​ Paramparça... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Paramparça...

Paramparça...
 

Ağaç bütün
Işık bütün
Meyve bütün
Benim dünyam paramparça.

Büyük bir ayna kırılmış
Kırılıp yere dökülmüş
Kainat içine düşmüş
Düşmüş amma paramparça.

Yaprak yaprak yapıştırdım
Diyar diyar dolaştırdım
Bir alevdir tutuşturdum
Yandım amma paramparça

Taa ortaokul yıllarında iken en sevdiğim şiirdi , Bedri Rahmi Eyüpoğlu ’nun Paramparça şiiri. Hatta şiir okuma yarışmasına bu şiirle katılıp, 1. olmuştum. Ödülüm bir kitaptı. Türkçe öğretmenimin kendi el yazısı ile imzalayarak bana armağan ettiği Sait Faik'in bir öykü kitabı…

O zamanlarki aklım ,deneyimimle bu şiiri okurken neler hissetiğimi bilmiyorum. Yıllar sonra , Bedri Rahmi'nin bu kez de desenleri, Anadolu motifleri, renkleriyle beni ve resim anlayışımı nasıl etkileyeceğini bilmediğim gibi.

Kolay mı kurgu yapmak, öykü yazmak…Hele hele ilk aşk üstüne. Kaç gündür aynen şiirdeki gibiyim işte. Paramparça ! Anıları tozlu raflarından indir , tozlarını özenle al, temizle, günışığına çıkar beyninin dip köşelerinden. Süsle, kurgula. Taa 30 yıl öncelerine git...

Parçalandım tabii.

Ne işin olur senin, öykü ile kurgu ile. Hele hele ilk aşkla filan.

Oysa, benim için ne kadar önemli ve güzeldi yazdıklarım. Benimle birlikte , herkes ilk aşlarının tozunu almıştı sanki, gün ışığına çıkarıp.

İlk aşklarımız bizim , sevinçli kelebeklerimiz değil miydi ? Özenle saklayıp, beslediğimiz. Sevginin hızla tüketildiği bu amansız çağda , yaşama sevinçlerimiz değil miydi ?

Yaşadıklarımızdan , tanığı olduğumuz yaşamlardan çalarak yola çıktığımız öykülerimiz bizim bu güne kadar biriktirdiklerimizin aynası değil miydi ?

Onlar olmasa, onları yazabilmek için beyinlerimizi özgür hissetmezsek, ne anlamı vardı ki hissetmeden yazılanların ?

Edebiyatın anası romansa , romanın da ilk adımı öykü değil miydi ?

Hayal etmeden, hayal ettiklerimizi kendi kelimelerimize dökmeden nasıl gelişeceğiz ?

Nasıl yıkacağız tabuları, beyinlerimizdeki örümcekleri nasıl temizleyeceğiz ?

Ülkemin üzerine çöken kabuslar, 301'ler ,RTÜK' ler ,uğursuz ocakta giden canlar yetmiyormuş gibi ,

Hayallerim ve öykülerim tutuklandı...

Paramparçayım bu gün.

Bir türlü yapıştırıp toplayamıyorum kendimi.

Geçecek biliyorum.

İyi kazanacak.

Akıl kazanacak.

Özgür beyinler ve aydınlık kazanacak.

Edebiyat, sanat kazanacak, kazanmalı…

Ayna kırıklarını topluyorum yerlerden.

Milyonlarca ben iç içe geçmiş ayna kırıklarının üstünde sonsuza uzanıyor...

Geçtiğim diyarlardaki benleri toplayıp katıyorum üstüne. Daha da parçalanıyorum.

Kötü örnek, örnek olabilir mi ?

Ya da sui misal , emsal olabilir mi ; eskinin deyimiyle ?


Böyle bir gerekçeyi kabul etmekte zorlanıyor beynim.

Baskılar altında yazı yazılabilir mi ?

Özgür hissetmeden beynini ?

Kuralları sadece yönetenler mi koyar ?

Yönetilenler aslında üretenler değil mi ?

Üretenlerin söz hakkının olmadığı bir yönetim olabilir mi ?

En değerli üretim, özgür beyinlerin üretimi değil mi ?

Bozkır güneşinin son ışıkları , paramparça olmuş parçalarıma parçalanarak düşüyor.

Ve paramparça bendeki paramparça umutlar , parçalanmış renklerimle beklemedeyim , yarınlara dair…

 
Toplam blog
: 171
: 2319
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..