- Kategori
- Gündelik Yaşam
Pişman mısın?

Modern zamanı insanı, hayata dair kimi doğrularını oluştururken kendi akıl süzgecini kullanmak yerine, “modern zaman akıl hocalarının” garip ve anlamsız cümlelerini ezberlemeyi tercih ediyor garip bir biçimde.
Özellikle son dönemlerde revaçta olan NLP, Reiki vs gibi “öğretilerde”, kişiye kendini sorgulatma fırsatı vermeksizin enjekte edilen “kendini iyi hissetme”, “vicdanını rahatlatma” tadındaki afyonlarla, kişinin kendiyle yüzleşmeden “kendini nedensizce sevmesi” gibi tuhaf bir durum oluşturuluyor.
“Modern zaman akıl hocalarının” marifetlerinden biri de, “yaşadıklarınızdan asla pişmanlık duymayın” şiarını oturtmuş olmak kimi bünyelere.
Otuzlu yaşlarının başında olduğunu tahmin ettiğim genç kadın, yüzlerce yıl yaşamış ve hayatın sırrına vakıf olmuş bir bilge edasıyla “Yaşadığım hiçbir şeyden pişman değilim” dediğinde, denizde dolaştırdığı gözlerinde bir şeyler bulabilmek için kaldırıp kafamı gözbebeklerine baktım. Yan masada çay içtiği adama, kendinden son derece emin bir ses tonuyla yineledi aynı cümleyi; “Evet, yaşadığım hiçbir şey için pişman değilim ben!” Tebrik etmek lazım elbet; pişmanlık duyacağı hiçbir hata yapmadan hayatına devam eden bu insanları.
Aylar önce okuduğum bir yazıda, hiç pişmanlık duymayanların üç temel nedeni olabileceğiyle ilgili satırlar geldi aklıma: “Hayatta hiçbir şey yapmazsanız, pişman olmazsınız. Hayatta hep doğru şeyleri yapıp, doğru seçenekleri bulursanız, pişman olmazsınız. Ya da kendinizi çok büyük görür, hep doğru şeyler yaptığınıza inandırmak istersiniz karşınızdakini.”
Fakat tüm bunlar bir yana; hiçbir şey için pişmanlık duymadığını söyleyen insanlardan korkarım ben aslında.
SÖYLE SANIK…
Cinayet zanlısı olarak hakim karşısına çıkan sanıklara sorarlar mahkemede: “Pişman mısın?” Boynunu büküp, yüzünü kederli bir ifadeye boyayan sanık yanıtlar soruyu: “O an çok öfkelenmiştim. Kendimi kaybetmişim. Sinirle bastım tetiğe. Çok pişmanım hakim bey.” Yani ki sanık anlatmaya çalışıyordur; aslında katil ruhlu biri olmadığını, kendisinde bu potansiyelin bulunmadığını, aynı şartlar bir kez daha oluşsa kesinlikle böyle bir şey yapmayacağını… Bu nedenle, pişman olduğunu söyleyen sanığa verilen cezada “indirim” uygulanır.
Kendisine pişman olup olmadığını soran yargıca; “Bizde töreler böyledir. Namus meselesiydi ve gözümü kırpmadan öldürdüm. Pişman değilim” yanıtını veren zanlının mesajı açıktır: “Ben, öldürme potansiyeline sahip biriyim ve aynı şartlar bir kez daha oluşsa, aynı eylemi tekrarlayabilirim!”.
Yaptığımız hatalardan dersler çıkarıp yolumuza devam ediyor olmak yanlış bir şey değil elbette. Ama geçmişimizde “marketten çikolata aşırmak” gibi bir leke varken, “Yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim” diyebiliyorsak hala; geçmişimizdeki tüm seçimlerin, tüm tercihlerin, tüm kararların doğru olduğunu tasdik edercesine pişman olmadığımızı iddia ediyorsak, bazı eylemleri tekrarlayabilecek altyapının kendimizde var olduğunu da kabulleniyoruz demektir bir yandan.
Bazı olaylar üzerinde konuşurken pişman olmadığımızı söylemeden önce, biraz daha dikkatli düşünmemiz gerekiyor sanırım…
21 Eylül 2007 - Büyükada