- Kategori
- Gündelik Yaşam
Pek güzel kızlarımıza…
Şimdi, gayet iyi biliyorum ki, pek bir güzel kızlarımız bu başlığı üzerlerine almayacak, lakin kimlere hitap ediliyor diye de merakta kalacaklar…
Bir zamanların pek güzel bir kızı olarak bu yazıyı yazıyorum; çok da dikkate almayacağınızı da gayet iyi biliyorum!
Nereden biliyorum; ben de aynı şeyi yapmıştım da…
İlle de sakil, çirkin bir yerlerini arıyor kızlar; benimkisi boy problemiydi; erkekler de arıyor ama çaktırmıyorlar, benden söylemesi!
Ukalalık yaptığımı sanmayın; hem kendi gençliğimi biliyorum, hem de tek tabanca erkek çocuk yetiştirmekten dolayı erkek zihniyetini…
Benim gibi olan erkek evlat sahibi anneler gayet iyi bilirler, en yakın kişi olarak görülen anneler yeri gelir mastürbasyon konusunu da konuşurlar, an gelir özel bir yere gitme parasını da gözden çıkarırlar…
Bu noktalara gelene dek neler gözlemlerler, ne konuşmalara tanık olurlar…
İşte bu yüzden diyorum ya; genç kızlarımız kadar genç delikanlılarımızın da hem görüntüsel, hem de kişilik olarak kaygıları var!
Bu yazı genç kızlarımıza bir tüyo anlamında olduğundan, erkekler ile ilgili olan bölümü bir şık bir küpe olarak kulaklarına takayım, şimdilik!
Önce kendimden başlayayım; bal köpüğü uzun saçları, mavi gözleri olan, çıtı pıtı bir kızken…
Kişiliğim de pek ezik değilken…
Ayna karşısında kendimi beğenirken, gözüm ille de aynada görünmeyen yanlarıma takılırdı!
Sakil bir şey yokmuş aslında, lakin gelin görün ki o zamanlarda bana anlatın!
Anneciğim ne çok dil döktü; yok! Anlamam mümkün değildi!
******
Sonraları ayırdına varıyor insan!
Hani, yapmayın desem, yapmayacak değilsiniz!...
Biliyorum…
Kimse dinlenmiyor o zamanlarda, ne yalan!
******
O güzelliğinizin siz dahi farkında olmadığınızda, birileri o halinizi sömürüyor!
Siz, yok kalçam, burnum, bacağım, gözüm ile uğraşırken, birileri sizi seviyor, aşık oluyor!
Ama siz sürekli eksik yerlerinizden dem vurdukça, o kişiler ulaşılmaz gördükleri prenseslerin hayıflanmalarından dolayı kendilerini bulunmaz Hint kumaşı sanıyorlar!
Sonrasında…
Siz, karşı tarafın sakil taraflarını, sunduğu sevgi adına, hoş görmeye çalıştıkça, mesela kot pantolon altına giydiği kösele ayakkabıyı görmemeye çalıştıkça, üzerinize bir beton yığını düşüyor!
******
Bu açıklanamayan bir durum!
Ne akıl alıyor, ne mantık!
Duygular hak götüre…
******
O güzelim kız, sırf o an kendini iyi hissettiren bir gence aşık oluyor; o genç ise o kızı elde etmenin zorluğunu iliklerine kadar hissettiğinden, kabul görmesi acayip bir başarı oluyor!
İşte, bu başarı öyle başını döndürüyor ki; bir süre sonra “Ben neymişim beee!” oluyor…
Güzel kızlar aynı zamanda, yani genelde, güzel yürekli de oluyor!
Dikkat edin, bakın!
Sindirmeye çalışıyor olanları, destek olmaya çalışıyor, falan!...
******
Şimdi; “her genç kız güzeldir” desem, üzerine hiç alınmayanlar olacaktır; lakin… Beş, on yıl sonra ancak ne dediğimi anlayacaksınız!
Vallaha da, billaha da, her genç kız güzeldir!
Nokta!
İster şimdi inanın, ister on, yirmi yıl sonra!...
******
O özgüven eksikliği var ya, başa bela!
Ne yapsak, ne etsek de başa çıkılmıyor o ergenlik çağlarında!
Peki… Bunu bilsek, aslında o en beğenmediğimiz tarafların pek de mühim olmadığını; hatta abarttığımızdan dolayı bize battıklarını kabul etsek!
En olmadık adamların en sakil yanlarını kabul etmek zorunda kalmayıp, olmayana güle güle derken, nasıl olsa uygun olan denk gelir diye düşünülse…
******
Her genç kız pek güzeldir; ister esmer olsun, ister kumral… Sarışın, kızıl ve çilli!
Her biri bir yanını beğenmez, en azından, birden çoğunu da beğenmemeye meyillidir ya, neyse…
Oysa, her biri gün gelecek eksik değil de artılarını görecek!
******
Güzel bir kızdım, az biraz farkındaydım, sonraları ayırdına vardım!...
Mesela, cam kenarına el aynasını dayayarak sivilce ve siyah nokta sıkma telaşındaydım; o zamanlarda pek mühimsediğim bir arkadaşım, yıllar sonra dedi ki: Ayy cildin ne kadar bozulmuş, oysa gül pembe standardındaydı!
İşin ilginç yanı o arkadaşımın cildi hep bozuktu, bir gün olsun dahi cildin ne güzel de dememişti!
“Keşke bunu daha önce söyleseydin!” dedim!
O an fark ettim ki yine cildim ondan bin kat iyiydi!
******
Oooo, daha neler yaşanacak; hani, az biraz etkim olur mu bilmem, vallaha gün gelecek o en güzel günlerin gereksiz yere sıkıntılarla dolduğunu göreceksiniz; öyle gereksiz yere bedeninizi, kişiliğinizi sorguladığınızı, o sorgulamalar arası öyle hak etmeyen insanlara fazladan değer verdiğinizi göreceksiniz!
******
Bana söylenenleri hiç ciddiye almadım, ne yalan!
Kendimi cüce aynasında gördüm; dev aynasında görenlerin yanında büyük kaldığımı pek geç fark ettim!
Ne diyeyim…
Ben yaptım, siz yapmayın diyeceğim, lakin, bana söylenenleri de ben dinlemedim ki size nasıl dinleyin derim?
Ama… Yine de…
Hani olur ya…
Bir çıkmazda olan güzelim bir kız kendi için güzel bir karar alır!
******
En son bir tüyo: Sana kendini kötü hissettiren, seni sürekli eleştiren erkeklerden uzak dur!
Adı “Çok sevmek” olabilir, “Çok kıskanmak da” olabilir; inanma!
Seni değiştirmek isteyen insan zaten seni sen olarak sevmiyordur!
Hele ki her hareketine bir kulp bulup seni sorguluyorsa…
Kaç git güzelim!
Onun beğenmediği yanların için canını verecek olanlar var!...
O senin hoşnut olmadığın kalçan, göğsün, burnun, kaşın-kirpiğin yerine kişiliğine değer verecek kişiler var!
İş ki, sen farkında olasın!
******
O anlarda farkında olmuyor insan!
Ama yani… Hani anneler dediğinde ciddiye alınmıyor da, Gülgün Teyzeleri dediğinde bir durup-düşünenler olursa…
Aman diyeyim!
Aynı hatayı yapmayın!
Yaparsanız da canınız sağ olsun!
Hep, aynı hatalarla büyüdük ya; bu da işin gerçeği!