- Kategori
- İlişkiler
Pişmanlık nefreti yok edebilir mi?

eskisevgiliyigerikazanmak.net
Genç kadın “Keşke yedi yıl öyle ayrılsaydım” diye düşünüyordu. Aslında 40 yaşına basmıştı, ama kendini artık genç olarak görmüyordu. Çünkü son yıllarda çok yıpranmıştı. O zamanlar 7 yaşındaki çocuğu ve çevresinin baskısıyla kocasının ihaneti affetmişti. Kocası ayaklarına kapanmış, pahalı hediyeler ve çiçekler göndererek, kendisini affetmesi için yalvarmıştı. Kadın son anda avukatına talimat vererek boşanma işlemini geri çekmişti.
Sonraki birkaç yıl sorunsuz geçmiş, ve kadın belki de hayatının hatasını yaparak 4 yıl önce ikinci çocuğunu doğurmuştu. Ama hamileliğinin son aylarında kocasının ilgisizliği yine başlamış, evin bütün yükü kadının üzerinde kalmıştı. Halbuki ikisi de çalışıyorlardı. Bir finans kuruluşunun değişik şubelerinde kocası yönetici durumunda, kendisine yönetici yardımcısı konumundaydılar. Her ikisi de eve geldiklerinde, adam çoraplarını çıkarıp, karısına “Onu getir, şunu getir” şeklinde emirler yağdırmakta, kadın ise hamileyken bile marketten elleri kolları dolu gelip, yemek hazırlamak ve geç saatlere kadar evin işlerini yapmak durumundaydı.
İkinci çocuk doğunca, doğum izninden sonra çocuğa, yakınlarında oturan kayınvalidesi bakıyordu. Büyük kızı 14 yaşına gelmiş, okula gidiyor, küçük kızı da 4 yaşına geldiğinde yuvaya başlamıştı. Kocası ise geceleri geç gelmekte, bazı hafta sonlarını ise erkekler arkadaşları ve müşterileriyle birlikte geçirdiğini söylemekteydi. Resmi toplantılarda ise mecburen karısını da yanında götürüyordu.
Aynı işletmede çalıştıklarından son zamanlarda karısının kulağına kocasıyla ilgili haberler gelmeye başlamıştı. Bu haberler hiç de iç açıcı değildi. Çünkü haberler kocasının yine çapkınlığa başladığı yönündeydi. Bulunduğu bölgede kocasının adı çapkın yöneticiye çıkmıştı. Adamın gömleğinde gördüğü ruj lekesi ise bu kanıtlardan birisiydi. Bir gün şiddetli bir kavgaya tutuştular ve kadın adamı evden kovdu. Suçluluk psikolojisindeki adam karısının bu davranışı karşısında direnemedi, evin tapusu kendi üzerine olmasına rağmen, -ama yasal olarak boşanmalarda her şey ortak sayıldığından bunun bir önemi yoktu- önce annesinin yanına, daha sonra kendi mülkiyetlerindeki başka bir dairede yaşamaya başladı.
Kadın artık kesin kararını vermişti. Bu defa boşanacaktı. Kocasının ilgisizliği yanında, ikinci defa ihanete uğraması affedilecek bir durum değildi. Kocası hafta sonları çocukları görmeye geliyor ve her gelişinde karısına kendisini affetmesini istiyordu.
Yaklaşık sekiz aydır ayrı yaşıyorlardı, kocasını evden gönderirken karısının “Bir süre ayrı kalalım” sözleri kocası için bir umut kaynağı olmuş, aradan biraz zaman geçtikten sonra yine karısının kendisini affedeceğine inandırmıştı. Ama kadın değil affetmek, kocası için içinde nefretten başka bir duygu olmadığını çok iyi biliyordu. Adam yine pişman olmuş, her konuştuklarında, “Artık sen ne istersen öyle olacak. Nasıl olmamı istiyorsan öyle olacağım. Ben seni ve çocuklarımı çok seviyorum. Çok pişmanım. Ne olur beni affet” deyip, en son geldiğinde ise pırlanta bir yüzük getirmesi bile kadını etkilememişti.
İşin diğer ilginç yanı, kadının annesinin “İki tane çocuğun var. Ayrılırsan nasıl geçineceksin? Sonra adamdan bir yıla yakın ayrısın. O da genç adam. Onun da ihtiyaçları var” gibi sözler karşısında kadın şaşırıp kalmaktadır. Kendi ailesinden bu konuda destek beklerken böyle sözler üzerine, artık ailesinin fikrini almaktan da vazgeçmişti.
Aslında kadın anlaşmalı boşanma istemekte, her şeyi yarıya bölerek, çocukların masraflarını da bölüşmek suretiyle bu işi bitirmek istemektedir. Adam ise boşanmak istememekte, karısının kendisini affetmesini istemektedir.
Sonuçta ortada bir nefret ve onun karşısında da pişmanlık vardır.
Sizce pişmanlık nefreti, yok edebilir mi?
Not: Bu yazı yaklaşık yedi yıl önce yazmış olduğum bloğun devamıdır.
http://blog.milliyet.com.tr/ihanet-affedilmeli-mi-/Blog/?BlogNo=32002