gerçekleştiğinde
(diyelim bugün zengin olduk) pek de öyle mutlu olmadığınızı görebilirsiniz.
Mutluluğu beklemek, o durum gerçekleştiğinde,
mutlu hissetmenin garantisi değil yani.
İnsanlar dostlukları, arkadaşlıkları, hayata kattıkları ile
hatırlanmak, bilinmek isterler çünkü.
Ayrıca, son 1 yıldır pandemi ile çoğumuz zaten bu gerçekle yüzleşmedik mi?
Sağlığın ne kadar önemli olduğunu fark ettik.
Paranın sevdiklerinize dokunmaktan, yanında olmaktan,
sarılmaktan kıymetli olmadığını anladık.
Güç ve paranın işe yaramadığını hissettik çünkü
ortada satın alınabilecek bir aşı bile yoktu.
Sosyalleşmenin, insan olabilmenin, yardımlaşmanın kıymetini bildik.
Birçok insan kocaman evlerini, büyükşehirlerdeki ‘dörtdörtlük’ yaşamlarını
bırakıp daha sakin yerlere taşınmadı mı? Kocaman binalar bomboş kaldı.
En derim ki ,Önemli olan mutlu olmayı bilmek.”
‘Para tek başına bir anlam ifade edebilir mi?’ Bence hayır.
Para bir metadır. Bitebilir. Hadi bitmediğini varsayalım...
Hep bir daha fazlası vardır. Belli noktadan sonra
hırs, ihtiras gibi duyguları besler, kişiyi de metalaştırabilir.
Evler, arabalar, yatlar, uçaklar, ayakkabılar..
Yetmez... Hep bir fazlası olsun istenir.
Oysa insan gerçek doyuma bunlarla değil;
sevgi, şefkat, inanç, saygı, sadakat gibi duygularla varır.
İlişki içerisine para girdiği zaman kişinin sizinle neden dostluk ettiği
ile alakalı şüpheye düşebilirsiniz.
‘Siz olduğunuz için mi yoksa ona sağladığınız imkânlar için mi sizi seviyor?’
Ki bu haklı bir şüphedir. İlişkilerinin ömrü ve seyrini para, güç ve şöhrete
bağlayanların ilişkileri koşula bağlı demektir ve bitmeye mahkumdur.
Bence dengeli olmak ikisine de eşit bir tutmaktır.
Bu da akıl ve eğitim işidir.İkisini bir araya getirmekte zordur.
ozcanvural33@hotmail.com