- Kategori
- Futbol
Rıza Çalımbay'ın Fenerbahçe kısmeti devam ediyor...

Fenerbahçe Rıza Çalımbay’ı bir kere daha geçemedi. Üstelik on kişi kalan bir Eskişehirspor’u yenemedi. Rıza Çalımbay'ın Fenerbahçe kısmetine de artık diyecek bir şey kalmadı. Hani futbolun ilahları gerçekten varsa Rıza Çalımbay'ın iki omzunda oturuyor ve özellikle Fenerbahçe maçlarında etkili oluyorlar.
Fenerbahçe çok iyi başladığı bu maçı iki puan bırakarak bitirdi. İlk yarı için söyleyeceğimiz şey geçen hafta Bursaspor maçının ikinci yarısıyla başlayan iyi futbolu devam ettiriyordu. Golü de tam zamanında buldu. Ancak Fenerbahçe’nin artık kabusu haline gelmiş defans sorunu yüzünden yenilen beraberlik sayısı, Fenerbahçe’nin hız kesmesine neden oldu. Yediği ilk gol az da olsa ofsayt şüphesi taşıyordu, ancak değildi.
Penaltı için söyleyeceklerimiz; çok net bir pozisyondu. Alex kaleciden kurtulmuş, Ivesa'nın yapacak hiçbir şeyi kalmamıştı. Aslında buna toslama ya da bodoslama denilebilirdi. Penaltı kesindi; kalecinin ihracı da gerekiyordu.
Ivasa'nın beyin travması geçirdiğini öğrendik, üzüldük.
Fenerbahçe'nin golü sonrasında Carlos'un geri pasında kaleye giden top pilot kameraya göre sanki içeriden çıkmış gibi geldi bize.
Yenilen ikinci gol ise anlatılır gibi değil. Bugün sahneye yine Edu çıktı. Yapması gerekeni yaptı!!!
Fenerbahçe iki takım gibi; takımın forveti inanılmaz şeyler yapıyor, defansı da evlere şenlik bir görüntüde. Defans sorununu Aurelio’nun bıraktığı boşluğa bağlamak ise Fenerbahçe’nin büyüklüğüne ve adına yakışmaz. Örneğin bugün Maldonado’nun gollerde hatası var mıydı, diye sorabiliriz. Sanırım hiçbirinde yoktu.
Arsenal maçı da öyleydi.
Carlos'un çizgi içinden çıkmış gibi görünen topu da sayılırsa üç hata var üçü de gol oluyor.
"Kolay mı canım, bu takım Galatasaray'a da dört gol attı?" diye kendimizi rahatlatamıyoruz. Çünkü iki maç arasında dağlar kadar fark var. Galatasaray bu kadar defans hatası yapmadı. Bu maçtan Fenerbahçe’nin defans hatalarını çıkarın maç başka olur.
Eskişehirspor taraftarının Aziz Yıldırım alehine bağırışlarını anlamak da mümkün değil. Bu bir başlangıç olmamalı.
İkinci Yarı
İkinci yarı başında hangi takımın on kişi oynadığını anlayamadık. Rıza Çalımbay sanırım baskın bir gol atıp sonra geriye yaslanma düşüncesi içinde bir taktikle çıkmıştı sahaya ve Eskişehirspor öyle pozisyonlara giriyordu ki, maçın adamı Volkan olacaktı neredeyse.
Maçın bir diğer adamı Güiza oldu. Attıklarıyla değil, kaçırdıklarıyla...
Güiza yakaladığı pozisyonları değerlendirme yüzdesi aynı kaldığı sürece Fenerbahçe bütün maçlarda ciddi bir gol sıkıntısı da çekecektir. Üç tane yüzde yüz gollük pozisyon kaçırdı, yazık oldu Fenerbahçe'nin 3 puanına.
Deivid oyuna çok geç girdi. Alex sakatlanmasaydı belki hiç oynamayacaktı da. Selçuk – Ali Bilgin ve Gökhan – İlhan değişikliklerini taktiksel olarak hiç doğru bulmadım. Sadece Selçuk – Deivid değişikiliği düşünülebilirdi. Ali Bilgin ve İlhan’dan oluşan bir sağ kanat gerçekten çok ilginç bir deneme oldu. Zico'lu Fenerbahçe ile Aragonesli Fenerbahçe arasında fark da bu. Zico çok panik yapmıyordu. Sabırla hücum geliştiriyordu. Fanteziye kaçmıyordu. Özellikle 60. dakikadan sonra gördüğümüz Fenerbahçe, keşke değişiklik yapmasaydı dedirtti.
Oysa Aragones'in panik anlarında Fenerbahçe'nin orta sahasının tamamen dağıldığına şahit olduk. İşte tam da bu zaman diliminde orta sahayı toparlayacak bir futbolcu aradı gözlerimiz.
İlhan'ın daha çok maç oynaması gerekiyor. Ama böyle maçlarda ve anlarda değil.
Haftaya oynanacak Galatasaray maçı öncesinde Fenerbahçe bir kere daha gerildi. Herkes bu maçı Fenerbahçe rahat alacak diye düşünüyordu, tersi oldu. Üstelik on kişi kalan bir takımı yenemedi, on kişi oynayan takımdan gol yedi. Hafta arası Arsenal maçı var. Sonra derbi. Çanlar Fenerbahçe için öylesine çalıyor ki; insan merak bile edemiyor.
Sonuç olarak Fenerbahçe'nin maç kazanabilmesi için yediğinden çok atması gerekiyor. Bursaspor maçı gibi.
Uzay Gökerman
Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır