Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Sabırlı olmayı da bilmeliyiz

Sabırlı olmayı da bilmeliyiz
 

Olağanüstü olaylar karşısında hiç telaşa kapılmadan sanki hiçbir şey olmamış gibi sakince hareket edebilir misiniz? En ağırbaşlı olarak nitelendirilebilecek insanlar bile, beklenmedik felâketlerle karşılaştıklarında, yoğun bir duygusallığa kapılarak, bir peşin hükümlülüğe odaklanırlar.

Bir yangının itfaiye tarafından söndürülüşüne şahit olmuştum. İlk kez bu muhakemeyi orada yaptığımı sanıyorum. Yangın gibi bir belaya karşı mücadele etmek için zamanın ne kadar önemli olduğunu takdir edersiniz. Ancak benim gördüğüm itfaiye erleri, sanki bahçe sulamak için hazırlarmış gibi hortumları ağır ağır takıyorlar, sindire sindire hareket ediyorlardı.

Onlar için heyecan ve telaş, en son kullanılacak duygulardı.

On üç askerimizin birden şehit olduğu müessif olay, kalbinde birazcık insanlık duygusu ve vatan sevgisi barındıran herkesi kor gibi yakıyor. Şehitler üzerine bir şeyler söylemek için hepimizin dağarcığında bir şeyler var. Kızgınlığımızı, üzüntümüzü, feryadımızı en vurgulu şekilde anlatabilmek için, daha da acıtıcı kelimeler seçmek ve cümleler kurmak istiyoruz.

Bir olayı sıradan insanlara göre daha farklı anlatabilmek, kimsenin görmediği detayları görebilmek ve bunları dile getirebilmek, herkesin duygularını kamçılayarak, gerektiğinde sevinci veya üzüntüyü daha da çoğaltabilmek, bir yazarlık becerisidir, kabul ediyorum.

Ancak ne bir roman yazıyoruz, ne de bir film senaryosu. Yaşadığımız çok acı bir gerçeğin ta kendisidir. Ana yüreğinin bir evlat acısı karşısında hissettiklerini bir başkasının daha hissedebileceğini sanmıyorum. Canhıraş feryatlar, gökyüzüne yükselen ağıtlar değil sadece bunun ölçüsü. İçin için kanayan bir anayüreğinin avusu, canalıcı kelimelerden daha da keskindir.

Bu yüzden onları daha da coşturmaya yönelik takviye bir yazıya gerek yok.

Sorumluluk mevkiinde bulunan insanların bu acılara lakayt kalamayacağı da kesindir. Her şeyden önemlisi onlar da insandır ve anadır, babadır. Böyle kritik bir milli meselede olaya politik açıdan yaklaşarak birilerini suçlamak da mümkün değildir. Eğer bahsedilen o kişiler için ön planda olan ve değer taşıyan tek şey siyasetse, -ki bu kadarını asla düşünemiyorum- böyle bir durum siyasetçiyi daha da zor durumda bırakacağı için, yine onların kayıtsız kalması düşünülemez.

Yaşadığımız bu faciadan kahrolmayacak tek bir sorumlu kişi olabileceğine de ihtimal veremiyorum.

Vatandaş olarak bir çaresizlik durumuyla karşı karşıya olduğumuz kesindir. Belki de öfkemizin temelinde yatan, bu hiçbir şey yapamamanın getirdiği bîçareliktir.

Bilinçsizce oraya buraya saldırarak acımızı hafifletemeyiz. Evlatlarını şehit veren ana babalara derman olamayız. Bir an evvel bu ıstırabımızı dindirmesini istediğimiz güvenlik güçlerine, idari birimlere bu şekilde yardım edemeyiz. Etraflı düşünmek, önünü arkasını hesap etmek, kesin sonuç almak için, daha geniş vadede, daha kapsamlı yapılabilecek şeyleri bulmak zorundayız.

Sınırötesi harekât yapalım, Kuzey Irak'a girelim gibi, duygusal, hamasî ve hatta siyasî ataklarla, kendimizi tatmin etmeye çalışmamalıyız. Sağduyumuzla hareket edip aklı selimimizi kullanarak, milletçe aynı ülkü etrafında toplanarak, bu acıların şerbetinde yoğurulup, tek bir ses tek bir nefes olmayı başararak bilinçli bir mücadeleyi hedeflemeliyiz.

Aklımıza ilk gelenleri yapmak yerine, akıllıca hareket etmenin, verilen kararların sonuca ulaşması açısından daha tesirli olacağını unutmamalıyız.

Ve her düğümün, ancak onun çözülmesiyle ortadan kalkacağını da... Ama öyle, ama böyle...

Milletçe başımız sağolsun..
 
Toplam blog
: 859
: 979
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..