Rusya'nın marabası olmak / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '08

 
Kategori
Güncel
 

Rusya'nın marabası olmak

Bundan yirmi yıl önce idi. Bir TV programı için açık oturum düzenlenmişti. Konu Nükleer Santrallar. "Kurulsun mu, kurulmasın mı?"Tartışılması bile abes olan bu davete icabet ettik. Karşımda Çevre Koruma Derneği mensupları vardı.
Bilinen klasik söylemler... Nükleer santrallar konusunda atıldı tutuldu.
Ben ise nükleer santralları yerinde gördüğümü; bu konu ile ilgili geniş kapsamlı araştırmalar yaptığımı; nükleer enerjinin korkulacak bir şey olmadığını, bundan sonra gelecek hükümetler nükleer santral kurma konusunda bir çalışma yapmazlarsa günün birinde krizle karşı karşıya kalacağımızı ifade ettim.
Ayrıca dünyada Kartel savaşları olduğunu, bir sektörün farklı sektörü etkisiz hale getirmek için lobi dahil çok yönlü mücadele yürüttüğünü ve oyuna gelmememiz gerektiğini hatırlattım.

Şimdi bakalım. Aradan yirmi yıl geçti. Bu güne kadar Çevreci kardeşlerimizin (sanki biz çevre düşmanıymışız gibi izlenim doğuyor) dediği oldu.
Fransa yıllardan beri enerjisinin % 74' ünü nükleerden karşılıyor. Dünya haritasına bakarsanız biz Afrika ülkeleri grubundayız. Gri bölge diye anılan yerde. Hatta Mısır bizden daha ileride bulunuyor nükleer enerji konusunda.
Enerji faturamız korkunç boyutlarda.
Bu yıl kırkbeş milyar doların gideceği kesinlik kazanmış durumda.
Ya bir de kuraklık devam ederse! Allah korusun 50 milyar dolar ruslara ve İran'a gidecek.

İhracat yapmak asla çözüm değil. Önemli olan Havuza giren ve çıkan suyu denetlemek. Şu anda dip savak sonuna kadar açık. İthalat tırmanıyor. Satıp savuyor, enerji adına ruslara ödeme yapıyoruz.
Biz şu anda rusların marabası durumundayız. Kabul edelim yada etmeyelim gerçek budur.

Bu yetmiyormuş gibi adamlar 130 dolardan (önce 100 dolara alıyorlardı) aldıkları Türkmen gazını da bize yüksek fiyattan pas ediyorlar. Bu işe alet olanlar herkes tarafından iyi biliniyor.
İşin garip tarafı, enerjiyi bulduk diye seviniyoruz.
Biz kendi kaynaklarımızı açığa çıkarmak zorundayız.
Eğer yirmi yıl önce nükleer enerjiye geçmiş olsaydık bugün çok önemli bir noktada olacaktık.
Bu konudaki tek tesellim ise mayıs ayında nükleer santral inşaatına başlanılacak olması.
Bu da olmayabilirdi. Nükleer enerji öcü olarak tanıtıldığı için enerji alanında çalışan bilim adamları ve politikacılar yön değiştirebilirdi.
Korkulan olmadı. Mayıs ayında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları mayıs ayında nükleer santralla tanışacak.
Aslında bu da yetmez. Enerji Verimliliği haftası olan bu haftada insanlar enerji konusunda bilinçlendirilmelidir.
Gereksiz yere yanan bir ampul, yanlış seçilen buzdolabı, yalıtımsız bir bina, sıcak olarak buzdolabına giren yiyecek vs. bilinmeli ki barajda boşa akan su, atılan kömür, savrulan petrol, dışarıya boşu boşuna ödediğimiz gaz parası demektir.
Bu gidiş iyi bir gidiş değildir.
Tasarruf yöntemlerini bilmiyoruz veya uygulamıyoruz.
Kaynaklarımızı çar çur ediyoruz.
Yeni kaynakları devreye sokamıyoruz.
"Armut piş, ağzıma düş."
Sonuç belli.
"Rus marabası."
Bu zinciri kırmak zorundayız.

 
Toplam blog
: 38
: 294
Kayıt tarihi
: 26.06.07
 
 

Bir üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışıyorum. Ülke problemleri hakkında yazmayı ve tartışma..