​ Psikolog pankartlar / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Aralık '08

 
Kategori
Futbol
 

Psikolog pankartlar

Psikolog pankartlar
 

Saçları SARI, yüreği LACİVERT Feryal Ablam; canım ayakları tarafından mabede her getirildiğinde, çimler santra yuvarlağından başlayıp kale çizgilerine kadar Sevilla Sevilla kokarak, kanaryalarımızın o günkü performanslarını ve maçın skorunu fısıldar burnuna.


Feryal Ablamın isim annesi olduğu Sevilla kokusunun, geçtiğimiz Porto akşamında da burunlarda efil efil esmesini ne çok isterdim bir bilseniz. Aslında ilk 10 dakikada duyulan koku kılavuz istemez cinstendi. Arka arkaya yenen iki ucuz gollün ardından Sevilla’lıktan çıkarak, saçmalamaya dünden razı bir şekilde Arsenal kokmaya başladı çimler. Her şey tıkırındayken, bu koku değişikliğinin sebebini anlamak çok zor.


“Kazım bize gol lazım” felsefesiyle oyuna alınan adı Kazım yüreği Kazım, attığı enfes golle, kokuyu Arsenal’likten kurtaramadı belki ama üç gün sonra vizyona girecek olan “El Clasico”ların devamı niteliğindeki derbide tribünden sahaya inmeyi garantilemiş oldu.

Hoyratça kaybedilen üç puan yüzünden şampiyonlar ligi treninden ilk istasyonda inmek zorunda kaldık maalesef. İndiğimiz trenin ardı sıra bulutlu gözlerle bakıp, ayrılığın çizgi çizgi, yol yol olduğu elimizde beyaz mendil sallamayı Tanrım nasip etmez inşallah bir daha. Arkadan gelecek olan Uefa kupası sefer sayılı trenden yer kapabilme vaktidir şimdi. Bununda yolu Aralığın 10’unda Ukrayna’nın tam göbeğinde Dinamo Kiev’i yenmekten geçer.

Yitirilen Porto maçından eve dönmek adına bindiğim yeşil hırkalı İ.E.T.T. otobüsünde karşılaştığım, yüzüne sinsi bir tebessüm asan ve maçı Porto taraftarlarının içinde izlediğini söyleyen kırmızı saçlı kıza yer vermek istemezdim bu satırlarda. Sanırım hangi takımın taraftarı olduğunu yazmak gerekmiyor, benim bilmem yeterli.

Kırmızı saçlı kızın turuncu takımıyla yaptığımız maçtan önce, Samandıra’da aşkı tutmuştuk ya hani. Bu kez de; içinde son yıllarda renksiz takıma karşı alınan zaferlerimizden seçmelerin yer aldığı ve “Vamos amigos” yazan pankartları tuttuk. Çat-pat Portekizcesi olan bilir “Vamos amigos”un anlamını. Google Amca’nın ağrıtmayın başını, yormayın onu Portekizce-Türkçe sözlük bulması için. Yazarım “Vamos Amigos”un Türkçesini ben size. “Haydi arkadaşlar” demekmiş “Vamos amigos” Buna bir de Türkçe slogan yazmalı mantığıyla “Şimdi zafer zamanı” sloganı eklenmiş. Kim eklemişse ne iyi etmiş. Rengi olmayan takıma alınan; “2’miz 1 fidanın güller açan dalıyız” şarkısına ilham olan 2-1’lik galibiyetimizi de bu pankartlara borçluyuz.

Kaptanının kullandığı kornerden hem takımımıza, hem de kariyerine bir gol daha kazandırdı Şahin Selçuk. Belli ki bu gollerden koleksiyon yapacak kendine. Rakibin kalecisinin üç topla gol attırdığına tanıklık edeniniz var mı formamızı giydiği yıllarda? Açıkçası hatırlamıyorum ben. Yine de emin konuşmak yakışmaz bize. Karıştırmak gerek arşivleri. İşte öyle bir gol kazandırdı renksiz takımına rakip kaleci. Degajına Dağ soyadlı Ekrem asist yaptı bir zamanlar ülkeye “Kadıköy’ün golcüsü” diye nam salan Nobre’ye.

Çekirgeyi iki defa zıplatan okçunun itirazı vardı skorboarda yansıyan 1-1’lik denkleme. Üçüncü zıplamayı engellemek adına yardım istedi kalecimiz Volkan’dan. “Boynuz kulağı” geçer mantığıyla, Telsim kalesine doğru uçurdu süper lig rozetli meşin yuvarlağı Volkan. Kimseye temas etmeyen degaj asist oluverdi bir anda okçuya. Golden sonra atılmayan okun nedenini tribünlerde göze çarpan “Ok atma, gol at” pankartına yormayın sakın. Demek ki Migros kalesine attığı gollerde ok, Telsim kalesine ise öpücük atma ilkesi var okçunun.

 
Toplam blog
: 130
: 740
Kayıt tarihi
: 05.12.07
 
 

İlk önce şunu belirteyim; yürüme engelliyim fakat hayata pamuk ipliği ile değil, LACİVERT YÜREĞİM..