​ Pazartesi sabahı / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '06

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Pazartesi sabahı

Pazartesi sabahı
 

Bir pazartesi sabahı kalbimi çaldı...

Ilık bir sonbaharının kendini bırakmış yaprakları körfezin suları üstünde dalgalanıyor, şehir mazot ve linyit kokuyordu. Dumanlarından gökyüzü buğulu elleri bembeyazdı. İlk terleyişimdi belki ilk heyecanımdan. belki onunda öyle bilemezdim. Bir pazartesi sabahı beklediğimden küçüktü bu şehir. Bildiğimden çok daha fazlaydı. Gevezelik manasında bir isim almıştı kafe. Sıcaklığı üzerinde kristalleşen dumanlarından belli çörekler ve yanında süslü ince belli bardağında bir çaya değiştiriveriyorduk bütün yazgımızı. Bir kaç yılın eskimişliğine aldırmadan bembeyaz ellerinden bir peçetenin süzülüşünü seyrediyor ve doğa üstü bir mucezi görüyordum. Bakışları değiştiri veren bu sihirli perdeyi ancak körfez yolunda ılık ılık tane tane suratlarımızı hafiften pembeleştirecek bir yağmur tamamlayabilridi. Pelikanlar süzülüyordu bu körfezin ılık sonbaharında. çirkin bakışlarında mutluluk bağışlayan bir sihir vardı ve bu ancak O'ndan kaynaklanıyor olabilirdi. Onun bakışları tüm çirkin bakışları değiştiriveriyor ve içlerindeki sevgiyi bana bağışlıyordu. Mavi ekspres localarında yabancı simalar bile bizi gözlerken bize merhaba deyişler vardı sanki. Sizi kutsuyoruz diyen merhametlerini bizde kabul ediyordu. Bir pazartesi sabahı bütün şehir bizi gözlüyordu.

Erguvanların cılız dallarına yeniden çiçekler kondurmasını isteseydim belki de yapardı, yalnızca benim görebildiğim. Yağmurdan nemlenmiş saçlarına binmiş mistik kokular yürüdüğüm yolu nefeslendirirken sokağın gerisinden gelen famius blue rain coat şarkısı ancak bir zamanlama olmalıydı. ve tanrı lütfetmişti. Her ne varsa konuşmuştuk bu şarkıyla ve eksik kalacak bir şey kalmamıştı. bütün ütopyalarımız yine bizimdi. aynı şeylerden bahsediyor aynı şeyleri anlıyorduk. Dokunmadığımız yağmur tanesi kalmamıştı...

Bir pazartesi sabahı ellerim gözlerini siliyordu.
Her yeni sürpriz başka bir sürprizle sonlanırdı ancak. ama bukez Sondaki sürprizimizi paylaşmıştık çok önceden. Ne kal demek gelirdi ne de git. İskeleden olabildiğimizce ağır adımlarla yürürken eski şakalarımızdan sobeleyişimziden anlar yaşadık. gülen bütün damaralrındaki kanın gittikçe soğuduğu malumdü lakin bir inci tanesini büyütmeye benzerdi sevmek. Bileti alıp başak bir buluşmaya ara veriyorduk. Bu nezaman olacaktı bilemiyorduk çünkü "hiç" e kadar yolu vardı bu yolun. ellerinden bir mendili tutarcasına yumuşak ve mucizevi bir uslupla bir pazartesi sabahını bitiriyordu. Bir pazartesi sabahını bitirmekten daha fazlasını yaptığımız ise malumdu. Son kez elleriyle ellerimi sobelerken arkasından bir kadının bembeyaz ellerinin grileşmesini izliyordıum. Sonra gözlerim, körfezin kıyısında duran çıplak erguvanlara değiyordu. Eğer isteseydi, diye düşündüm onlar için...

 
Toplam blog
: 17
: 683
Kayıt tarihi
: 12.10.06
 
 

....... .. ...... ..