​ Sadece "Şikayet" edemezsiniz... / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '07

 
Kategori
Haber
 

Sadece "Şikayet" edemezsiniz...

Sadece "Şikayet" edemezsiniz...
 

Bu gün unumu eledim, eleğimi de duvar astım. Yani blog yazımı da yazdım, gazeteye “Köşe” yazımı da gönderdim. Arkasından demledim çayımı, yan geldim -her ne kadar başbakan hoşlanmasa da yan gelmekten - kanepenin üzerine, elimde çayım, önümde dizüstü bilgisayarım ve internette haber sayfalarım… Bu arada da tv ekranlarında yine haber kanalları, keyif ediyordum ki…


“Tak” diye bir haber düştü…

“Asker, sınır ötesi harekât için yazılı emir beklerken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, K.Irak'a operasyonla ilgili "İçerideki 5 bin terörist bitti mi ki dışarıdaki 500 ile uğraşalım?" yorumunu yaptı.

Erdoğan, bir harekâtın hem siyasi, hem ekonomik, hem askeri hem de güvenlik açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kararın "siyasi" olması gerektiğine dair sözlere de yanıt veren Erdoğan, "Elbette siyasi olacak karar ama bu kararı alırken istişarelerde bulunmak gerekir. Bu konudaki uzman kurumlarla konuşuyoruz" dedi.”

Başbakan’ın bu sözlerine bir anlam veremedim doğrusu.

Hani Padişah İncili Çavuşa “Öyle bir şey yap ki, özrün kabartından büyük olsun” demiş de İncili Çavuş da gereğini yapmış ya… Bir Başbakan olarak şikâyet etmesi gereken en son kişi kendisi olması gerekirken, ne kadar şikâyet varsa, hepsini ortaya kendisi çıkarıyor.

Doğrusunu isterseniz kafa karıştırmaya yönelik bu söylemi garipsedim ben.

Bana göre Başbakan diyor ki “Ey ahali… Ben biliyorum terörün ne boyutta olduğunu. Ama beni bana bırakmıyorlar ki… Asker de bana karşı, AB de bana karşı…”

Önce neden AB’nin karşı olduğunu kısaca vurgulayalım…

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, iktidara geldiği günden itibaren, daha önceleri “Hıristiyan kulübü” olarak adlandırdığı AB’ne o kadar sahip çıktı ki, ne deseler fazlasıyla hepsini yerine getirdiler. Yasaları değiştirdiler, kolluk kuvvetlerinin yetkilerini kıstılar, Diyarbakır, Şırnak, Hakkâri gibi illerimizin Belediye Başkanlarının PKK hakkındaki söylemlerini “Özgür düşünce” sınıfında saydılar. Üst kimlik alt kimlik diye bir şey ifade ettiler. Yine İmralı’daki terörist başının avukatları vasıtası ile hapishane dışına ulaşmasına göz yumdular.

Bu ve benzeri şeyler olurken hep uyarıldılar.

Kimler uyardı?

Başta Asker uyardı. Yapmayın, etmeyin böyle olmaz dediler. Sonra muhalefet uyardı. Basının aklı başında olanları uyardı. Uyarmayan kalmadı ki…

Madem yurt içinde 5000 terörist var, siz hükümet olarak bu güne kadar neredesiniz?

Sayın başbakan…

Evet, siz siyasi iradenizi ortaya koyacaksınız. İradenizi “emir” olarak ortaya koyduktan sonra eğer “emre itaatsizlik” veya “beceriksizlik” varsa, onun da gereğini yapmak sizin boynunun borcu. Hele 4, 5 sene önce son yıllarda kimseye nasip olmayacak kadar ezici bir çoğunlukla iktidar olacaksın hem de şikâyet edeceksin…

Sayın Başbakan

Bu gücünüz ile her şeyi yapabilirdiniz, gücünüz yeterdi…

Bir şey hariç…

Şikâyet etmek…

Siz Sayın Başbakan sadece “Şikâyet” edemezdiniz, ama siz sadece ve her yerde “Şikâyet etmeyi” seçtiniz…

Ne yazık ki!...

Ve beni de yan gelip otururken rahatsız ettiniz, bir yazı daha yazdırdınız.

12 HAZİRAN 2007

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..