Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Temmuz '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
288
 

Rejimin teminatı..

“Var mı CHP dışında bir alternatif ?” tezimizden ve, “Bu gün için CHP muhalefeti olmasa, memleket külli Siyasal İslamcıların fink attığı alan olacak” kuşkularımızdan ve korkularımızdan yola çıkılıp, balık hafızalı olduğumuz belirtilerek, yakın tarihi hatırlamadığımızı belirten eleştirilerle karşılaşıyoruz son zamanlarda..

Doğrudur.

CHP karşıtı ve Deniz Baykal düşmanı bir grup balık hafızalıdır. Fakat bu balık hafızalılar biraz daha akıllı olduklarını düşündüklerinden sadece işlerine gelenleri hatırlıyorlar.

Bakalım bu arkadaşların dediği gibi mi gelişmiş olaylar?..

CHP ve Deniz Baykal'ı haksızca eleştirenlerin yazılarına yorum gönderenler ve bu yorumları destekliyor görünenlerin unuttukları bir şeyler var her halde..

RTE’nin milletvekili seçilmesi olayı..

Kürtçe yayına razı olmak demokrasinin gereği.

301’e karşı olmak demokrasinin gereği.. Doğrudur.. Katılıyorum.

Demokrasiden yana olan yanımız tabi ki bunları savunacak, savunmalı.. Fakat iş RTE’nin Milletvekili olmasına gelince. “Ne demokrasisi bunun suçlusu Deniz Baykal’dır.”

Öyle mi?..

Şimdi samimi olarak kendimize şunu soralım.

Deniz Baykal ve CHP olsa da olmasa da RTE Milletvekili seçilecek miydi, seçilemeyecek miydi?..

AKP’nin o zaman 3 M’yi çok iyi oynayan “karizmatik” genel başkanı, arkasında çok güçlü okyanus ötesi rüzgar esiyorken meclise girmeyecek miydi?..

Öyle mi sanıyorsunuz?..

Yoksa Deniz Baykal’ı karalamak için bir bahane daha bulduğunuzu sanıp, bu olayı bilinçli olarak mı kullanıyorsunuz?..

363 Milletvekili ile Mecliste olan bir partinin genel başkanı meclis dışında bırakılsaydı, bu hem RTE’nin hem de “demokrasi yanlılarının” ekmeğine yağ sürmez miydi?..

“AKP kapatılırsa RTE’daha çok mağduru oynar ve halktan daha çok oy alır” diyenler, o zamanki dışarıda kalmanın, RTE’ye daha çok yarayacağını bilmiyorlar mıydı sanki?..

Fakat amaç üzüm yemek değil, bağcıyı (Baykal’ı) dövmek..

Bura da sayın Baykal’ın tavrından ziyade;

Demokrasi yanlısı isek, ve RTE’nin 363 milletvekili ile gelmiş bir partinin Genel Başkanı olduğunu görmemiz ve halkın AKP’yi istediğini dolayısıyla RTE’yi istediğini görmemiz gerekir..

Tersini düşünelim.

Deniz Baykal RTE’nin Milletvekili olmasını engellemeye çalışsaydı, çok büyük “sol” muhalefet yapsaydı, ne olurdu?.. Acaba RTE Milletvekili seçilmez miydi?. Ama Deniz Baykal’a vurmak kolay, “İşte RTE’yi Deniz Baykal başbakan yaptı..”
İşin kolay ve belden aşağı vurma tarafı olmuyor mu bu?..

Deniz Baykal RTE ile buluşması hakkındaki konuşmalarında RTE’ye devletin üniter yapısını bozacak hareketlerden kaçınmasını, laikliğin temellerine dokunmamasını, milli eğitime karışmamasını söylediğini ve bu konularda uyardığını hep söylüyor.

Bunu RTE’de doğruluyor..

Bir şey daha.

Bence Deniz Baykal’ın haklılığı ve ileri görüşlülüğü o zamanda kendini göstermiş. Madem RTE milletvekili olacak ve bunun demokrasinin, milli iradenin gereği olduğu o zaman çok şiddetli bir şekilde ifade ediliyor ve ABD’den AB’ye kadar tüm kesimlerde savunuluyordu, o zaman bu işi engellemeye çalışmak doğru bir tavır mı olurdu?..

O zaman demokrasi karşıtı durumuna düşmemek ve RTE’nin gerçek yüzünün görülmesini sağlamak için iktidar olmasının (ki zaten olmuştu) önüne geçmemek gerekirdi. Baykal’da bunu yapmıştır. Ve doğru olanı yapmıştır.. Milli görüşünde gerçek yüzü iktidar olduktan sonra görüldü ve defteri halkımız tarafından dürüldü. AKP ve RTE’nin de sonu o olacaktır.

Gelelim CHP ve Baykal dönemi “başarısızlıklarına”..

Erdal İnönü’nün genel başkan ve Deniz Baykal’ın genel sekreter olduğu dönemde girilen 26 Mart l989 yerel seçimlerinin galibi SHP olmuştur. Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerin ve 39 ilin Belediye başkanlığı SHP’ye geçmiştir. Bu durum Ecevit’in CHP’sinin 1974 ve 1977 ler deki % 40’lık oy oranından sonraki en önemli başarıdır. O zamanda Deniz Baykal CHP’de önde gelenlerdendi, SHP başarısında da Deniz Baykal Genel Sekreterdi.. İl Genel Meclisinde % 30’a yakın oy almıştı SHP.. (Genel Sekreteri Baykal olan SHP)

Bunu devamında ne oldu?..

Deniz Baykal’ın ayrılıp, Hikmet Çetin’in Genel Sekreter olduğu dönemde SHP 1991 seçimlerinde % 20 oy almış ve üçüncü sıraya geriledi..

Yani Baykal’ın olmadığı dönemde SHP eridi..

Deniz Baykal’a, RTE’yi “milletvekili seçtirdiği için” yapılan eleştirilerin 10’da biri Demirel’in seçilmesi için o zamanki SHP yöneticilerine neden yönlendirilmiyor acaba?..

Ayrıca DYP-SHP hükümetine girmek ve milletvekili olmak için Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığından istifa edip, gidip Samsun’dan milletvekili seçilip, Tansu Çiller’in bakanı olan Murat Karayalçın’ın hiç mi suçu yok?.. Bitmiş Metro’nun açılışını Melih Gökçek’e yaptıracak kadar siyaset hırsı gözlerini bürümüşlerin hiç mi suçu yok?.. Burada Doğan Taşdelen’in DSP’den aday olup sosyal demokrat oyların bölünmesini sağlamasını ve çok az bir oy farkıyla (Mamak çöplüğünde çıkan oylar faciası ortada iken) İ.Melih Gökçek’in kazanmasını sağlamasından bahsetmeye gerek yok. En zayıf hafızalı balık dahi bunu hatırlıyor.

1994 seçimlerinde içersinde Deniz Baykal’ın olmadığı SHP yerel seçimlerden hezimetle ayrıldı. Bütün büyük şehirlerde seçimleri kaybetti..

18 Nisan 1999’da yapılan seçimlerde Bülent Ecevit’li DSP % 28.18 lik oyla birinci parti olmuş ve o seçimlerde CHP % 8.71 oy alarak parlamento dışında kalmıştır. Doğrudur..

Yani Sosyal demokrat karakterli seçmen o seçimlerde ağırlığını Ecevit’li DSP’den yana koymuş ve CHP meclis dışında kalmıştır. Bu normaldir. Her iki partiye de % 20’ler civarında oy verecek bir sosyal demokrat kitle oluşmamıştı maalesef o zaman.. Fakat ne zamanki DSP tarikat ve cemaatlere sıcak mesajlar vermiş o zamanda DSP yok olmuş ve bu % 24-25’lik taban CHP’ye yani çok “eleştirilen” Baykal’a kaymıştır. İşte CHP tabanı böylesine dürüsttür, samimidir, laiklikten yanadır. Bu özellikler CHP üst yönetimine de yansımıştır. Yansımaya da devam edecektir.

28 Mart 2004 yerel seçimlerinde Deniz Baykal’ın başında olduğu CHP başarılı olamadı. Fakat bu başarısızlık kazanılan Belediye bazında bir başarısızlıktı. Çünkü bir önceki seçimlerde % 13 olan oy oranı, % 18’e çıkmıştı ve bu oy durumuna bakarsak bir başarıdır. Kaldı ki Sayın Baykal 1999 başarısızlığında (% 8.71’lik oy oranıyla meclis dışında kaldığında) istifa etme erdemliliğini de göstermiştir.

Eeee istifa etti de ne oldu?.. Geri gelmedi mi?..

Geldi, gelmeliydi.. Çünki bana göre koskoca CHP’nin başına CHP ağırlığını taşıyacak, Atatürk’ün koltuğuna layık olabilecek adaylar talip olmamıştı.. Meydan boş kalmıştı Mustafa Sarıgül olayı CHP’nin atlattığı çok büyük bir tehlikedir..

Şimdi akıllı balığı değil de normal hafızalı balığı oynayalım ve güçte olsa hatırlamaya çalışalım..

CHP meclis dışında kaldığında bile en keskin muhalefeti yapmıyor muydu?.. 2001 krizinin etkilerinin de verdiği güçle hükümete en ağır eleştirileri yöneltmiyor muydu?..

2001 krizi en çok AKP’yi iktidar yapmak isteyen ABD’ye, tabi ki AKP’ye ve (her zaman söylediğim gibi tarikatlere, cemaatlere yanaşmayan ve ABD’nin Ilımlı İslam Projesini desteklemediği halde) CHP’ye yaramıştır. Türkiye ve Laik Cumhuriyet yandaşları CHP’de toplanmıştır..

CHP ve Deniz Baykal eleştirileri bana birazda Ergenekon İddianamesini hatırlatıyor, bol bol iddia var somut bir şey yok. Baykal’ın olduğu dönemlerde SHP ve CHP’nin gerilediği söyleniyor. Fakat somut olan Baykal’ın olmadığı dönemlerde SHP ve CHP’deki gerilemedir.

Fakat haksızlık etmeyelim bu eleştirilerin içinde doğru olan bir şey var.. SHP ve DSP’den eser yok..

Buna karşılık CHP dimdik ayakta..

Tarih daha başka nasıl doğru söyler ki ?..

Yine söylüyorum, CHP tabanı samimidir, dürüsttür, laiklikten yanadır, gıda kömür yardımları, din iman masalları CHP tabanını etkilemez. Bunlarla işi olmaz CHP’lilerin. Bu özellikleri parti üst yönetimine de yansımıştır yansıyacaktır.

Kemal Kılıçdaroğlu, Atilla Kart, Deniz Baykal, Onur Öymen, Cevdet Selvi v.s. gibi isimlerin son dönemlerdeki söylem ve araştırmalarına bakın, hiçbir şey bilmiyorsak bile 1 Mart Tezkeresinin geçmemesinde ki CHP’nin rolünü ve Deniz Baykal’ın çabalarına bakın, buna balıklar bile bakıyor ve Akdeniz’de özgürce yüzüyorlar ABD askerlerinin postal sesleri yok çünkü oralarda… (geçmeyen tezkere sayesinde)

Saygılarımla..

Cevdet Yıldıztekin

28.07.2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne yazıkki bugünün chp si atatürk ün kurduğu,onun istediği biçimde çalışan bir chp değil. atanın adından cumhuriyet adından artmayan bir oy potansiyaline sahip diğerlerinden farkı olmayan bir parti. ama kötünün iyisi en azından. iktidara gelmeye korkan , kazara gelse panikleyen, hırsızlara cesaretle karşı koyamayan,ama en azından çalmayan bir parti chp, oylarımızla varlığını sürdürdüğümüz ama çalışmamasına kızdığımız bir parti chp.

soyluperi 
 29.07.2008 13:09
Cevap :
Fakat ne yazık ki günümüz dünyasıda Atatürk dönemi dünyası değil. O günün şartlarında Emp. karşı mücadele veren bir CHP vardı. Günümüzde ise Globalleşme ve Emp. dayattığı ekonomik ablukaya karşı mücadele eden/etmeye çalışan bir CHP var. Ve bu CHP tabiki farklı ve o şanlı Kurtuluş Savaşı sonrasındaki CHP'den daha pasif görünecektir.Oyları artırmadı iddianıza ise maalesef katılmıyorum. 12 Eylül darbesinden sonra yeniden dirilme mücadelesi veren ve bir ara % 1,5'lara düşen bir oy oranından, bu günkü CHP doğmuştur.CHP'yi analiz ederken, bu gün tüm emp. uşağı güçlerin en çok kime saldırdığı gerçeğinide göz ardı etmememiz gerekir sanıyorum. CHP tam istediğimiz gibimidir ?. Hayır.. Bu konuda size katılıyorum. CHP'yi istediğimiz gibi olması için zorlamalıyız. Ama CHP'den vazgeçmeden zorlamalıyız.Bu potansiyel var çünki. Hem tabanda hemde CHP'de.. İstediğimiz gibi bir CHP görmek ümidi ve dileğiyle.. Saygılar  29.07.2008 16:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 243
Toplam yorum
: 688
Toplam mesaj
: 103
Ort. okunma sayısı
: 754
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

1957 Kars doğumluyum. Emekliyim. Gazi Üniversitesi İİBF İşletme bölümü ön lisans mezunuyum. Yazı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster