- Kategori
- Aşk - Evlilik
Ruhumuzun kelepçesi olmasın!

Günümüzde de evlilik kurumu üzerinde çok kısa sürelerde ani kararlar alınmakta .
Tıpkı on yıllar öncesinde olduğu gibi!
Kimimiz birkaç saatlik sevgi gösterisi karşısında adeta mutluluktan ölür,kimimiz de bir gün dahi aranmasak dünyanın sonunun geldiğini düşünürüz.
Yaşın gelmiş te geçiyor bile gibi kalıplaşmış cümlelerin altına sığınarak,treni kaçırmamak adına yanlış trene binenlerimiz vardır hala!
Özgürlüklerini kabusa dönüştürme cesaretini göstermekten hiç çekinmeden.
Çok cömertçe harcadıkları kendi hayatları oysa!
Ortak yönlerinin olup olmadığının ortaya çıkacağı süre kadar bile bekleyememek,yada ilişkilerinin gelip geçici olup olmadığını hissedemeyecek kadar!
Bir de ailelerin çocukları için alalacele ama en uygun insanı aramaları gerçeği var.
Zengin birisi ile evlenmenin hayattaki en büyük lütuf olduğunu zannedenler.
Bu düşüncede olan insanlar gerçek zenginliğin gönül zenginliği olduğunu unutuyorlar.
Çevrenin takdirini toplamak adına doktor ya da mühendis gibi itibar sahibi insanlarla evlenmeyi tercih edenlerin sayısı da hiç az değil
“Hayal dünyasına balıklama atlamak” becerimiz ,hayatımızı ortaya koyacağımız bir konuda yanlış kararlar vermemizin tek nedenidir.
Bir zaman sonra parmağımızda,kimilerine göre kutsal sayılan o yüzük, nedense kelepçe gibi durmaya başlar.
Parmağımızı acıtır!
Ruhumuzun kelepçesi olur adeta.
Hatta bazen kendimizi yapayalnız hissettiğimiz anlarda fırlatıp atma ihtiyacı bile duyarız.
Paylaşılan hiçbir şey yokken, o yüzükle ortalarda gezinmek, çevremizdeki insanları ve de en önemlisi kendimizi kandırmaktan başka bişey değildir oysa!