Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
3997
 

Ruslar ve Türkler

Ruslar ve Türkler
 

Rusya deyince genellikle eski Sovyetler Birliğini kastederiz, bazen şimdiki Rusya’yı bazen de eski Sovyetler Birliği’ni. Ben Rusya’ya çok gittim. En çok Moskova’ya ama San Petersburg’a da, belki onbeş defa var, bir eksik bir fazla olabilir. Ukrayna’ya da gittim, Yalta, Harkov, Kiev, Lviv, Odesa. Ayrı milletler ama kültür olarak çok farklı olduklarını sanmıyorum, bir defa aynı lisanı konuşuyorlar yani Rusça, sadece Lviv’de ağırlıklı olarak Ukraynaca konuşuluyor.

Baştan söyleyim. Rusya’yı da Rusları da çok seviyorum. Bir defa kültürleri bize çok yakın. Eve ayakkabıyla girmemeleri, büyüklerin yanında sakız çiğnemenin, ayak ayak üstüne atıp oturmanın ayıp olması, atasözleri vb. Çağdaş İngiliz tarihçisi Orlando Figes’in Rus Kültür Tarihi ile ilgili muhteşem kitabını, “Nataşa’nın Dansı” nı okursanız bana hak verirsiniz.

Ruslar kişilikli, ciddi, saygın, adab-ı muaşeret kurallarını bilen ve uygulayan ve kültürlü insanlar. Çoğu çocukluğunda, laf olsun diye değil, ciddi olarak ya bir müzik aleti çalmasını öğrenmişdir, ya her hangi bir spor dalında ciddi olarak çalışmışdır, ya bale öğrenmişdir, yani okulda ki derslerinin yanında mutlaka bir hobi edinmişlerdir.

Ruslar içinde Anna Karinina’yı okumayan yoktur. Tahsillisi, tahsilsizi, köylüsü, şehirlisi Anna Karanina’yı ve Tolstoy, Dostoyevski’nin veya zevkine göre başka ünlü bir Rus yazarının birkaç kitabını okumuştur. Hepsi Puşkin’in, Mayakoski’nin birkaç şiirini bilir ve sever.

Rusların çok zengin ve onurlu bir tarihi vardır. Dünyaca ünlü yazarları, kompozitörleri vardır, şairleri vardır. Bolşevik ihtilali gibi dünya  tarihini değiştiren devrimleri vardır. Hermitaj gibi ünlü müzeleri vardır. Kremlin’leri vardır, Kızıl Meydan’ları vardır, San Petersburg’ları vardır. Çaykovski’leri vardır. Saymakla bitmez. Onun için gururludurlar. Kendilerine ilk isimleriyle hitap edilmesinden hoşlanmazlar, iki üç isimden oluşan tam unvanlarıyla hitap edilmesinden hoşlanırlar.

Ortak tarihimizden, Osmanlı dönemindeki savaşlarımızdan bahsetmek istemiyorum. Ama şu kadarını söylemeden geçemeyeceğim. Kurtuluş Savaşımızda bize çok yardım ettiler. Erzurum’a vagon vagon, silah cephane gönderdiler, onbinlerce altın ruble gönderdiler, batı ülkeleri karşısında elimizi güçlendirdiler. Bunları da unutamayız.

Rusya gibi komşumuz olması, uçakla üç saatte gidebileceğimiz bir komşumuz olması, bizim için bir şansdır, talihdir, Allah’ın bir nimeti, lütfudur. Ben pek çoğuyla tanıştım, görüştüm, gerek iş konusunda, gerek özel dostluklar kurdum. Kısaca söylemek gerekirse, Ruslar kompleksi, kaprisi, mimikleri, afrası tafrası olmayan, son derece sade ve natürel insanlar. Güzel ve sevimli insanlar, başta biraz mesafeli gibi görünürler ama bir defa sizi tanıyıp güvendikten sonra dostluklarına doyum olmaz.

Allah’ın bildiğini kuldan niye saklayım. Gönlüm ister ki Ruslarla ilişkimiz sadece siyasi, ekonomik, ticari vb değil, kişisel bazda da ilerlesin. Bütün Ruslar Türkiye’ye gelsin, Türkleri tanısın. Bütün Türkler, Rusya’ya gitsin Rusları tanısın. Özel dostluklar olsun, ortak aileler oluşsun, ortak çocuklar olsun, iki millet birbiriyle kaynaşsın, birbirlerini sevsin. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Moskova'da en cok hayiflanip uzuldugum konu; Yuce tanri nasil bu kadar guzel kadini bir araya toplamis !!!

Newyorker 
 02.09.2016 22:53
Cevap :
:))  03.09.2016 11:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 326
Toplam yorum
: 181
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 919
Kayıt tarihi
: 10.03.11
 
 

Okullar: TED Ankara Koleji, ODTÜ, Bogaziçi Üniversitesi (Master) İş Hayatı: Philips, Anadolu Endü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster