​ Rest / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '09

 
Kategori
Deneme
 

Rest

Beni itin kopuğun önüne üryan iten bilmiş, sahi iyi misin şimdi…

Ben yırtınırken birdik iki olduk, iki iken üç olduk daha da oluruz diyerek; sen yüz binlerken biz kökümüze kibrit suyu dökerken tek tükleştirdin mekanlarımızda omuzdaşlarımızı ve daha kimlere karşı kimlerimizi…

Ne geçti eline, sana inanmayan ve inançsız ve dünyada olup bitene üç beş kuruşunu hesaplayıp bön bön bakanlarla etrafın kalabalıklaşınca… Yine kuşatılmış ve kör karanlık bir yarın yırtınmaları içinde değil misin yoksa…

Kevgire çevirdin, ağababalarınla bir olup mücadele ruhumuzu, iğdiş ettin ne kadar derinliği olan ve inançlı adam varsa onların yanında yürümeye çalışan kalabalığı da…

Ha bire koca bir mirastan yedin, yediniz; tıkındın, tıkındınız…

Beş para etmez adamların kapısında kul ettiniz nice babayiğit ve gözü kara omuzdaşımızı, haberiniz var mı…

Ciğerini itin önüne atsan yenmez adamlar şimdi tepinirken tepemizde, bizi soytarıya ve eğlencelik figüranlara çevirip ne de kolay onlara sundunuz…

Nasıl akıl almaz bir vicdansızlıktır sizi saran, nasıl bir bilinç yitimi; aklı yüz üstü bırakıp aptallığı meşrulaştıran…

Yılların emeğini asrın süzgecinden geçirip size emanet eden ustalarımıza karşı yüzünüz var mı artık, yüzünüz; onların manevi yücelen anılarına karşı sıkılmadan ve en çok da kaçmadan… Yanı başınızda bizi de aymazlığa ve kör noktalara sürüklerken…

Yüzü astarından pahalı kıskacın içinde bizi örümcek ağına düşürdünüz, üstelik suçu da pişkinlik ve arsızlık yaparak sizinle ödün vermeden yürüyenlerin üstüne atarak…

Canımız yanıyor, çıkmadı ama… Kanımız akıyor, donmadı daha…

Senin deha bilip başına taç giydirerek önümüzde yürüttüğün ağalık heveslisi kendini bilmez; yüzyılların mirası, yılların birikimi olan mücadele geleneğinden gelen aydınlık akarsuyun yatağını şaşırdı, sizi de sudan çıkmış balığa çevirdi bizi de arkanızdan sürükleyerek, bilginiz olsun…

Kırk defa, resimlerine bile toz konunca dayanamadığımız güzel çocuklarını bu halkın ağzına sakız yapınca kırk birincide kustu siyaset…

Kırk defa, çağların rehberlerini diline pelesenk edince kırk birinci defasında eksik ve yalan yanlış anlatınca ikona kalakaldılar, tarihin ortasında donarak…

Dudak büküp civarındakilere yıkılır bugün yarın dediğin yapı yapılar oldu, adam adamlar oldu; artıklarının ve zararlarının üstelik altında her seferinde biz kaldık, bizi bir kalemde geçtim, bize bel bağlayanlar da sonra kalakaldı…

Coğrafyan kazan olmuş fokurdayıp kaynarken, sen elinde dolaştırıp ha bire sallayarak bulandırdığın bir tas ılık suyla hangi derde deva olup hangi yangını söndürmeyi düşünüyorsun, sahi anlatsana!

Yalnızca sen ve tepende başımızın üstünde boza pişiren üç beş ağababan olsa başımıza musallat olan ve önümüze hendek kazan, elbet hal çaresi bulunur bu engelin… Ama değil be, değil!...

On binlerce aklıevvel ve bir halttan anlamaz, bir baltaya sap olmaz da peydahladınız bunca zaman sonra, asalak kalabalığı olarak düşünen ve üreten inançlı insanların etrafını saracak, aydınlığını kısacak kadar halka halka, duvar duvar…

Etrafında yalandığınız masalar üstünüze yürüyecek, şaşırmayın!

Gökyüzü; işini gücünü bırakıp yüzünüze kısırlık ve sığlık tükürecek, korkmayın…

Yeryüzü; yer yarılsaydı da bu günleri görmeyip içine girseydim dedirtecek size, sakın ha, daha sırası değil, ölmeyin!

Yıllardır akıttığınız irin, bu kez de sizi ve yarattığınız yaratıkları önüne katıp yurdumu sizin gibi pisliklerden temizler mi ki… Yalanın batsın dünya!

 
Toplam blog
: 55
: 383
Kayıt tarihi
: 27.01.09
 
 

1975’te Ankara’da doğdu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F. İşletme Bölümü’nü bitirdi. Şiirleri..