- Kategori
- Siyaset
Paralel devlete yumuşak geçiş ve Fethullah Gülen Hareketi(Fethullahçılık)

Bu kadarla da kalmıyordu; "askeriye, mülkiye, hukuk ve eğitim" kurumlarında da teşkilatlanmayı amaçlıyordu.
AMAÇ, İSLAMCILIĞI DEVLETİN RESMİ İDEOLOJİSİ YAPMAK...
Rusya dağıldıktan sonra, ABD ve Batı'nın Kafkasya ve Orta Asya'ya uzanmaları için coğrafi bir köprünün yanı sıra, bir de bölgede fazla tepki görmeyecek sosyokültürel bir köprüye ihtiyaç vardı. Bu iş için en uygun ülke de, öteden beri Doğu-Batı arasında bir geçiş köprüü olduğu söylenen Türkiye idi.
Türkiye, hem geleneksel hem de Batı yanlısı modern yapısıyla, bölge ülkelerine örnek olabilir ve bu ülkelerin Batı'ya yönelmesine -- daha doğrusu, Batı'nın siyasal ve toplumsal etkinliği altına girmesi için -- yardımcı olabilirdi.
Ayrıca, Türkiye'nin bu yapısıyla, bölge ülkeleriyle sağlayabileceği sosyokültürel uyum, İran'ın radikal dinsel yapısının bölgedeki etkinliğini kırabilirdi. Planlanan buydu. Bunun yolu da eğitimden geçiyordu.
ABD'nin parasal yardımları ile başlatılan eğitim atımlarının başına lider olarak, o sıralarda Türkiye'de "Ilımlı İslam" kimliği ile tanınan -- ya da öyle bir izlenim vermesi istenen -- "Siyasal İslam"dan uzak görünen, politikaya karışmayan ve de halk arasında sevilen Fethullah Gülen Hoca getirildi.
Fethullah Gülen ve yandaşlarına "bir çeşit cemaat" diyerek, modern dünyanın gereği basit ve masum İslami topluluk olarak görmek isteyenler, onun "sinsi ve örtülü(maskeli)" ve de "sabırlı" bir yöntemle devlet ve hükümet içinde nasıl bir yapılanmaya gittiklerini görememişlerdir.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi(DGM) Savcılığı'nın hazırladığı iddianameden çıkarılan aşağıdaki sorular, Fethullah Gülen Hareketi'nin sinsi amaçlarını açıkça gösteriyordu.. Bu sorulardan konumuzla ilgili olanları şunlardır :(1)
-- Fethullah Gülen, müritlerine, neden "Anayasal kurumlardaki güç ve kuvveti cephenize çekinceye kadar, her adım erkendir" diyor?
-- Neden, mülkiye, adliye ve askeriye başta olmak üzere devlette teşkilatlanma isterken, "buradaki arkadaşlarımızın korunması önemlidir" diyor?
DGM Savcılığı'nın bu soruları sormasının elbette bir gerekçesi vardı. Çünkü Fethullah Gülen'e göre; "askeriye, mülkiye, hukuk, eğitim" teşkilatlanması gereken kurumlardır. Üst düzey bürokratlarla sıkı ilişkiler kurmak, "içişlerine ve polis teşkilatında örgütlenmek" cemaatin vizyonu içindedir(2)
Milliyet Gazetesi'nin, gazete arşivlerine girilirse, Fethullahçıların, İmam Hatip okulu mezunlarını Harp Okullarına sokma girişimleri, türbansız ve kültürlü bayanların askeri öğrenciler ile tanıştırılıp evlendirme yolu ile TSK'ın içine sızma amaçları konusunda çokça haber okunabilir.
Bu günleri yaşamış, görmüş ve bu konularda bazı yayın organlarında bir şeyler karalamış bir kişi olarak bu soruların, Fethullah Gülen Hareketi'ni savunan devlet ve hükümet yöneticileri ile bu hareketi "demokrasi" içine sığdırarak "Ilımlı İslam" olarak niteleyen ve onunla el ele pozlar veren; ondan ödüller alan ve Atatürkçü geçinen ve devletin saygın eğitim kurumlarında "Atatürkçülük" dersi veren bazı kişilere de yöneltmek gerekir diye düşünmüştüm o zamanlar...
SONUÇ :
İşte, o günlerde, kimi kişi ve grupların, kimi siyasi partilerin, kimi devlet ve hükümet yöneticilerinin ve kimi halkımızın, Fethullah Gülen'e ve Fethullahçılara gösterdiği "hoşgörü", Türkiye'nin, hiç de hoş olmayan bu günleri yaşamasına neden olmuştur...
cdenizkent
---------------------- :
(1) Ankara DGM Savcılığının İddianamesi, Milliyet Gazetesi, 1 Eylül 2000
(2) A.g.y.