- Kategori
- Siyaset
PKK gösterisi başladı…

Perşembe günü, yüzden fazla gazeteci, foto muhabiri ve kameraman, Kuzey Irak’ın Erbil kentinde toplandı. Nedeni ise PKK yöneticisi teröristlerin yapacağı ve “Nasıl çekileceklerini(!)” açıklayacakları basın toplantısı…
Sabaha karşı Kandil’e doğru yola çıkan ekip, uzun bir yolculuk sonrası PKK’nın kontrolundaki bölgeye ulaştı. Kendi araçları ile değil, PKK’nın tahsis ettiği kamyonetlerin arkasına doluşarak…
Vardıkları bölgede, tek sıra oldular, üzerileri arandı, telefonları emanete alındı. Ekipten bir Allahın kulu çıkıp da “Siz ne yapıyorsunuz kardeşim” diyemedi…
Oysa o gazeteciler oraya “Haber” yapmaya gitmişlerdi.
Diyeceksiniz ki “Kardeşim, bu sadece orada mı oluyor, basın aynı muameleyi her yerde görüyor.”
Haklısınız… Çünkü “Basın” işlevini yapmaktan çok uzak, bağlı olduklarına karşı “Görev” yapmakta olduklarından bu türden muameleyi hak ediyorlar. Aslında bizler de onları “Basın” içinde saymıyoruz ama bizim “Saymamamız” bir işe yaramıyor.
İşte bu şekilde PKK, Kandil Dağındaki merkezinde “Gösteri” yapmaya başlıyor.
Giden ekiplerin çektikleri görüntüleri izledik…
Bana biraz tuhaf geldi, izninizle anlatayım kısaca…
Hani defalarca haberlerde izlemiştik…
Kandil, jetlerimiz tarafında gece gündüz bombalanmış, taş üstünde taş bırakılmamıştı ya. Siz görüntülerden öyle bir izlenim edindiniz mi Allah aşkına?...
Geçelim…
Türkçe, Kürtçe ve İngilizce dillerinde açıklama metni okunuyor. Açıklamada söylenen söz çok açık: Örgüt üyeleri, silahları ile birlikte (Burası çok önemli), 8 Mayıs tarihinden itibaren gittikleri güzergâhtan geri dönecekler.
Örgüt, iktidarın geri adım atmaması, dönüş yolunda da operasyon yapmaması halinde çekilmenin sorunsuz yapılacağından söz ediyor ve ekliyor.
“Bundan sonra siyasi alanda ve mecliste…”
Meclis bu konuda ne yapacak peki?
Anayasa’da yapılması planlanan ve kendilerine bir şekilde “Özerkliğin” yolunu açacak maddelerin yaşama geçirilmesi…
İktidar bu konuya “Demokratikleşme” diyor…
Aslına bakarsanız “Demokratikleşme” konusunda hiç kimsenin itirazı olmaz, olamaz da. Ama BDP ve PKK’nın şimdiye kadar dillendirdikleri konu, “Demokratikleşme” maskesi altında olabildiğince “Özerklik” alabilmek.
Nereden belli?...
Artık Türkiye’de “Kürt sorunu” olarak dayatılan konu, şimdi “Uluslar arası Kürt Sorunu” haline dönüştürülmeye başlandı. Konu sunulurken Türkiye, Irak, Suriye ve İran’daki “Kürt” nüfustan söz edilir oldu.
Bu nasıl iş?
Bir başka "Nasıl iş?" de şu: dağdan geri çekilme (Silahlı da olsa) olurken, kentlerde, özelikle de büyük kentlerdeki PKK kadroları n'olacak? Onlar, önceki gün olduğu gibi yine İstanbul sokaklarını, ya da başka kentlerde, birbirine katmaya, yakmaya, yıkmaya, saldırmaya devam edecekler mi?
Bir de İktidarın "Çekilme" ile ilgili sözlere var. Diyorlar ki "PKK silahlı unsurları, nasıl gelmişler ise öyle çekilecekler."
Lütfen biraz açıklık getirir misiniz? TSK'nın göremediği bir şekilde çekilirlerse çekilirler, TSK görür, tespit ederse "Vurur" mu? Gelişleri "Tespit edilemeyen" şekilde olmuş olmalı, aksi halde etkisiz hale getirilirdi. İktidarın "... nasıl gelmişler ise öyle çekilecekler..." sözünden ben bunu anlıyorum.
İktidar kanadının bir başka açıklaması daha var. Çekilme aşamasında iktidar "TSK'ya sahip çıkacak" ifadesi var. Bir de bu söze "Net" ve sözü eveleyip gevelememize gerek kalmayacak şekilde açıklık getirir misiniz?
TSK, çekilmeyi tesadüfen(!) tespit ederse, kendisine nasıl "Sahip" çıkılacak?
Bunun tek yolu "İzleyin, bırakın gitsinler" emrinin TSK'ya verilmesi ile mümkündür. TSK bu emri "Yazılı" almış olmak zorunda, iktidar verecek mi?
Bir: "Siz bize güvenin" diyorlar. Söyler misiniz nasıl güveneceğiz?
İki: Bu ne şekil bir gazetecilik? Biraz ağır olun da batman dövün be kardeşim!...
29 NİSAN 2013
İBRAHİM PEKBAY