- Kategori
- Siyaset
Referanduma neden "Hayır" diyelim-7

Gözümüzün nuru, Türkiye'nin geleceği, cesaret abidesi bir savcımız var: Zekeriya ÖZ..
Türkiye ondan soruluyor artık. Türkiye'deki suçlu gazetecileri, doktorları, savcıları, hakimleri, askerlerin suçlu olanlarını anında buluyor, infaza gerek kalmadan bile cezaları kestiriiyor. Kafasına göre de bir imam bulmuş kaçması ve delilleri karartması mümkün olmayan kişileri dahi tutuklu olarak yargılatıyor ceza yemezse peşin peşin ceza çektiriyor. Binlerce sayfalık dava gerekçeleri yetmiyor. Yanına binlerce daha sayfa ekliyor. Bu işin içinden 5000 savcı ve hakim çıkamayacak duruma gelmişken. Süper savcımız hızını alamıyor, tutuklama, yakalamalara devam ediyor.
Bu davayı bu kadar şişirmesinin ve içinden çıkılamaz hale getirmesinin de tek nedeni var: Davayı olabildiğince karmakarışık ederek ve içinden çıkılmaz hale getirerek davaların olabildiğince uzamasını sağlamak ve içerdekilerin olabildiğince Guantanamo'da pardon Silivri'de kalmasını sağlamak.
Artık şu bürokrat ve siyasiler bitse de sıra bize gelse diye bekliyor vatandaş. Yakalanan ve tutuklananlar nasıl oluyorsa hep AKP muhalifleri. Bir tane milli görüşçü, feytullahçı, AKP'li bu işlerin içinde yokmuş demek ki.
Bu ülkede AKP'li olmayan herkes tehlikeli ve suçlu gibi gösteriliyor. Hatta AKP'ye oy vermeyenin kanı bozuk bile denebiliyor.
Deniz Baykal'ın telefonlarını dinlemeye aldırmış, yüksek yargıdan birkaç kişiyle olan görüşmesini belki birgün lazım olur diye saklamış. Sayın Öz herşeyi kendine vazife edindi. Deniz Baykal'ın dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlıyordu ki bugün İstanbul Cumhuriyet savcısı " Buna yetkin yok nereye koşuyorsun! " dedi. Buna yetkili olan makam Cumhuriyet başsavcılarıymış. Bunun dayanağı da 2006 yılındaki adalet bakanlığının tebliği. AKP kendilerini korumak için çıkardığı bu tebliğ önlerine bir anda engel oluşturdu. Şimdi adalet bakanlığı bunun önünü açmak için yeni tebliğ yayınlaması gerekecek.
Balyoz davasında yakalama emri çıkarılan subayların terfisi yapılması engellenmesini garanti altına almak için terfi gününe ramak kala acilen ifadeye çağırdı. Bu yakalama ve çağrıların tek gerekçesi vardı amaç çok belliydi. Bu da AKP'nin istediği doğrultuda yapılıyor nasıl oluyorsa. Ergenekon savcısının hükümetten ve/veya uzantılarındant alimat aldığı neredeyse gün gibi ortadayken Deniz Baykal'ı adaleti etkilemekten dava açılması çok garip geldi.
Adadet hakkında söylenmedik söz bırakmayan Başbakanın söylemleri adaleti etkilemek olmuyor, adalet bakanının hakim ve savcıları araması adaleti etkilemek olmuyor, ama Deniz Baykal'ın birilerini araması adaleti etkilemek oluyor.
Savcıları dahi çifte standarda zorlayan bu hükümetin uygulamalarından midem bulandığı için referanduma "Hayır" diyeceğim.