​ Pedalınıza Kuvvet / Doğal Hayat / Çevre / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '08

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
 

Pedalınıza Kuvvet

Pedalınıza Kuvvet
 

2Mart2008-e.Ö.


Alanya Uluslar arası Dağ Bisikleti yarışmalarını izlemek üzere, limandaki merkeze ulaştığımda genç erkekler yarışmaları bitmiş, bu yıl ilk kez yapıldığını öğrendiğim Ödüllü Jonior Men / Woman katagorisinde yarışmak üzere sporcular hazırlık yapılıyordu.

Gözüme ilk kestirdiğim bisikletçinin yanına yaklaşarak, ” <ı>Nasıl geçti, parkur zor muydu, yarışlara ilk kez mi katılıyorsunuz, nereden geldiniz, yarışmaları nereden –nasıl takip ediyorsunuz ?” sorularını peş peşe sorarken, daha sonra adının “Aşkın” ve İstanbul’dan geldiğini öğrendiğim genç, aynı hızda sorularımı cevaplarken bir şey fark ettim; o hala yarışın etkisinde, - adeta- yarışı yeniden yaşıyordu.

Sordum, “<ı>Neden bisiklet?” Gözlerini kısarak cevaplıyor; “<ı>Doğayı ve özgürlüğü çok seviyorum !”

Yarışma güzergahından fotoğraflar çekmek için, Kızılkule’nin yanından meydana açılan dar yola sapıyorum. Taksi durağının yanındaki bankta oturan zabıta ve turuncu t-şörtlü görevli genç, “<ı>Yasak ve tehlikeli” uyarısı yaparak beni Kaptan Otelin yanındaki yokuşa yönlendiriyor.

Ağır ağır yokuşu çıkıp, yarışmanın en tehlikeli geçitlerinden bir olan Burç altına geldiğimde, frenlere asılmasına rağmen süratle gelen, bisikletçi tehlikesiz bir şekilde daralan geçide giriyordu. Üç -beş çocuk, zabıta, mahalle sakinlerinden olduğu kıyafetlerinden anlaşılan bir genç ve organizasyonda görevli, eli bayraklı genç alkış tutarak bisikletçilere moral vermeye çalışırken, bu geçitten yarış sonuna kadar 6 kez geçeceklerini öğreniyorum.

Muhtarın Bakkalının önündeki çardakta Sabah’tan Sadi ve Foto Adnan oturuyorlar. Denizi seyrederken, kafesteki ‘saka kuşu’ bıcır bıcır ötüyor. Çayımı içip, yarış güzergahı boyunca daha yukarıya çıkıyorum.

Yer yer 1 -1.5 metre genişlikteki dar sokaktan rüzgar sesi geliyor. Anlıyorsunuz, bir bisikletli geliyor, duvara tam siper yapışıyorum, rüzgarı sanki beni yere savuracak sertlikte “<ı>Vov” diye bir ses ve görüntü geçiyor yanımdan. Başımı çevirip, “<ı>Neydi lan o?” demeye fırsat kalmadan bisikletli dar sokakta gözden kayboluyor.

Tophane Şenliklerinin yapıldığı alana geliyorum. Biri erkek, ikisi kız, üç çocuk taşlarını üzerine oturmuşlar. Biri, “<ı>A’ha geliyorlar” dediğinde ellerindeki domates , hıyarları kucaklarına koyup alkış yapmaya duruyorlar.Bisikletli son hız yanlarından geçtikten sonra, haşır huşur büyük bir iştahla yiyorlar. Ben de aşka geliyorum, aşağıdan aldığım elmayı şöyle koluma bir-iki sürtüp onlarla yemeye koyuluyorum.

Yarışmaların bittiği yerdeyim.

Yanımda 16-17 yaşlarında Eskişehir’den geldiklerini söyleyen yarışmacı kızlardan birinin babasıyla konuşuyoruz. Baba hırslı, bak diyor kızına, “ <ı>Sen de böyle olacaksın.” Haftaya yapılacak “Kızılalan Dağ Bisikleti Yarışmalarına” da katılacaklarını söylüyor.

Ödül sahipleri, oldukça heyecanlı bir görevli tarafından tek tek kürsüye çağrılıyor. Sporcular önlerindeki basın mensuplarına ‘mutluluk ve gurur’ pozlarını verirken, tüm yarışmacılar son kez toplu fotoğraf çekimine davet ediliyor. Tam bir gurur anı; tüm sporcular sarmaş dolaş, gülücüklerle –sanki tribünlerdeki milyonlarca insanı selamlar gibi- el sallıyorlar…

Yine gelin, doğanın ve özgürlüğün yarışçıları!

Tophane’nin dar-taşlı sokaklarından, tarihinden, portakal kokularından aldığınız “barış ve dostluk” rüzgarını yüreğinizin gittiği yere taşıyın.

 
Toplam blog
: 272
: 734
Kayıt tarihi
: 13.10.07
 
 

1959 Sinop Bektaşağa Köyü doğumluyum. Yaşamda, anlaşılacak bir şeyi olanlara ve bunu öğreti yapan..