- Kategori
- Sivil Toplum
Pastırmanın kokusu çıktı...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ortak yönlerini bir önceki yazımda sıralamaya çalıştığım bazı gazetecileri geçtiğimiz günlerde Huber köşkünde ağırladı. Cumhurbaşkanlığı Özel Kaleminin gazetelerde yer alan davet şekline bakarsak buna bir dostlar buluşması da diyebiliriz.
Hepimizin yine gazetelerden öğrendiğimize göre buluşmanın gerçekleştiği kahvaltı sofrasında Kayseri pastırması da varmış.
Afiyet olsun!
Pastırmalı bu haberleri okuduğumzda biraz ağzımız sulansa da, bir iki yutkunmadan sonra beyaz bir porselen tabağa ince dilimler halinde dizilmiş sinirsiz Kayseri pastırması hayalini belleklerimizden uzaklaştırıp kendimize gelmeyi başardık.
Nasılsa kokusu bize gelmez dedik...ve yanıldık.
Pastırmanın kokusu, afiyetle yendiği dostlar sofrasından bir gün sonra, sofrada ve uçaklarda her zaman yeri olan bazı yazarlarımızın köşelerinden geldi.
Ağzınıza layık Kayseri Pastırması nı öyle incelikle methetmiş ki sayın yazarlar, kokuyu duymamak mümkün değil.
Sayın Cumhurbaşkanımızın, "yarın köşelerinizde Ağzınıza layık Kayseri Pastırması'nı biraz översiniz" dediğini , hatta sözünü bile etttiğini düşünmüyorum.
Ama sanırım Ağzınıza layık Kayseri Pastırması'ndan yedikleri lokmaların tadı damağında kalmış yazarlarımızn.
Yerken tadı nasıldır bilemem ama...
Hiç güzel koku gelmedi bana.
Neyse böyle olduğu daha iyi.
Ya pastırmanın sonradan çıkan kokusu güzel olsaydı?
Yeni belirlenen rakamla bile yoksulluk sınırının altında kalan asgari ücretlinin, çoluğunun çocuğunun burnundan girip, imrenme duygularını harekete geçirseydi?
Çocuklar tadını bilmedikleri belki de daha görmedikleri bir yiyeceğin hayalini kurmaya çalışırken, aldığı ücret evinin kira, elektrik, su giderlerini bile karşılamaya yetmeyen babaları 50 gram pastırma alamamanın üzüntüsü içinde kıvranıp dursaydı?
Belki de hayatında ilk kez "neden?"sorusunu sorup yanıtlarını bulmaya çalışsaydı ve...
Başbakan'ın "kapılara kadar gidip bedava kömür dağıtırsanız bu meleket uçar" dediği valilerden bazılarının , bu benzetmeyi ciddiye alıp işlerini güçlerini bırakarak kapı kapı kömür dağıtmaya başlamalarıyla ülkenin uçağa mı yoksa uçuruma mı benzemeye başladığını sorgulasaydı?
Kendisine aldığı ücretle geçinemediği için yoksul deyip bedava kömür verenlerle , o ücreti kendisine reva görenlerin aynı kişiler olduğunun farkına varsaydı?
Kendisine bedava diye verilen kömürün parasının, bu yıl elektiriğe yapılan zamla fazlasıyla geri alınacağını ve bu zammın enerji politikasızlığının ve içinde kendisine verilen kömürün parasının da yer aldığı seçim savurganlıklarının sonucu olduğunu anlasaydı?
Ya seçimlerde verdiği oyun değerinin bir kaç torba erzak, bir ton kömür ya da bir kaç liradan kat be kat fazla olduğunu, sadece oyunu değil bu gününü ve çocuklarının geleceğini sattığını düşünmeye başlasaydı?
Offffff...
Gördünüz mü pastırmadan başlayıp nerelere geldik.
Şimdilik koku kötü olduğu için kimseyi özendirmiyor neyse ki.
Ama yarın bir gün, insanlarımız bu kötü kokulardan rahatsız olmaya başlayacaklardır mutlaka.
O zaman da sorgulayacakları şeyler farklı olmayacaktır.
Bekleyip göreceğiz.
Hepimizin yine gazetelerden öğrendiğimize göre buluşmanın gerçekleştiği kahvaltı sofrasında Kayseri pastırması da varmış.
Afiyet olsun!
Pastırmalı bu haberleri okuduğumzda biraz ağzımız sulansa da, bir iki yutkunmadan sonra beyaz bir porselen tabağa ince dilimler halinde dizilmiş sinirsiz Kayseri pastırması hayalini belleklerimizden uzaklaştırıp kendimize gelmeyi başardık.
Nasılsa kokusu bize gelmez dedik...ve yanıldık.
Pastırmanın kokusu, afiyetle yendiği dostlar sofrasından bir gün sonra, sofrada ve uçaklarda her zaman yeri olan bazı yazarlarımızın köşelerinden geldi.
Ağzınıza layık Kayseri Pastırması nı öyle incelikle methetmiş ki sayın yazarlar, kokuyu duymamak mümkün değil.
Sayın Cumhurbaşkanımızın, "yarın köşelerinizde Ağzınıza layık Kayseri Pastırması'nı biraz översiniz" dediğini , hatta sözünü bile etttiğini düşünmüyorum.
Ama sanırım Ağzınıza layık Kayseri Pastırması'ndan yedikleri lokmaların tadı damağında kalmış yazarlarımızn.
Yerken tadı nasıldır bilemem ama...
Hiç güzel koku gelmedi bana.
Neyse böyle olduğu daha iyi.
Ya pastırmanın sonradan çıkan kokusu güzel olsaydı?
Yeni belirlenen rakamla bile yoksulluk sınırının altında kalan asgari ücretlinin, çoluğunun çocuğunun burnundan girip, imrenme duygularını harekete geçirseydi?
Çocuklar tadını bilmedikleri belki de daha görmedikleri bir yiyeceğin hayalini kurmaya çalışırken, aldığı ücret evinin kira, elektrik, su giderlerini bile karşılamaya yetmeyen babaları 50 gram pastırma alamamanın üzüntüsü içinde kıvranıp dursaydı?
Belki de hayatında ilk kez "neden?"sorusunu sorup yanıtlarını bulmaya çalışsaydı ve...
Başbakan'ın "kapılara kadar gidip bedava kömür dağıtırsanız bu meleket uçar" dediği valilerden bazılarının , bu benzetmeyi ciddiye alıp işlerini güçlerini bırakarak kapı kapı kömür dağıtmaya başlamalarıyla ülkenin uçağa mı yoksa uçuruma mı benzemeye başladığını sorgulasaydı?
Kendisine aldığı ücretle geçinemediği için yoksul deyip bedava kömür verenlerle , o ücreti kendisine reva görenlerin aynı kişiler olduğunun farkına varsaydı?
Kendisine bedava diye verilen kömürün parasının, bu yıl elektiriğe yapılan zamla fazlasıyla geri alınacağını ve bu zammın enerji politikasızlığının ve içinde kendisine verilen kömürün parasının da yer aldığı seçim savurganlıklarının sonucu olduğunu anlasaydı?
Ya seçimlerde verdiği oyun değerinin bir kaç torba erzak, bir ton kömür ya da bir kaç liradan kat be kat fazla olduğunu, sadece oyunu değil bu gününü ve çocuklarının geleceğini sattığını düşünmeye başlasaydı?
Offffff...
Gördünüz mü pastırmadan başlayıp nerelere geldik.
Şimdilik koku kötü olduğu için kimseyi özendirmiyor neyse ki.
Ama yarın bir gün, insanlarımız bu kötü kokulardan rahatsız olmaya başlayacaklardır mutlaka.
O zaman da sorgulayacakları şeyler farklı olmayacaktır.
Bekleyip göreceğiz.