Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '08

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
388
 

Renk bizde heyecan bizde

Renk bizde heyecan bizde
 

Hırvatistan maçında da taraftarlarımız galibiyet bekliyor. Bize yarı final çok yakışacak.


Bizim milli takım gerçekten turnuvanın en renkli takımı olduğunu bir kez daha gösterdi. Bugünkü yazısında Mehmet Demirkol’ da takımımızın turnuvanın en dengesiz takımı olduğumuzu söylemiş. Dengesiz dediğimize bakmayın inişi çıkışı belli olmayan bir oradan bir buradan esebilen bir takımız. Gerçekten de ne futbol mantığımız nede zekâmız bizim takımın durumunu anlatmaya yetmiyor. Özellikle ilk maçta belki de turnuvanın en ezik futbolunu oynayan bir takım daha sonra nasıl olurda iki maçı da geriden gelip kazanır. İşin en tuhaf kısmı da sanırım bu, sonradan ne olduysa rakiplerimizi ağlaya ağlaya soyunma odasına gönderişimiz uzun yıllar unutulamayacak. Portekiz maçını izleyen herkes milli takımımıza yolun gözüktüğünü düşünmeye başlamıştı. Gerçi elimizde oynamadığımız Arda kozu sahneye çıkınca planlarımız bir anda değişiverdi. İsviçre maçında da ilk yarıda futbol adına pek bir şey yapamadık. İsviçrelilerin kaçırdıkları gollere seyirci kalmaktan başka elimizden bir şey gelmedi. Havanında aşırı yağmurlu olması da işimizi zorlaştırdı. Allahtan ikinci yarıda yağmur dindi de kendimize gelebildik. Maç gitti derken müthiş yetenek Arda ile umutlarımızı son maçımıza sakladık. Futbolda şansında yanınızda olması gerekiyor. İlk maçta da çok şanslıydık ama Portekiz dişli çıkınca bizi şansta kurtaramadı. Yıllardır Türkiye olarak müsabakalarda şanssızlığımızı bu sefer üstümüzden atmışa benziyoruz. Dilerim şansımız bu şekilde devam eder.

İsviçrelileri geçen maçın çimlerinde ağlamaklı bırakıp dünkü maça geldiğimizde ise karşımızda Çekleri bulduk. Hem de 50 yıldır yenemediğimiz Çekleri. Takımımıza çok güveniyorduk ve bu maçı almamızın bizi belki de yarı finale kadar götüreceğinin de fakındaydık. Farkındaydık ama maçın başlaması ile beraber Çeklerin kontrollü ve baskılı oyunu karşısında bakakaldık. İlk topu ayağımıza alıp bir şeyler yapmaya çalıştığımızda maçın 6. dakikası idi. Bu dakikadan sonrada pek bir şey değişmedi birkaç cılız şut ve yine uzun oynamanın verdiği top kayıpları ile bir şeyler yapmaya çalıştık. Milli takımımızın ileride uzun adamları olmadığı için bu şekilde oynamamızın bize hiçbir faydası yok. Dilerim Fatih hoca Hırvatlara karşı takımı daha planlı hazırlar. Eksiklerimiz kapanmaz ama en azından yaptığımız hataları düzeltebiliriz. Bizim adamlara maçın ilk yarısında dikkat ettiyseniz topu ayağına alan nereye atacağından habersiz biçimde ellerini kaldırıyordu. Planlı bir oyun anlayışımız olmayınca top ayağımızda tehlike yaratmadan geziniyordu. Bu arada Çeklerin baskısı artmış ve çektikleri şutlar ile kalemizi yoklama başlamışlardı. Ben Koller’ in bu kadar iyi kafa toplarına çıktığını tahmin etmiyordum açıkçası. Nerdeyse hiç top alamadı bizim savunma. 35 yaşında ama gerçekten sahada Çeklerin en hareketli oyuncularından biriydi. Ataklar geldi gitti derken sağdan çok iyi kesilen ortaya Koller güzel bir kava vuruşu yaptı ve Volkan’ı mağlup etti. Maçı izleyen herkes bu maçın döneceğini asla akıllarına getirmemişlerdir. Özellikle bu kadar etkisiz bir futbolu sergileyen bir takım nasıl maçı çevirebilirdi ki? Ama mantığımızın bittiği yerde bizim takım başlıyor desek yalan olmaz.

İkinci yarıya değişiklikler ile girdik. Takımımız en azından savunmada kalmaktan ise ataklarla Çekleri sersemleteceklerin farkına varmıştı. Baskılı oyunumuz, Çeklere top yaptırmamamız kısacası ikinci yarıda her şey yolunda idi. Bir gol geride idik ama her an gol atacak gibi oynuyorduk. Hamit oyuna ısınmıştı. Sabri’nin girmesi kanatları daha etkili kullanmamıza sebep oldu. Ayrıca Arda’nın da kanatlardaki etkili oyunu ile Çeklerin kalesine gidip onları zorluyorduk. Ta ki savunma oyuncumuz Emre Güngör’ ün sakatlanmasına kadar. Emre sakatlandı oyunda eksik kaldık ve oyuncu değiştireceğimiz zaman yan hakemin ağırlığına takıldık. O zaman işte başımızdan kaynar sular döküldü. Hızlı gelen bir atak ve yan topla kalemizde ikinci golü gördük. Yıkılmadık dersek yalan olur. Geri kalan 25 dakikada penaltılara kalmamak için 3 gol bulmamız gerekiyordu. O dakikadan sonra Çekler işi rölantiye almayı tercih ettiler ve işte orada hata yaptılar. Son 25 dakikayı skoru koruyarak geçirebilirlerdi ama en azından oyundan bu kadar hızlı kopmamaları gerekiyordu. Arda yine sahneye çıktı ve Hamit’in müthiş oyunu ile topu Peter Çek’in yanından ağlara gönderdi. Peter Çek dünyanın en iyi kalecilerinden bir tanesi ama dün iyi ki de gününde değildi. Arda’nın golü bizim için bir umut oldu ve geriye kalan 18 dakikada her şey olabilirdi. Yeniden moralimiz yerimize geldi ve oyun artık bizim elimize geçti. Çekler oyundan aniden kopunca tekrardan oyuna tutunamadılar. Ataklarımız yavaş yavaş hissedilmeye başlamıştı ki maçın kader anında Peter Çek belki de senede birkaç kere yapacağı bir hatayı yapıverdi. Nihat’ımız ise öyle bir yerde idi ki topun yere düşmesi ile kale gitmesi arasında sadece saniyeler vardı. Dakikalar 90’ı gösteriyordu ve bizim takıma bir haller olmuştu. Kimse ne olduğunu çözemedi. Hızlanmıştık, isteğimiz artmıştı ve ataklarımız hep ölümcüldü. Ben maçın uzatmalara gideceğini düşünüyordum. Ta ki yine maçın görünmez kahramanı Hamit yeniden sahneye çıkana kadar. Hamit, Nihat’ı öyle bir kaçırdı ki, her şey o anda Nihat ile Peter Çek’in arasında kaldı. Nihat topa öyle bir vurdu ve dünya starlarına yakışan bir şekilde topu ağlara gönderdi. Topu müthiş falsoladı ve ağlara bıraktı. Şansımız yanımızda idi Allahtan top direğe vurup da oyun alanına dönmedi. Bu kadar şansımız da olsun artık, yıllardır biz yedik bu tür golleri, artık atma zamanımız gelmişti.

Her şey yolunda giderken bizim patlamaya hazır bombamız Volkan pimini çekti ve kendini dışarıda buldu. Volkan’ın bu hareketi yapmasına akıl mantık ermiyor. Son anda bir gol yesek sanırım Volkan bir daha milli takımı zor görürdü. Volkan iyi bir kaleci ama bu yaptıkları onu sıradan bir kaleci durumuna sokuyor. Yani maçın en önemli anında bomba Volkan patlayabilir ve bir çuval incir berbat olabilir. Allahtan Tuncay kalede iken top gelmedi de yırttık. Yoksa çok acı çekecektik. Hakem maçı bitirince bayrağımızla maç izlediğimiz yerde dans ettim. O kadar sevindim ki anlatamam. Dünyanın her yerinde yaşayan milyonlarca Türk sokaklara fırladı ve bu mucizeyi kutladı. Bu maçı nasıl kazandık hala bilmiyorum. Maçta bir şeyler oldu ve bizim çocukların vurduğu Peter Çek’i mağlup etti. 15 dakika da maç döndü ve maçı aldık diyen Çekler sahanın ortasına yığıldı. Bu takım artık çok inandı ama bu oyunu 90 dakikaya yığmaktan başka şansımız yok. Her zaman bu kadar şanslı olamayabiliriz. İki maçtır futbolun güzelliklerini yaşıyoruz ama şansta bizden yana. Hırvatlar çok kaliteli bir takım ve bizi daha çok zorlayacaklar. Kendimize güvenerek sahaya çıkalım ve oyunu ayaklarımıza dolaştırmadan oynayalım. Arda çok kolay adam geçiyor ve rakip onu kolay kolay durduramıyor. Nihat aralara kaçarak kendine pozisyon buluyor. Havadan topları ise daha dikkatli kullanmamız gerekiyor. Tuncay’ın oyuna mücadelesini koyması güzel ama biz ondan kaleyi daha çok zorlamasını bekliyoruz. Kazım ise heyecanını bir kenara bırakmalı. Hakan Balta’da oyuna daha çok katkıda bulunmalı.

Bu çocuklar artık bizi sevindireceklerini ispatladılar. Dilerim önümüzdeki maç daha güzel oynarız ve yarı finale kalırız.

Yolunuz açık olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 180
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 4177
Kayıt tarihi
: 13.11.06
 
 

Kariyerini Uzakdoğu sahne ve televizyonlarında geliştiren  sunucu, şovmen, yazar, oyuncu Uğur Rıf..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster