​ Paris Hilton'un çocukları! / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Paris Hilton'un çocukları!

Paris Hilton'un çocukları!
 

Şu an da eli kolu bağlı! Bir gün onun da kendi gibi güzel çocukları olacak! www.weblo.com-inanıyorum


Kadirof otuz iki yaşında! Portakal renkli, pijama üstünü andıran uzun kollu bir sarınak!? Bu da nedir demeyin, Türkçesini bilemedim!

Benim Cumhurbaşkanım zevkli giyinir, zevkle giyinir! Kendilerini bu konuda kutlamak gerekir! Başbakanlık dönemindeki ses tonunu pek etkileyici bulmazdım! Çok mülâyim gelirdi bana!

Yüce bir milletin Cumhurbaşkanı olduktan sonra; ses rengi daha da olgunlaştı! Mimikler ve ses tonu nerede ise birbirlerini kusursuzca tamamlıyorlar! Sesi kullanabilmek; sandığımızdan da önemli!

İstersek hepimiz bunu başarabiliriz! Kontrolsüz ses tonu: Dinleyeni konu dışına iter, dikkati dağıtır! Ya uyuklatır, ya da tırnakları yedirir!

Bir kadın; diğer bir kadının hakkında; fikir beyan ederken çok, çok daha özenle yaklaşmalı! Hemcins ve kıskançlık kavramları birlikte öğütülüp, yakaya yapıştırılıverir! Zaten benim bu günkü konum: Lider eşlerinin, giyim kuşamları ile ilgili değil ve bu konu ilgi alanımın dışında!

Nerede kalmıştık? Kadirof giysilerinde! Sarınağın altında, bildiğimiz kot pantolon, dizleri bombeli bir kot pantolon! Salaş mı salaş!

“Sana ne kardeşim el âlemin örtülerinden!” Diyenleriniz olacaktır mutlak!

Bana ne olmadığından ötürü şimdi şu anda, bu satırları okuyorsunuz!

Benim Cumhurbaşkanım; böyle salaş bir kılıkla devletinin, milletinin lâyık gördüğü şeref ödülünü, hizmetlerinden ötürü hak kazanan bireylere sunmaz!

Çeçen lideri, Putin destekli, Sayın Kadirof ( Rahmetli Ahmet Kadirof’un oğlu) rahatlıkla sunar ve nitekim de sundu! Çok garibime gitti! O yüzden bu kıyaslar! Neler varmış! “Öp de başına koy!” diyesi geliyor insanın!

Salon tıka basa dolu, buram buram resmiyet kokuyor! Tüyleri ürperten müzik eşliğinde, Kadirof içeri dalıyor! Ne beden dili, ne de dış görünüşü tatmin ediyor! Yabancı delegelerin alkışları, ellerine, isteksizce geri dönüyor!

İşe yaradığını var sayanlar, ödülleri ayakta bekliyorlar! İçlerinden bir tanesi 71 yaşında; papyonlu takım elbiseli! Otel zincirlerinin sahibi Alex Jakop adında varlıklı bir hayırsever!

Tercümanının adı da Tamara! Bu zat tüm masraflar kendine ait olmak üzere belirli aralıklarla, yıllardır Grozni’ye geliyor! ( Moskova – Grozni kiraladığı uçak ile) Savaşın kör ve sakat ettiği Çeçen çocukları, acil durum sırasına göre evlerine kadar giderek, yerinde tespit yaparak belirliyor; ümit içinde bekleşen ailelere mutlu haberi Tamara’nın vasıtasıyla müjdeliyor! “Bekleşen” çünkü Çeçenistan’da onu tanımayan yok artık!

Elleri hiç boş gelmeyen Çeçen meleği: Getirdiği oyuncakları, çikolataları dağıtırken, gözü gören, hediyeyi almak için eli kolu olmayan bebişlerin gözlerindeki pırıltıyı görmek gerek! İnsan kendini zor tutar haykırmamak için!

“Batsın bu dünya’yı bu hale koyanlar!”

Alex’in eli de boş kalmaz! Nineler, güzelim eşsiz kadınlar: Elleriyle ördükleri yün çorapları Alex’e hediye ederler! Yorgun ama mutlu adam ağlar!

Putin’in Rusyası da Alex’e yardımcı olur! Adını şimdi unuttum! Tolga mı Volga mı bir araç verirler ona sakat ettikleri yavruları toplasın diye! Bu olgalı araç ikide bir de yolda kalır öksürür tıksırır!

Anası, abası varsa babası; o da yoksa komşusunun kucağında yaralı yanmış genç fidanlar, Alex ve Tamara ile birlikte; uçakla Grozni’den Moskova’ya doğru kanatlanırlar!

Dünyaca meşhur “Fedorov” kliniğine getirdiği çocuk ve gençleri; her biri için 12.000 Avro(Euro) ödeyerek teslim eder! Doktorlar, hemşireler özenle; sistemlerinin haşat ettiği varlıkları tamir etmeye başlarlar!

Bilirler ki, Alex yaşadığı müddetçe bunların arkası gelecek! Hastane mutlu, hastalar mutlu, Putin mutlu ve Alex’in vicdanı daha az kanıyor!

Alex’ in otelleri var!

Alex’in sayısız çocukları var! Alex Jakop Zengin!

Güzel sarışının da otelleri var! Zengin mi?

Paris Hilton! Çocukları var mı?

Hay Allah! Bak işte bunu bilmiyorum!

İzmir–13.4.2008

 
Toplam blog
: 584
: 853
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..