​ Recep Tayyip Erdoğan'a Verilen Güç ve Kendi Meşrebince Nesil Yetiştirme Dürtüsü / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '12

 
Kategori
Siyaset
 

Recep Tayyip Erdoğan'a Verilen Güç ve Kendi Meşrebince Nesil Yetiştirme Dürtüsü

Recep Tayyip Erdoğan'a Verilen Güç ve Kendi Meşrebince Nesil Yetiştirme Dürtüsü
 

  • Sakat bir durumun izdüşümlerini yaşıyoruz.  Daha birkaç hafta önce “Dindar bir gençlik yetiştireceğiz” lafını ortaya atmıştı ya Başbakan… Hemen ardından yaşanan Erdoğan-Gülen çekişmesi sonrasında, MİT üzerinden yargı marifetiyle hükümet politikalarının hesaba çekilmesine tanık olmuştuk. Tabii ki ortada orantısız bir güç kullanımı vardı. Ve en nihayetinde hükümet kendisinden bekleneni yaparak, emniyeti ve yargıyı hesaba çekti.
  • Sonrası ise malumunuzdur! Başbakan Erdoğan’ı diktatoryal bir zırha büründüren o tek maddelik yasanın meclisten geçişini izledik.
  •  
  • “Dindar bir gençlik yetiştireceğiz” hesabı üzerinden toplum mühendisliğine soyunmak, en hafif tabirle karşı olduğun bir düşüncenin tam aksi yönünde, o düşünceyle buluşmak anlamı taşıyor ki, biz devlete muktedir güçleri hangi nedenlerden dolayı eleştiriyorduk bu güne kadar? İşte tam da şu bahsini etmeye çalıştığımız nedenden dolayı eleştirilerimiz yerini buluyordu.
  • Nereden biliyorsun dindarlığın şaşmaz doğru olduğunu? Veya kendi meşrebine uygun düşen beyin yetiştirmeye teşne olmuş tavrın bu topluma faydalı olacağı sanısını?
  • Bu toplum ne çekiyorsa, kendi meşrebinin doğru olduğu yönünde kati tavırları olanlardan çekiyor. Oysa en ulvi yaklaşımın toplumun demokratik katılım kanallarının önünü açmak olması gerekirken… Toplumun daha fazla kendisini ifade edebileceği zeminleri yaratmak gerekirken… Aksine, “Doğru böyledir ve siz bu doğruların etrafında şekilleneceksiniz” tuhaflığına sahip davranışlara yöneliyorlar. Farkındalar mı bilmiyorum ama bu tavrın faşizmin ta kendisi olduğunun.
  •  
  • Her zaman ifade etmiş olduğum üzere, Başbakan tam da kendi meşrebine uygun bir ifade kullandı aslında. Biz ise dünyanın değiştiğini ve değişen dünyayı algılama çabasında olduğunu düşünüyorduk Başbakan’ın. Hayır, o algılamamış dünyanın değiştiğini. Sadece algılarmış gibi yapmış.
  • Referandum öncesinde Diyarbakır’da yapmış olduğu konuşmada, ne denli demokrat olduğunu dile dolamıştı. Faili meçhullerden, Musa Anter’den, Orhan Miroğlu’ndan, Şivan Perver’den bahsetmişti. Yakılan köyleri, zorla göçe tabi tutulan Kürtlerin dramını anlatmıştı dinleyenlere. Sonuç, kocaman bir hiç olarak geldi tam da gözümüzün önünde durdu. Bu durumu tuhaf bulmayanlardanım. En nihayetinde, bir önceki muktedirlerin egemenliğinde olan ülkede, geldiğimiz nokta, yine bir öncekinin durmuş olduğu noktaydı. Daha gerisi değil.
  •  
  • Biz tabii ki demokrat tavrımızı korumaya devam edeceğiz ve toplumun kendini ifade edebileceği demokratik katılım kanallarının açılması için hükümet edenlere ilişkin eleştirilerimize devam edeceğiz. Lakin durumun bu günkünden de geriye gideceğine dair kanaatlerim hasıl olmakta. Başbakan’a, meclis marifetiyle verilmiş olan güç, bizzat yönetenlerin emri ile işlenmiş suçların, yargı denetiminden uzak tutulmasını içeriyor ki, vay halimize. Gerçi hoş, yargı denetimi desek de, bu ülke de hiçbir zaman devletin işlemiş olduğu suçlar yargı denetiminin marifetiyle, öyle ayan beyan ortalığa dökülmedi. Yargı ancak kamuoyu baskısı doğrultusunda bir şeyler yapar göründü. Bakın kilit davalara, kamuoyu baskısı yoksa o davanın üzerinde, yargı ne yönde karar vermiş? İşte Hrant Dink Davası! Kamuoyunun gözleri önünde beş yıldır süren davanın sonucu vicdan kanatan bir kararla noktalandı. Her ne kadar Yargıtay süreci dillenmiş olsa da, mahkemenin vermiş olduğu karar, bu ülke de yargının ne hallerde olduğuna dair yeterli ipuçlarını önümüze koydu.
  • Hemen buraya Ayhan Çarkın’ın durumunu ilave etmek istiyorum.
  • Ne oldu sahi? Bu adam çatır çatır konuşuyordu ve birilerinin ipliğini pazara çıkarmıştı. Şimdilerde gündemden düştü Ayhan Çarkın. Aslında şöyle adam akıllı bir şekilde gündeme dahi oturtmadılar Ayhan Çarkın’ı ya…
  •  
  • Durumun vahim olduğunu düşünmekteyim. Bir tarafta yeni bir toplum mühendisimiz, diğer tarafta o toplum mühendisinin keyfiyetine verilen yeni yetkiler… Böyle bir durumdan kimsenin memnun olmaması gerekir. Biz, yani toplumun fertleri olarak zaten memnun değiliz. Bu durumdan bencileyin hükümet üyeleri, meclis ve bizzat Başbakan’ın kendisi de memnun olmamalı. Zira başına aldığı bela pek de hayra alamet sonuçlar doğuracak cinsten bir bela değil.
  •  
  •  
  •  
  •  
 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..