- Kategori
- Deneme
Ruha Dokunmak

İnsan yüreğine, tenine, duygularına dokunan birini kolay buluyor ve adına aşk diyor. Ruhunu ise umursamıyor çoğu kez. O yokmuş gibi davranıyor. Ve bazen hiç farkında olmadan da çekip gidiyor bu dünyadan. Mutlu yaşadığını sanarak...
Ruhumuza dokunacak eli bulmak kolay değil elbet!
Ama hayat size elini uzatmaya karar vermişse, mutlaka ruhunuza dokunuyor.
O dokunuşla siz o güne kadar yaşadığınız her şeyin sıradan, rutin, anlamsız olduğunu fark ediyorsunuz. Aşk bile cazibesini kaybediyor, o naif dokunuş sonrası. Bunun aşk olmadığını, ondan daha farklı, daha güzel, daha anlamlı olduğunu düşünüyorsunuz.
Çok öte bir duygu olduğunu...
Başka bir boyuta geçip, o boyuta ait bir duyguyu yaşıyormuş gibi.
Dünyaya ait olmayan, anlatılamayan bir duyguyu.
Ruhun kanatlanmasının sözcüklerle ifadesi olabilir mi?
Onu birinin avuçlarında hissetmek, o avuçların sıcaklığını, sevecenliğini,şefkatini duymak, insanın hayatında kaç kez yaşayabileceği bir duygudur? Böyle bir duygu sağanağına yakalandığında kim kaçıp kurtulmak isteyebilir ki ondan?
Hiç düşündünüz mü, bir sözcüğün ruhunuza dokunduğunda size yaşattığı hazzı dünyevi olan ne yaşatabilir ki ?
Ve eğer birileri size dokunan elin "Günah" olduğunu söylediğinde vazgeçebilir misiniz ondan? Bunca aramış, bunca beklemişken...
"Bazı rastlantılar alın yazısından başka bir şey değildir ve söyle bana, onu kim değiştirebilir?"*
Ve bazı rastlantılar size hayatın sunduğu, sizin de reddetme lüksünüzün olmadığı armağanlardır. Bu bağlamda, "Bir yabancıya içimize girmesi, kimsenin gözle görüp elle tutamadığı cisimleşmemiş benliğimize dokunması, orada pervasızca gezip dolaşması için elinizde olmadan izin vermiş olursunuz."**
Böyle birinin var olduğunu bilmek yaşanabilecek en güzel duygu değil midir?
Paylaşılmaz ve biricik...
Hep saklı ve hep saklımızda kalan!
* Kürşat Başar / Başucumda Müzik sayfa:9
** Age sayfa:213